10/10
·488 syf.··
Beğendi
·
2026 9. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 25 Ocak 2026 00:00
Bir sanatçı,hayatım boyunca kalbimde taşıyacağıma emin olduğum başka bir sanatçıya yol açtı bu kitapla. Evet yazar değil sanatçıya diyeceğim du Maurier için çünkü bence yaptığı şey bir kitap yazmanın çok ötesinde. İlk çıktığı zaman replay tuşuna basıp üst üste defalarca dinlediğim, benim için kıymeti çok büyük olan bir şarkının yazılmasına vesile olmuş bu kitabı elimden bırakmam mümkün olmadı,okumaya başlamamın haftasonuna denk gelmiş olması büyük şans. Rebecca'yı okurken sadece kitap okumuyorsunuz sanki Mrs. de Winter ile birlikte Manderley'nin koridorlarında, sabah odasında, kütüphanede, deniz kıyısında onunla birlikte geziniyor gibi hissediyorsunuz. Fazlasıyla sinematik bir kitaptı, filmini de büyük bir merakla izleyeceğim. Nasıl tarif edilir bilmiyorum bu kitaba karşı hissettiklerim. Adını asla bilmediğimiz, sadece Maxim de Winter'ın ondan yaşça küçük eşi olarak tanımlanan kitabın ana karakteri kalbinizde bir yeri sızlatıyor. Maxim'e olan aşkı, onun hayatında ve Manderley'de sürekli kendine bir yer bulma çabası, varolma çabası da diyebiliriz hatta buna, o kadar yürek burkucu ki. Maxim'in gülümsemesini bile bir ödül olarak değerlendirmesi özellikle. "Maxim için çok genç, çok toy ve daha da önemlisi onun dünyasına çok yabancıydım. Onu bir köpek ya da bir çocuk gibi hastaca,umutsuzca, kendime zarar verircesine seviyor olmamın hiçbir önemi yoktu." Böyle bir sevgiyi okurken Maxim'e kızmamak, Mrs. de Winter'ı neden bu hayatın içine sürüklediğini düşünmemek mümkün olmuyor tabi. Ama du Maurier sizi o kızgınlıktan uzaklaştırıp, her sayfada tahminlerinizin çok ötesindeki olaylarla şaşırtıp okumaya devam etmenizi sağlıyor. Rebecca'ya çok aşık sandığınız adam aslında bambaşka duygulara sahip biri olarak çıkıyor karşınıza. Kızıyorsunuz, sonra acıyorsunuz, bol bol
RebeccaDaphne du Maurier · İthaki Yayınları · 2020976 okunma
Puan vermedi
Portrait of a Turkish Family, yirminci yüzyılda, son Osmanlı dönemiyle Cumhuriyet Türkiyesi'nin ilk yirmi beş yıllık kesiminin canlı bir panoraması. Orjinali İngilizcrdir Gözyaşları ve ayrılıklarla yoğrulmuş gerçek bir öyküdür. Küçük bir çocuğun aile hayatı içinde yaşadıklarıyla başlıyor. Okul yılları, aile durumları, hamama gitmesi, evlerinin yanması ve zengin durumdan fakir duruma düşülmesi, babannenin evlenmesi ve miras durumları gibi çok normal olarak yazılmış bir Türk ailesinin anılarıdır. İng tarafından çok önemsenen bu konuları ben çok normal buldum ilk 400 sayfada. Son 50 sayfa ise tam istediğim gibiydi. Herkese mutlaka tavsiye ediyorum. " İngilizce ortamında Türkiye ile ilgili Roman çok azdır hele Türklerin kişisel özellikleri ile yaşayış biçimlerini işleyen roman türü şimdiye kadar kaleme alınmamıştır." (Amerikalı yazar Jean de Sequey S.435) "Alışılmış edebiyat türleri dışında yazıldığı ve belirli kişilere belirli mesajları vermediği için ilginç geldi. Okunması kolaydı; bir roman havasındaydı, Doğu'nun egzotik karakteristiğini taşıyordu ve aşk, yaşam sorunları, ayrılık ve olgunlaşma gibi insanlığın tümüne ait duyguları dile getiriyordu." S.436 Kitap 60 yıl sonra Dr. Arın Bayraktaroğlu tarafından Türkçeye kazandırılmıştır. Kitapta önsöz gibi, yazarın oğlu tarafından yazılmış yeni bir stil olan sonsöz de bulunmaktadır. Kitap içeriği: İrfan Orga İngiltere'den önce Türk Havacılıkta başarılı bir subaydır. Görev emriyle İngiltere'ye gönderilir. İngiliz bir kadınla evlenir fakat bu Türkiye'de hiç hoş karşılanmaz. Ülkeye dönünce Diyarbakır'a görevlendirilir Bir nevi sürgün edilir çünkü asker yabancıyla evlenemz ve eşinden de ayrılmayı reddetmektedir. Tutuklanmadan İngiltere'ye kaçar ve orada yaşar. "29 Kasım 1970'te sabahın erken bir saatinde babam İrfan Orga
