Tanrı doğayı yaratıp yeri göğü var ettiğinde, buna karşı Şeytan da insanı sahiplenmiş, onu bilgi ağacının meyvesiyle beslemişti. Bilgi edinen insan, diğer canlıların yapamadığını yaptı, varoluşunu bildi. Bildikçe varlığına hayran oldu. Kendisinden başka kimseyi sevmedi, Tanrı’yı bile. Tanrı’ya bağlılığı, ölümden sonraki yaşamı istemesindendi. Ölçü, kendi varlığıydı.
Nöbetçi olduğum gecelerden birinde ağır yaralıların koğuşuna uğramıştım. Bir yüzbaşı yatıyordu... Doktorlar, gece öleceği konusunda uyarmıştı beni. "Sabaha çıkmaz." demişlerdi... "Söyle," dedim ona, "senin için yapabileceğim bir şey var mı? Hiç unutmam... Birden gülümsedi, perişan yüzünde aydınlık bir tebessüm belirdi: "Gömleğinin önünü açsana..." dedi. "Bana göğsünü göster... Karımı görmediğim o kadar çok oldu ki..." Ne yapacağımı şaşırdım, daha kimseyle öpüşmemiştim bile...