Post Mortem

Post Mortem
@post_mortem
Bir hiç için bir sürü gürültü...
Bilmem, anlatabiliyor muyum?
7/10
·216 syf.·
2025 22. kitabı
Vaktinde yazılmamış her incelemenin makus talihine maruz kalan birkaç kelam etmek niyetindeyim, zira birkaç kelam etmeden geçtiğim kitap sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor uzun süredir. Başlayalım... Hayatının aşkıyla hayatını birleştirmenin neticesi ne olmalı? Mutlu son, değil mi? Cık... Hayat her zaman mutlu sonlara gebe değil, daha çok, ölü doğumların sahnesi. Aziz ile Nergis'in ölü doğumu da sadece kendilerini etkilemiyor üstelik. Küçük kızları Zeynep de bu felaketten nasibini alıyor çaresiz. Tüm bunlar ve daha fazlası size kitabın başlarında, Aziz kendinden bahsederken aktarılacak zaten, müsterih olunuz. İlerleyen günlerde küçük Zeynep'in bir dans gösterisi olacak. Babası da, ölü doğumun yasından bir nebze de olsa sıyrılıp, kızının mutlu günlerinden birinde onun yanında olmak motivasyonuyla, ceketini kuru temizlemeciye bırakacak. Buraya kadar her şey okey, ama kuru temizlemeci, Kan ve Gül adlı muhteşem şarkı, İskender Doğan... Bence çok basite indirgendi be Alper abicim. Yani Aziz'in rüyasına ak sakallı dede falan girseydi de yine aynı etkiyi bırakırdı sanki. Ha, ustaya saygı kabilinden bir girişimle kurguya eklemlendirme düşüncesi ile yapıldıysa, çoğu okur, kitabı okurken şarkıyı da açıp dinlemiştir, sanatçıyı da araştırmıştır emin ol. Ben ikisini de yapmadım :) Zamanda yolculuk kısmı, başlarda beni de benden alıp zamanda geriye götürdü, üniversite yıllarıma, çimlerin üzerine bırakıverdi. Bu yönünü çok sevdim kitabın. Kampüste, kantinde, arkadaşlar arasında dolaşırken buldum zihnimi. Seviyorum bu yönünü, Alper Kamu serisinde de mahalle havasını iliklerime kadar hissetmiştim, kurguna sağlık :) Sistem eleştirisi yanında, sistemdeki çürük çarıkların da sırtını sıvazladığın olmuş biraz ama, onu da sineye çekelim ne edelim. Karakterler yine gayet canlı ve de
Edebiyat
Kan ve GülAlper Canıgüz · April Yayıncılık · 20178,9bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Dalgalandık da durulduk...
5/10
·120 syf.·
2025 23. kitabı
İlk Bukowski kitabım. Diğer kitaplarından denk geldiğim alıntılar bende, maceralı, heyecanlı, akışkan türden şeyler okuyacağım izlenimi uyandırsa da, 70'li yaşlarından günlük şeklinde kesitler okuyunca haliyle durağan bir okuma deneyimi oldu. Evden hipodroma, hipodromdan eve, geceleri artık yaşlanmış bedenin elverdiğince alınan alkoller, bilgisayar başında, radyodan dinlenen klasik müzik eşliğinde ekrana dökülen tümceler, günden arta kalanlar okuduklarımız... Yazmak konusunda bilgisayarı daktiloya tercih edecek denli yenilikçi, fakat haklı olarak yeni nesil müzikten de zerre hazzetmeyen, huzuru klasik müzikte bulan biri yazarımız. Arada karısı Linda ve dokuz kedisinden de bahsetmekten geri durmuyor. Hayata dair bazı anekdotların yerindeliği ve yazmak, yazarlık ve kült yazarlar üzerine kurduğu tümceler ise kitabın bana kattıkları arasında yerini aldı diyebilirim. Yukarıda da belirttiğim gibi, yazardan okuduğum ilk kitap oldu bu kitap, diğer kitapları hakkında bir bilgim olmadığından ahkam kesmek istemem ama bana kalırsa bu kitabı, yazarın hızlı yaşadığı dönemleri anlattığı kitaplarının sonrasında okumayı tavsiye ederim naçizane. Haydn keyifli okumalar :)
Edebiyat
Kaptan Yemeğe Çıktı ve Tayfalar Gemiyi Ele GeçirdiCharles Bukowski · Parantez Gazetecilik ve Yayıncılık · 20181,448 okunma
Abla kusura bakma ama, senin de içinde varmış yani
8/10
·280 syf.·
2025 21. kitabı
Eee Mortem... Sen ki doymadın doymadın, dünya kadar kitabı aldın aldın eve tıkıştırdın. Sonunu hiç düşünmedin bile. Nihayetinde yerleşik bir hayata da sahip değilsin, konargöçerliğin nirvanasındasın kendince. Al işte şimdi kitapların hepsi kolilere yollandı, sen de dımdızlak kalıverdin ortada. Böyle epub'lara, pdf'lere düşersin ondan sonra işte... Neyse, iyi yanından bakalım, epeydir arşivimde bekleyen bu nadide çiçeği sonunda kokladım ve de koparıverdim artık. Arşivime indirdikten sonra yaptığım ufak çaplı göz atmalarım neticesinde, okurken kallavi derecede zevk alacağımı tahmin ediyordum zaten. Okuyup bitirdikten sonra da bu hislerimde yanılmadığımı düşünüyorum. Köylü kızı Fanny, fani dünyada başına gelen türlü talihsizlikten sonra, 90'lar furyası