Bir Türk Ailesinin Öyküsüİrfan Orga · Everest Yayınları · 20181,013 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Bir Türk Ailesinin Öyküsü
9/10
·415 syf.··
Beğendi
·
2025 198. kitabı
·
36 saatte okudu
·
Okunma: 20 Aralık 2025 12:11
Her zaman otobiyografik eserler ilgimi çekmiştir, çünkü orada anlatılanlar gerçek yaşam öyküleridir. Hepimiz bu dünyada birer fert olarak kendi yaşamımızı yaşamakta ve yaşantılarımızdan tecrübe edinmekteyiz. Kitap okumanın en iyi tarafı gerek bizlerle aynı çağda yaşayan gerek yüzyıllar evvel yaşamış olan insanların eserlerini okuduğumuzda onlarla yaşıyor, onların düşünceleri konusunda bilgi sahibi oluyoruz. Sn.Zülfü Livaneli'nin deyimiyle, kitap okumanın en büyük zevk olduğunu ben biliyorum bir tek aklım var ama okuduğum her kitaptaki insanın aklına yaslıyorum kendi aklımı düşünsenize tarihinin en büyük romancıları beyinleri düşünürleri filozofları sizin arkadaşınız oluyor size yol gösteriyor siz onlarla konuşuyorsunuz tartışıyorsunuz ve sonunda çok daha zengin oluyorsunuz ve bunun yaşamınızdaki diğer alanlarda da faydasını görüyorsunuz hangi mesleği seçerseniz seçin kitap okuyan insanlar okumayan insanın bakışları bile farklılaşır. Rıdvan Akar 'ın Suna Kıraç'ın hayatını anlattığı Ömrümden Uzun İdeallerim Var! Kitabından sonra okumuş olduğum bu türdeki en güzel eserlerden biri oldu bu eser. Bir Türk Ailesinin Öyküsü Osmanlı İmparatorluğu'nun çalkantılı son dönemlerinden Birinci Dünya Savaşı'nın yıkıcılığına uzanan bir öykü. Varlıklı bir ailenin adım adım yoksulluğa ilerleyişinin, bir arada kalma mücadelesinin, çarpıcı anlatımı. Bir Türk Ailesinin Öyküsü, İrfan Orga tarafından kaleme alınmış ve ilk kez 1950 yılında Londra’da Portrait of a Turkish Family adıyla yayımlanmış otobiyografik bir eser. Bir Türk Ailesinin Öyküsü, varlıklı bir ailenin Birinci Dünya Savaşı ile başlayan yoksullaşma sürecini, baba figürünün kaybını ve hayatta kalanların verdiği psikolojik mücadeleleri hüzünlü bir dille aktarmakta. Kitap, yazarın Türk Hava Kuvvetleri'ndeki görevinden ayrılıp Londra’ya yerleşmesi ve anılarını yabancı bir dilde başarıyla
Hayata Dair
Bir Türk Ailesinin Öyküsüİrfan Orga · Everest Yayınları · 20181,013 okunma
Puan vermedi·64 syf.··
2025 7. kitabı
Literary Review – Записки сумасшедшего (Diary of a Madman) Gogol’s Diary of a Madman is one of the most psychologically rich and unsettling works in Russian literature. Written in the form of diary entries, it immerses the reader directly into the mind of its protagonist Aksenty Ivanovich Poprishchin, a low-level civil servant whose inner world gradually becomes detached from reality. This is not just a story about madness; it is an exploration of loneliness, social hierarchy, humiliation, and the fragile boundary between hope and delusion. Gogol masterfully shifts the narrative tone: what begins as light satire slowly darkens, turning into a deeply emotional and tragic psychological portrait. Stylistically, the novella demonstrates Gogol’s brilliance in blending absurd humor with piercing social commentary. His language is vivid, his observations precise, and the emotional progression of the protagonist feels disturbingly real. The work remains influential today because it captures universal feelings: wanting to belong, yearning for recognition, being crushed by a rigid society, and escaping into fantasy when reality becomes unbearable. Summary Without Spoilers The story is written as a series of diary entries by Poprishchin, a minor government official who feels insignificant and overlooked in the bureaucratic world of St. Petersburg. At first, he records ordinary frustrations: his tedious job, his longing for the attention of a woman above his social rank, and his resentment toward higher-ranking officials. As time passes, these frustrations deepen. Poprishchin begins to notice strange things and interprets events in unusual ways. He becomes convinced that signs around him carry special meaning. His diary entries grow increasingly fragmented, emotional, and
