Belki bu da kâfiydi. Bir insana bir insan herhalde yeterdi. Fakat o da olmayınca? Her şeyin bir hayal, aldatıcı bir rüya, tam bir vehim olduğu meydana çıkınca ne yapılabilirdi? Bu sefer inanmak ve ümit etmek kabiliyetini ben kaybetmiştim. İçimde insanlara karşı öyle bir itimatsızlık, öyle bir acılık peyda olmuştu ki, bundan zaman zaman kendim de korkuyordum.
Bismillâhirrahmânirrahim
MÂUN suresinde;
"Helak-i azim şol namaz kılan kimseler içindir ki onlar namazlarında gaflet edicidir."
Hâtem-i Esam rahimehullah'a namazın adabı sorulduğunda şöyle cevap vermiştir.
-Namaz kılarken sağ tarafında cenneti,sol tarafında cehennemi mülâhaza ve sırâtı ayaklarının altında ve mîzanıda gözünün önünde bilerek ve Cenab-ı Hakk C.c. Hazretlerinide her ne kadar ben onu görmüyor isem de o beni görüyor bilerek, zâhirde bâtında bütün sırlarımada vâkıf olduğunu mülâhaza ederek ona göre namaz kılmak lazımdır deyince Yusuf İsminde ki zat Hatem'e sormuş ki;
-Sen böyle namazı ne zamandan beri kılarsın?
- 20 seneden beri diyince Yusuf denilen kimsede yanındakilere;
Kalkınız 50 senelik namazımızı kaza ve iade edelim. Yani şimdiye kadar kıldığımız namazlarımızın iâdesi lazım geliyor muş dedi.
Kaynak: Musahabeler.M.Sami Ramazanoğlu (k.s)
Firavun henüz ilahlık davasında bulunmazdan
evvel sarayının kapısına " Bismillah > yazdırmıştı. Mûsaya iman
etmediği için MÛsa Cenâb-ı Hakk'a Ya Rabbi Ben onu davet ediyorum ama ondan bir hayır görmüyorum diye iltica ettiğinde Allah; Her halde sen onun helak edilmesini istiyorsun Ve en sadece onun küfrünü görüyorsun Ben ise Onun kapısına yazdırdığı yazıyı da görüyorum buyurdu.
O, ne Arş’a “Ey Levham”; ne Cennet’e “Ey Cennetim”; ne Ateş’e “Ey ateşim” dedi. Asilere, “Ey kullarım” dedi. Bu sana yeter bir övünçtür.
Kıyamet günü “bedenim, bedenim!” diyeceksin. Hz. Muhammed “ümmetim, ümmetim!”, diyecek. Cennet “hissem, hissem!”, diyecek. Cehennem “payım, payım!” diyecek. Rabbu’lİzzet, “kulum, kulum!” diyecek.