Star,” Hoid said, planting his staff in the sand with each step, “would you like a story?”
“Please,” she whispered.
Ocean wind blew his hair like a capped wave. “This,” he said, “is the story of wise King Nohadon, and how he saved Roshar.”
"'It’s a little strange, though, marrying someone you don’t even know.'
'Aren’t we kind of doing the same thing?'
'No!' I exclaimed. 'The prince is not a stranger.'
'Really?' Madeline challenged. 'Then please, tell me everything you know about him, because I feel like I’ve got nothing.'
'Actually . . . me, too,' Bianca confessed.
I inhaled to begin a long list of facts about Clarkson . . . but there wasn’t much to tell."
Sonunda mantıklı bir soru soran birisi·Kitabı okudu
Alper Gencer - Şarkısızın Şarkısı
susamıyorum sevgilim
çünkü havada sesimi doğuran bir esir var
bütün çilingirleri sofralara çekerek
kapıda kalanlarla konuşmak istiyorum
kapısında kaldıkları sahiden evleri mi?
bir kilidi açmak kolay değil o kadar
hırsızın belki de yoktur kabahati!
**
selam ile insan insana iliklenir
başında ortasında ve sonunda yine selam
çünkü aranızda selamı yayın demiş efendim
**
bu sonucu beğenmedim sebebi neyse kov!
kes iplerini gel beraber vuralım kuklacıları
vuralım ve bir tren yırtsın dünyanın perdelerini
devrilsin ışık ve gerçek rengini giyinsin gül
**
ben trenin içindeyim git kendine bir istasyon bak
bırak onlar kendi koydukları kurallara inansınlar
**
çektirdiğin fotoğraf neden hiç konuşmuyor
**
bütün randevulara düzenli olarak geç kalmakta haklıydım
gök bana göre değildi yeri zaten hiç sorma
gök de kendine göreydi yerde zaten hiç durma
çıktım bir kapısını bulup yaşadıklarımdan
vardım ki seni sevdim
seni sevdim evler arasından bir evdin
Elinde bir kitap var. Selam niyetine uzatıyor bana.
Katillerin Zamanı. Henry Miller'in kitabı.
"Kendine kıymandan korktum," diyor.
"Hadi siktir!" diyorum.