Edebiyat
Bir Delinin Hatıra DefteriNikolay Gogol · Tutku Yayınevi · 201718,1bin okunma
Puan vermedi
My thoughts on the Portrait of Dorian Gray I want to share. I can say that this work of Oscar Wilde both impressed and disturbed me. At the beginning of the book, I was heartbroken while reading how the innocence of the young and beautiful Doria is slowly damaged by Lord Henry's poisonous ideas. f Oscar Wilde's style and descriptions are really impressive, especially the psychological depth of the characters are very well processed. However, towards the middle of the book, Doria's increasing selfishness and moral collapse sometimes made it difficult to read. In some episodes, too much philosophical discussions and long depictions can be a little boring. Still, it is admirable that the dark aspects of human nature treat our obsession with beauty and youth in such a striking way. Maybe it's not a perfect work, but it's thought-provoking and An impressive novel. Especially the transformation of the characters and the criticism of social hypocrisy are very successful. I think it's one of the classics that should be read, but every reader enjoys the same. I can't say you'll get it.
Alıntı
Dorian Gray'in PortresiOscar Wilde · Can Yayınları · 201899,1bin okunma
10/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2025 538. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 11 Ekim 2025 00:00
"BİR KADININ PORTRESİ" “Kendi sesini kaybetmeden yürümek, gerçek özgürlüğün anahtarıdır.” Henry James’in Amerikan klasiklerinden biri olan Bir Kadının Portresi (The Portrait of a Lady), kadın karakterler üzerinden özgürlük, bireysel seçimler ve toplumsal baskıları işleyen unutulmaz bir eser. Çocuklar ve genç okurlar için sadeleştirilmiş versiyonu ise, klasik edebiyatla tanışmak isteyenler için mükemmel bir başlangıç noktası sunuyor. Isabel Archer, New York’ta büyümüş, güçlü, zeki ve bağımsız bir genç kadındır. Annesinin ölümünden sonra babası, onu kültürlü, özgür düşünen ve kendi kararlarını alabilen bir kadın olarak yetiştirmiştir. Bu özgür yetişme tarzı, Isabel’in dünyayı keşfetme ve kendi hayatını kontrol etme arzusunu beslemiştir. Hayatının başlarında çok sayıda evlilik teklifi almasına rağmen Isabel, aceleyle karar verip özgürlüğünü kaybetmek istemez. Caspar ve Lord Warburton gibi talipleri reddeder ve Avrupa’yı gezip kendine zaman ayırmayı seçer. Bu yolculuk, Isabel’e hem yeni deneyimler hem de hayatını değiştirecek insanlarla tanışma fırsatı sunar. Paris ve İtalya’daki yolculuğu sırasında Isabel, Madam Merle aracılığıyla Gilbert Osmond ile tanışır. Gilbert, ilk bakışta çekici, kültürlü ve etkileyici bir adam olarak görünür. Ancak zamanla Isabel, Gilbert ve Madam Merle’in planlarının onun servetini ve özgürlüğünü hedeflediğini fark eder. Isabel’in kafası karışır: Gilbert’in varlığı ve ilgisi, onun alışık olmadığı duygular ve ikilemler yaratır. Bağımsız ve özgür bir karakter olarak, kendi arzularıyla toplumsal ve duygusal baskılar arasında denge kurmaya çalışır. Sonuçta Gilbert ile evlenir, ancak evliliğin getirdiği kısıtlamalar ve çıkar ilişkileri onun özgürlüğünü sınırlayan bir faktör haline gelir. Kitabın kalbinde, belki de hepimizin kendine sorduğu bir
Edebiyat
Bir Kadının PortresiHenry James · The Kitap Yayınları · 2025745 okunma