— Bazen, bütün bunlara geri dönüp baktığım-
da, birşey düşünürüm : acaba bazı şeyleri başka
türlü yapamaz, yaşamımı farklı bir biçimde yaşayamaz mıydım — daha az acı çekip, daha az çektiremez miydim...
Bilmiyorum.
Belki.
Belki de değil.
— Ama şunu biliyorum: Yaşam tek seferliktir.
Bir kişi de, kim ise odur. Ben de ancak öyle, yaşadığım gibi yaşadım; başka türlü yapamazdım.
— Başka türlü yapabilmeyi ister miydim... Sa-
nıyorum, Hayır — peki o zaman, bütün bunları
yeniden yaşamak durumunda kalsaydım, bunu
ister miydim... Sanıyorum, Evet.
Çünkü, işte, başka, olduğumdan farklı bir kişi
olmak istemezdim — bütün yoksunluklarımla, kusurlarımla, bozukluklarımla, ben benim... Yaşamım da böyle olacaktı; zaten de, öyle oldu...
Ey zavallı milletim dinle! (Durur) şu anda, hepimiz burada seni kurtarmak için toplanmış bulunuyoruz. Çünkü ey milletim, senin hakkında, az gelişmiştir, geri kalmıştır gibi söylentiler dolaşıyor. Ey sevgili milletim! Neden böyle yapıyorsun? Neden az gelişiyorsun? Niçin bizden geri kalıyorsun? Bizler bu kadar çok gelişirken geri kaldığın için hiç utanmıyor musun? Hiç düşünmüyor musun ki, sen neden geri kalıyorsun diye durmadan düşünmek yüzünden, biz de istediğimiz kadar ilerleyemiyoruz.