Kolundan tutup ışığa, insanların arasına, pespembe sokaklara götürmeli onu. Orada böyle acı çekilmez, yumuşayıverir, güven dolu halini bulur ve her zamanki acılarının düzeyine iner.
Sayfa 51 - Can Yayınları 42. baskı
1000Kitap
Bilinemez
kimler geçiyordur pespembe sevişmelerin içinden, kimlerin içinden sevişmeler? Bilinmez.
Sayfa 27 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Şiir
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Yaşam dolu, sağlıklı, taptaze, pespembe kimseler görürsünüz, bir sa­at sonra ölüverirler.
Pdf
(Cherubino'ya) Şimdi sessiz yalvarışları, tatlı okşamaları Ve çiçekten çiçeğe olan uçuşmaları unut; Sen artık kalpleri fethedemeyeceksin, Kandamlası çiçeğini, küçük bir Nergiz'i. Şimdi bu göz kamaştırıcı tüyleri unut, Bu çiçekleri, bu parıldayan şeritleri, O bukleleri, o ipeksi elbiseleri, O parlak, pespembe yanakları. Şimdi sessiz yalvarışları vs. unut. Ağzı bozuk yoldaşların arasında, Yanık kahverengi, kocaman sakallar, Tüfek omuzunda, kılıç belinde. Adımlar sağlam, bakışlar cesur, Baştan aşağı tamamen silahlı, Çok onurlu, ancak küçük kazançlar. Ve fandango yapılacak bir yerde, Çamurların içinde asker yürüyüşü. Dağların ardından, vadilerin üzerinden, Kar ve yakıcı güneşe doğru, Müziği eşliğinde trompetlerin, Mermilerin ve top atışlarının, Yıldırım gibi gürültüleri, Kulaklarını çınlatıyor. Cherubino, zafere gidiyor, Savaşta zafere doğru! (Askerler gibi yürüyerek ayrılırlar)
Sayfa 45·Kitabı okudu
Alıntı
Hiç Bir Şey Bilmiyormuşum Bu ağaç, bütün kış penceremin önünde, reçine yeşili etlice yaprakları ile çırpınıp durmuştu. Şimdi de, baharın başladığı bu günlerde, yapraklarını döktü, incecik dallarının uçlarında kişniş üzümlerininkine benzer salkımlar verdi. Ben ne bu ağacın, ne bu salkımların, ne de bu salkımları telâşa, sevince, hattā neşeye varan bir istekle, şakıya şakıya yiyen kuşların adını biliyorum. Bu kuşlara belki serçe, belki de üveyik derler. Kim bilir, belki de, şimdiye kadar hiç işitmediğim bir kelimedir isimleri. Bunlar, acaba, bütün kış ve bütün sene burada mı idiler, yoksa uzun bir yolculuktan ve başka bir iklimden yeni mi döndüler? Böyle de olabilir; çünkü "göçebe kuşlar" denildiğini işitmişliğim var: Onlar Güneş'i kovalarlarmış. Ama benim gün ve güneş üzerine de, aylar ve mevsimler üzerine de bir bilgim yok. Günler uzaldı, geceler kısaldı derler; Kasım yüz, gerisi düz derler; dokuz iyi gitmezse otuzu gözle derler. Ben bunların hiçbirini bilmiyorum. Günler ne zaman uzalır veya kısalır, ne zaman geceyle eşitleşir, Kasım kaç gündür? Bilmiyorum. Dokuz'u veya otuz'u gözlemenin anlamı nedir, bilmiyorum. Ben-değil bunları- tuzlu bademin veya sakız leblebisinin mâcerasını bile bilmezdim. Bunları da, pastalar, çikolatalar gibi, insanların yaptığı şeyler sanırdım. Oysa, pastaların bile, çikolataların bile bir hayat mâcerası varmış. Ben bütün bunları ve badem ağaçlarının hayatını, nohut tarlalarını bir sarışın kızdan öğrendim.. geçen yaz.. ve otuz yedi yaşımda. O bana, bir gezintimizde; - "Badem en erken çiçek açan ağaçtır, demişti; çiçekleri pespembe olur" demişti. Bademler çok erken açar, baharı müjdelerlermiş. Ama çok zaman karda kalır, kavrulurlarmış. (Bazı sanat ve düşünce adamlarını hatırlamıştık.) __Ben hâlâ
Sayfa 136·Kitabı okudu
Önsöz
Dans dersine diğer kızlar pespembe giyerek giderken neon yeşili giymek isteyen kızlar için.
Sayfa 1·Kitabı okudu