Özgürlük konusunda bir sürü laf işiteceksin. Dünyada en çok kullanılan "aşk" sözcüğü kadar sömürülmüş bir sözcüktür "özgürlük". Hemen hemen. Özgürlük adına lime lime kesilmeye, işkence çekmeye, hatta ölmeye razı insanlar tanıyacaksın. Umarım onlardan biri olursun. Ancak, özgürlük adına işkence çekmekte olduğun anda bile onun gerçekte var olmadığını, olsa olsa sen onu aradığın sürece ve aradığın oranda var olduğunu anlayacaksın özgürlüğün. Bir düş gibi; doğmadan önceki yaşamının, özgür çünkü yapayalnız olduğun zamanın anısından doğmuş bir düşünce gibi... Evet, orada, içeride bir mahpus olduğunu söyleyip duruyorum, ne kadar dar bir yerde olduğunu, şimdiden sonra ise karanlıkta olacağını düşünmeden edemiyorum. Ama o karanlıkta, o daracık yerde, bu koskocaman ve acımasız dünyada olabileceğinden çok daha özgürsün.
Ama... Erkek doğarsan da aynı ölçüde sevinirim. Hatta belki daha da çok, çünkü o zaman aşağılanmaktan, ezilmekten, kullanılmaktan kurtulmuş olursun. Sözgelimi erkek doğarsan karanlık bir sokakta tecavüze uğramaktan çekinmen gerekmeyecek. İlk bakışta kendini kabul ettirmek için güzel bir yüze, zekânı saklamak için biçimli bir gövdeye gereksinme duymayacaksın. Sevdiğin biriyle yattığın için kimse ayıplamayacak seni; ağaçtan elmayı kopardığın gün cennete günahın girdiğini söylemeyecekler. Çok daha az yorulacaksın. Üstelik daha da rahat savaşacaksın, Tanrı varsa eğer ak saçlı bir yaşlı kadın ya da genç bir kız olabilir savını ortaya attığın zaman. Kınanmadan itaatsizlik edebileceksin.