Panik atakların hep fiziksel, somut bir şey olduğunu sanırdım. Gürültülü ve duvarlara çarpmaya benzeyen bir hal. Oysa tam tersiymiş: Derli toplu bir dinginlik. Gece denizde yüzerken bir petrol tabakasının ortasında kalmak gibi. Kıpırtısız, yoğun, sessiz bir karanlıkta asılı durmak gibi.
Artık yaşlanmıyorum bile. Tepeden tırnağa ölüm belirtileriyle doluyum. Herhangi bir uzman, bana en fazla iyi dileklerini sunabilir. Bu da ne demektir, evlat?
“Ne demektir?”
Panik atakların hep fiziksel, somut bir şey olduğunu sanırdım. Gürültülü ve duvarlara çarpmaya benzeyen bir hal. Oysa tam tersiymiş: Derli toplu bir dinginlik. Gece denizde yüzerken bir petrol tabakasının ortasında kalmak gibi. Kıpırtısız, yoğun sessiz bir karanlıkta asılı durmak gibi.
- "Yapabileceğin tek şey var Galip," diye seslendim. "O da oturup sessizce acı çekmek. Bütün gerçek aşıklar gibi."
- "Tamam," dedi. Der demez de alnındaki dikişleri söktü. Yüzü gözü bir anda kan içinde kaldı. Arabaya koştum, torpido gözünde Petrol Ofisi'nden eşantiyon verdikleri kağıt mendil kutusu vardı. Bütün tomarı çıkarıp yanına koştum, alnına bastırdım.
- "Ne yaptın Galip!"
- "Acı çek dedin."
- "Soyut bir acıdan bahsediyordum." Anlamamış gibi baktı, "Göğsünün ortasında hissedeceğin bir acıdan bahsediyordum Galip," dedim. "Bütün kaderini bir insana bağlamanın kederinden bahsediyordum. Kansız bir acıdan bahsediyordum. Ruhunun kanayışından bahsediyordum."
Babamın gömleklerini aylarca çekmecelerden birinde tuttum. O süre içinde birçok şey oldu. O süre içinde Claudia gitti, ben de bu kitabı yazmaya başladım.
Şimdi o gömleklere bakıyorum, onları yatağın üzerine yayıyorum. İçlerinden biri özellikle hoşuma gidiyor, petrol mavisi renkli. Biraz önce denedim, kesinlikle bana küçük geliyor. Aynada kendime bakıyorum ve babaların kıyafetlerinin bize her zaman büyük gelmesi gerektiğini düşünüyorum. Ama ona ihtiyacım olduğunu da düşünüyorum; bazen babamızın kıyafetlerini giymeye ve uzun uzun aynaya bakmaya ihtiyacımız olur.
Sayfa 94 - Notos Kitap Yayınevi, 2011·Kitabı okudu
Salih Mirzabeyoğlu‘nun 1991 yılında yayınlanmış, yayınlandıktan sonra toplatılmış ve bugün mevcudu kalmamış olan eseri [Aralık 2021’de yeni basımı yayınlandı]…Kendim de işkencenin ne olduğunu bilmeyen biri olmayarak, bu eserin hikâyesinden bir miktar söz etmek isterim.Kitabın hikâyesi, 1991 yılına dayanıyor. Ama evveliyatı, bir yıl öncesine… 1990 yılının Ağustos ayı başına… O günlerde, Irak, petrol fiyatlarıyla oynayan ve kendisini zor durumda bırakan Kuveyt’i ilhak etti. ABD ve Batı dünyası, bu ilhakı tanımayacaklarını açıklayarak, bunu savaş sebebi saydılar. Irak ise, Kuveyt’in zaten kendi ülkesine âit bir eyalet olduğunu söyleyerek geri adım atmadı. Böylece “Körfez Krizi” denilen olaylar zinciri başlamış oldu...
İŞKENCE, -Hukuk ve Hûk-, 5 Ağustos 2012, Çarpıcı Kitap·Kitabı okuyor