olan, Unkapanı'na gidip şarkıcı olma hayallerine kapılan sesi güzeller gibi düşüyor büyük şehir yollarına. Sesi mi güzel dersiniz? Belki de davar güderken yaylalarda çığırdığı türkülerin yankılı tınısı, onu bu maceraya sevk etmiştir ha? Belki de güzel enstrüman çalıyordur? İbraamın orkestraya kapağı bi atarsa, değme gitsin... Öylesi bir şey mi yoksa? Cık... Hiçbiri değil. Körpe köylü kızımız, ona kalırsa doğanın, bana kalırsa genetiğin, yazara kalırsa da damak zevkinin verdiği yetkiye dayanarak, öylesi can alıcı silahlarla donanmış ki, değmeyin gitsin... Zaten maşallah, kitapta can alıcı silahlarla donanmamış genç kız, gürz gibi yarr... pardon, aygıtlarla donanmamış genç erkek yok. Cast ajansının gözlerinden öperim yazar emmim benim. Böylesi bir cast elinde olunca da geri kalanı yazar emmimin hayal gücü ve konulu filmlere taş çıkartacak kurgusu hallediveriyor. Yalnız tüm bunların yanında, yazarın öyle takdir edilesi bir sembolizmle aktardığı sahneler var ki, yani sahneyi izleseniz belki bu kadar etkilenmezsiniz ama
Erotizm
Bir Kadının Zevk AnılarıJohn Cleland · Yeşil Elma Yayıncılık · 2016531 okunma
At binenin, kılıç kuşananın
7/10
·200 syf.·
2025 20. kitabı
"Tolkien Mirası" serisinden okuduğum ikinci kitap, ilki Roverandom idi ve beğenmiştim. Bu da fena değildi fakat onun kadar cezbetmedi beni. Tıpkı Roverandom gibi bu masal da, Tolkien'in, çocuklarını eğlendirmek adına uydurduğu, kültürlerinden ögelerle bezenmiş, gerçek diyarların masalsılıkla harmanlandığı manzaralara sahip. Hayal gücünün yanında, Tolkien'in muhteşem aktarımı da masalı daha bir kıymetlendiriyor. Başlarda sözlü şekilde aktarılan bu masal, sonrasında yazıya dökülüyor, zamanla farklılaşıyor, detaylar kazanıyor ve nihayetine eriyor. Kitapta hem bu yolculuk evreleri hem de ilk müsvedde formatını okumak mümkün. Ayrıca Pauline Baynes'in masala yaptığı illüstrasyonlar da kitabın son kısmında yer alıyor ve oldukça renk katmış. Notlarsa, masal içerisinde geçen atıfların ve kavramların açıklanması konusunda gayet yerinde bilgiler veriyor okuyucuya. İçerik konusunda bir şey söylemeyecek miyiz? Gerek var mı? Bence çok da gerek yok. Alın Kuyruk-ısıranı elinize, binin gri kısrağa ve kendinizi maceranın akışına bırakıverin ;) Haydn keyifli okumalar...
Fantastik
Ham'li Çiftçi GilesJ. R. R. Tolkien · İthaki Yayınları · 20181,074 okunma
Bu sefer keyif vermedi be üstadım
4/10
·96 syf.·
2025 19. kitabı
Ben ki Ray Bradbury'nin Karahindiba Şarabı kitabını bayıla bayıla arkadaşlarıma önermiş, hediye etmiş adamım, bu da yazardan okuduğum üçüncü kitap, sırada bekleyenleri söylemeye gerek dahi görmüyorum, lakin bu kitaptan asgari düzeyde keyif alabildim. Önsöz ve Giriş kısımlarını saymazsak eğer, kitap zaten altı parçadan oluşuyor. Dördü hikaye, ikisi de şiirimsi bir şeyler. Taş çatlasın iki öyküsü hoşuma gitti. Hadi yarı buçuk da son öyküye desek, üç... Kitapta, keyif aldığım birkaç öykünün yanında keyif aldığım başka bir detaydan bahsedecek olursam eğer, buna rahatlıkla, yazarın diğer kitaplarına yapılan atıflar diyebilirim. Örneğin "Giriş" kısmında yazar, "Leviathan 99" adlı bir uzay yolculuğu operası için libretto yazdığından bahsediyor. Şimdi ve Daima adlı kitabının iki uzun öyküsünden biri. Herman Melville'in Moby Dick 'inden ilham alınarak yazılmış bir öykü bu. Türün meraklılarına önerilir ;) Bunun yanında, kitabın ilk öyküsü olan "Büyüyünce Ne Olmak İstiyorsun Dinozordan Başka?"daki kahramanımızın soyadı, Karahindiba Şarabı kitabındaki karakterimizle aynı: Spaulding. Öyküde karahindiba şarabı da var tabii ki :) Lakin öykü benim pek de hoşuma gitmedi desem yeridir. "Bir Gök Gürültüsü Sesi" öyküsü ise beğendiğim öykülerden oldu. Zamanda yolculuk teması ve dinozorlar güzel işlenmişti ve ister istemez şu soruyu sordurdu: Hangi şerefsiz zamanda yolculuk yaptı da o güzelim yaratığa zarar verdi, nihayetinde dünyamız bu hale geldi? Belki çeviriden kaynaklı ama yine de bir mana veremediğim, bir diğeri de anca çocuk oyunlarında kullanılabilecek türden şiirimsi iki örneği pas geçiyorum. "Sis Düdüğü" öyküsü ise içine dinozor iliştirilmiş Poe öyküsü kıvamındaydı. En azından ben Poe okuyormuşum hissiyatına kapıldım. Beğendiğim öykülerden biri de buydu. Son öykü olan "Tyrannosaurus Rex" ise, Ray
Edebiyat
Dinozor ÖyküleriRay Bradbury · İthaki Yayınları · 2023262 okunma