Şeria ve Moskofiye'ye bakan pencere üçgeninin arasında o eski paşayı hatırladım.
''- Herşey bitti mi Paşam?'' diye sordum. Gözlerinden kırları artan sakalına bir iki damla yaş düştü.
Paşam!
İnönü, Lozan, İkinci Dünya Savaşı kurtarıcılığından çok üstün çapta, milletini kurtarmış olursun!
Son ve gerçek kurtarıcılığın bu olur. Paşam, kurtar bu milleti kendinden...
Yeni İstanbul Gazetesi 15 Ocak 1965
Yüksek bürokrasinin, bu arada 12 Mart 1971 tarihinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Memduh Tağmaç, ki bir sabetayist idi ve 12 Eylül 1980 tarihinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kenan Evren ki, ismi ile müsemma, bir sabetayisttir, ile başlamış ve hız almıştı, toplumu İslamize etme doktrinine ve pratiğine karşın, İslam’ın dayanakları çökmektedir. Artık İslam, hikmeti vücudunu kaybetmektedir; bir toplum, kendisine vereceği olmayanı reddetmek eğilimindedir. Şimdi Türkiye'de İslam’ın, kendi halkına ve çevre kavimlere
vereceği kalmamıştır, verememektedir; buna tükenme diyoruz. Şimdi Müslüman değil, her yanı dışa açık ve kar için en bezirgandan daha
aç ve sahteci, hiçbir ulusal onuru ve ahlakı olmayan, bir topluma sahibiz. Sol aydınlar için yayılmıştı, artık asıl yerini ve muhatabını bulmuştur, "bel kemiği olmayan" bir Müslüman sürü ile karşı karşıyayız. Çobanlarının çoğunun Yahudi asıllı olduklarını gösterebilmiş haldeyiz ve bu nedenle de, "işte Paşam, buyrun, işte marifetiniz" diyoruz.
Hüzün zamanın frenidir. O an durgunluğun ıstırabı yudum yudum içilir... Keyifli saatler çabuk biter de, içinde sıkıntıların kaynaştığı dakikalar insana geçip gitmezliğin bıkkınlığını verir.
Ağalar, savaşmasını bilmeyenlerin yaşamaya hakkı yoktur. Yarın var olabilmek için bugün ölümü göze alma vaktidir. Şimdi, başa gelenlere ağlamanın sırası değildir.