Vaktinde yazılmamış her incelemenin makus talihine maruz kalan birkaç kelam etmek niyetindeyim, zira birkaç kelam etmeden geçtiğim kitap sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor uzun süredir. Başlayalım...
Hayatının aşkıyla hayatını birleştirmenin neticesi ne olmalı? Mutlu son, değil mi? Cık... Hayat her zaman mutlu sonlara gebe değil, daha çok, ölü doğumların sahnesi. Aziz ile Nergis'in ölü doğumu da sadece kendilerini etkilemiyor üstelik. Küçük kızları Zeynep de bu felaketten nasibini alıyor çaresiz. Tüm bunlar ve daha fazlası size kitabın başlarında, Aziz kendinden bahsederken aktarılacak zaten, müsterih olunuz. İlerleyen günlerde küçük Zeynep'in bir dans gösterisi olacak. Babası da, ölü doğumun yasından bir nebze de olsa sıyrılıp, kızının mutlu günlerinden birinde onun yanında olmak motivasyonuyla, ceketini kuru temizlemeciye bırakacak. Buraya kadar her şey okey, ama kuru temizlemeci, Kan ve Gül adlı muhteşem şarkı, İskender Doğan... Bence çok basite indirgendi be Alper abicim. Yani Aziz'in rüyasına ak sakallı dede falan girseydi de yine aynı etkiyi bırakırdı sanki. Ha, ustaya saygı kabilinden bir girişimle kurguya eklemlendirme düşüncesi ile yapıldıysa, çoğu okur, kitabı okurken şarkıyı da açıp dinlemiştir, sanatçıyı da araştırmıştır emin ol. Ben ikisini de yapmadım :)
Zamanda yolculuk kısmı, başlarda beni de benden alıp zamanda geriye götürdü, üniversite yıllarıma, çimlerin üzerine bırakıverdi. Bu yönünü çok sevdim kitabın. Kampüste, kantinde, arkadaşlar arasında dolaşırken buldum zihnimi. Seviyorum bu yönünü, Alper Kamu serisinde de mahalle havasını iliklerime kadar hissetmiştim, kurguna sağlık :) Sistem eleştirisi yanında, sistemdeki çürük çarıkların da sırtını sıvazladığın olmuş biraz ama, onu da sineye çekelim ne edelim.
Karakterler yine gayet canlı ve de