~"Senin o karanlık dediğin şeyden herkeste var canım. Alayı da karanlığıyla yaşayıp karanlığıyla ölüyor. Televizyonda söylüyorlardı geçen, kara delikler yakınlarındaki yıldızlardan kopan parçaları yutarak büyüyormuş. Tıpkı insanlar gibi. İnsanlar da içlerinin karanlığını, ruhunu emdikleri başka insanların aydınlığıyla besliyor. Anlasana, herkes birbirinin katili. Ama sorsan, herkes Çobanyıldızı, herkes incitildi, herkes aldatıldı. Peki o zaman inciten kim, kim kırdı bunca insanı? Şunu kafana sok artık, kötülük bu türün hamurunda var."~
Sayfa 31
Mick Jagger 1965’te ilk kez “Hiç tatmin olamıyorum!” şarkısını söylediğinde, geleceği gördüğünü bilemezdik. Jagger’ın 2013’te biyografi yazarına söylediğine göre, yaklaşık dört bin kadınla birlikte olmuş (yetişkin hayatındaki her on gün için farklı bir partner). Dikkat ederseniz Mick cümlenin devamına “...ve en sonunda dört binde tatmin oldum. Tamamdır!” diye devam etmedi. Muhtemelen devam edebildiği kadar eder de. Peki “tatmin”e erişmek için kaç partner gerekir? Eğer şimdiye kadar dört bin tane partneriniz olduysa, hayatınızı dopaminin kontrol ettiğini, en azından seks konusunda, söyleyebiliriz. Dopaminin ana emri şudur: Daha fazla. Sör Mick, tatmini yarım yüzyıl daha arasa bile yine de bulamaz. Onun tatmin fikri, tatmin olmak değil, arayıştır. Bu arayış da sonsuz tatminsizliği ortaya çıkartan molekül, yani dopamin tarafından güdülenir. Birini yatağa attıktan sonra aklına gelen ilk şey başka birini bulmaktır.
Psikoloji
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Dopaminin bir de karanlık tarafi vardır.Eğer bir sıçanın kafesine yem atarsanız, hayvandaki dopamin seviyesi yükselecektir.Dünyanın gökten yiyecek yağan bir yer olduğunu kim bilebilirdi ki? Eğer beş dakikada bir yem atmaya devam ederseniz, dopamin durur.Sıçan, ne zaman yiyecek geleceğini bilir, yani daha sürpriz olmaz ve sıçanın ödül tahmininde yanılgı olmaz.Ya rastgele zamanlarda yem atıp sıçanı şaşırtsaydınız? Peki ya sıçanlar ve yem yerine insanlarla parayı koysaydınız?
Psikoloji
"Bu dünyanın batmadığına şükür, Kâmil Ağa. Allah'ın bizi gâvurlarla terbiye etmesi neden bakalım? Milletçe bozulduğumuzdan... Bana sorarsan, rahmetli Sultan Hamit Efendimizi tahtından indirmekle biz bela torbasının ağzını açtık. O zamandan bu zamana çektiklerimiz hep kul azgınlığındandır. Önce seferberlik geldi, kırıldık. İşte şimdi de gâvur ayağı altındayız. Peki artık elverse ya... Ne gezer?
Sayfa 107·Kitabı okuyor
Kafka’nın bize vereceği en güzel öğreti şu olsun: Bilinçüstünde yaşadığımız hiçbir şeyi gerçeğimizle karıştırmamak. Peki bilinçüstü yaşadığımız gerçek değilse, gücümüz ve varlığımız nerede saklı? Bilinçaltımızda.
​"Şimdi, şimdiki "ben" geçmişteki "ben"i yargılıyor. Şimdiki "ben"den sonra bir başka "ben" oluşacak ve benim dünkünü yargıladığım gibi o da bugünkünü yargılayacak. Peki ya kim bana merhamet gösterecek? Ben kendime merhamet göstermezken? (Giovanni Papini)"