Evet, beyninle anlıyorsun. Sonra da diyorsun ki: Doğrudur, yamuktur; öyledir, öyle değildir; haklısın, haklı değilsin. Peki ama ne çıkar bundan? Sen konuşurken ben kollarına, bacaklarına, göğsüne bakıyorum da hepsi dilsiz kalıyor, hiçbir şey demiyorlar. Sanki kanlı canlı değiller. Yani anlıyorsun ama nereden? Kafandan mı? Pöff!
Hayatın sizi yine aşağı çekmesine izin vermek zorunda değilsiniz. Evet, böyle. İnsanlar ileri ve geri, yukarı ve aşağı zıplarlar, iyi hissederler, kötü hissederler çünkü hayatlarındaki sorunu gerçek anlamda teşhis etmemişlerdir, kendi varoluşlarının efendileri olmaktan ziyade hayatın kuklalarıdırlar. İşte burada hata yapıyorlar. Hayatın onları aşağı düşmekten başka bir seçeneğin olmadığı noktaya kadar yukarı taşımasına izin veriyorlar ve sonra poff! Kalkütanın Kara Deliği. Çukurlar. Denge yok. Aşırılıklardan kaçın. Aşırılık sorun. Denge çözüm.
Güvertedeki seyyar manikadan derin nefesler çekince o derin ve soğuk uykusundan ateş ile uyanan makineler, içindeki rotları, eksantrikleri, krankları ve valfleri ile monoton ve usandırıcı gidegele varagele hareketlerle çalışıp işlerken, bacadan öfkeli kıvılcımlar saçarak, “puff! Poff! Puff! Poh! Poh! Poh!” Nidaları yayılıyordu.