Uluslararası ilişkiler ve kamuoyunda İran'dan şüphe duyulmasını sağlayan en etkili olay, İran'ın 2006'da nükleer silahların yayılmasını öngören anlaşmanın protokolüne son vermiş olmasıdır. Bu, İran'ın stratejik hatası olarak kabul edilebilir. Ayrıca, 2006'da İran Cumhurbaşkanı Ahmedinejad'ın uranyum zenginleştirmeyi başardıklarını açıklaması,* İran'ın üzerindeki tepkileri yoğunlaştırmıştır. *İlk uranyum zenginleştirilmesi %4 oranında gerçekleştirildi.
Sayfa 79 - İran’ın Nükleer Programı·Kitabı yarım bıraktı
Alıntı
Yazara göre dünya büyük bir karmaşa içinde. Fakat bu karmaşanın nedeni ne eğitim, ne işsizlik ne de parasızlık. Ona göre annelerin çok büyük bir hatası var. Özellikle çocuklarını aşırı korumacı yetiştiren anneler, çocuklarına kimlik bilinci yüklemeyerek bireyselliğe erken yaşta uyanmalarını engelliyorlar. İşte bu kitap farkındalığını ortaya çıkarmaya çalışan dört ana karakter etrafında şekillenmiş bir eserdir. Kitabın ana karakterlerinden biri Can Manay… Ülkede çok ünlü ve zengin bir psikolog. Televizyonlarda program yapıyor ve özel seanslarında kendine özgü tarzıyla ünlü. Acımasız ve takıntılı bir avcı. İstediği ve açlığını çektiği şeyi elde etme pahasına her şeyini gözden çıkaracak kadar hırslı biri. Beraber olduğu kadınlarla buluşmasında rahatlık sağlayacak bir ev almak ister. Satın almak istediği eve bakarken yan evin bahçesinde dans eden bir kadın görür. Kelimenin tek anlamıyla çarpılır. İşte ondan sonra ‘bu benden de öte bir tutku’ diyerek tanımladığı dansçı Duru’ya aşkı başlar. Onu elde etmek için kendini kaybeder ve tüm kariyerini kaybetmek pahasına Duru’nun peşinden koşar. Fakat önünde çok büyük bir engel vardır. Kendi yeteneği altına ezilen bir müzisyen olsa da gayet karizmatik ve yakışıklı müzisyen Duru’nun sevgilisi Deniz. Bu yeteneğinin altında ezilmemek için kendini esrara veren yetenekli bir müzisyen. Can Manay, Duru’ya yakın olmak için bu evi satın alır. Birkaç kere çiftleri yemeğe davet eder. Duru en sonunda Can Manay’ın kendisine olan ilgisini fark eder, fakat Deniz’e olan aşkı ağır basar. Rahatsız olsa da bu durumdan Deniz’e bahsetmez. Fakat son zamanlarda Deniz’in esrara bu kadar çok bağlanmasından o kadar rahatsız olur ki aşklarında bir çatlaklık oluşur. Duru’ya olan bu ilgisi Can Manay’ı o kadar çok mahveder ki, sırf yakın olmak için projesi
Reklam
Yaratıcılık ve Yapay Zekâ
7 Aralık 2017'de kritik bir dönüm noktasına gelindi: bir bilgisayarın bir insanı yenmesi değildi sözkonusu olan (satrançta bunun herhangi bir haber değeri kalmadı), Google'ın AlphaZero programının Stockfish 8 programını yenmesiydi. Stockfish 8, 2016 yılının bilgisayarlararası satranç şampiyonu. İnsanlardan gelen yüzlerce yıllık satranç deneyiminin yanı sıra onca yıllık bilgisayar deneyimine de erişimi vardı. Saniyede 70 milyon satranç hamlesi hesaplayabiliyordu. Oysa AlphaZero saniyede sadece 80 bin hamle hesaplayabiliyordu ve insan yaratıcıları kendisine hiçbir satranç stratejisi öğretmemişti; standart açılışları bile. Onun yerine AlphaZero en son makine öğrenmesi prensiplerini kullanarak satrancı kendi kendine oynayarak öğrenmişti. Çaylak AlphaZero buna rağmen Stockfish karşısında yüz oyundan yirmi sekizini kazandı ve yetmiş ikisinde de berabere kalmayı başardı. Bir kere bile yenilmedi. AlphaZero insanlardan hiçbir şey öğrenmediği için kazanmasını sağlayan hamleler ve stratejiler insanlara sıradışı geldi. Bütünüyle dahice olmanın ötesinde yaratıcıydı da. AlphaZero'nun sıfırdan satranç öğrenip Stockfish'le karşılaşmaya hazırlanması ve böylesine dahice içgüdüler geliştirmesi ne kadar sürdü dersiniz? Dört saat. Bu bir yazım hatası değil. Satranç yüzyıllar boyunca insan zekâsının en parlak örneklerinden biri sayılmıştır. AlphaZero kara cahillikten yaratıcı usta statüsüne dört saatte, hiçbir insanın yardımı olmaksızın ulaştı. Ortadaki tek yaratıcı yazılım AlphaZero değil. Artık pek çok program sadece kaba hesap açısından değil "yaratıcılık" açısından da insanlara her zaman üstün geliyor. Sadece insanların yarıştığı satranç turnuvalarında hakemler gizlice bilgisayar yardımı alarak hile yapmaya çalışan oyuncu var mı diye tetiktedirler. Hilebazları yakalamanın yollarından
Alıntı
Bir programda böcek bulmak günler sürebilecek bir işlemdi. Küçücük bir yanlışlığı bulmak için binlerce program satırının incelenmesi gerekiyordu. Bu işin, bir tek dizgi hatası için bütün bir ansiklopediyi kontrol etmekten hiç farkı yoktu.
Sayfa 143·Kitabı okudu
Alıntı
Almanların meşhur yazarlarından Karl May; ancak okuduklarına dayanarak, gidip görmediği bir hayli ülke, mesela Amerika'nın Kızılderilileri, Orta Doğu'nun Arapları hakkında macera romanları kaleme almıştı. Karl May'ın Alman toplumu üzerindeki etkisi bugün dahi o kadar fazladır ki, romanları filmlere konu olmakta, eserlerinin sayısız yeni baskıları yapılmaktadır. Vasat bir Alman'ın gözünde Amerika işte Karl May'ın verdiği bilgilerde olduğu gibidir. Onun verdiği bilgilerde hayli de hata mevcuttur. Ancak bir romancı olduğu için bu konuda onu kimse suçlayamaz. Biz sosyal bilimlerle uğraşanların ise bu nevi bir lüksümüz yok; her ne kadar yazdıklarımız bir romancının yazdıkları kadar etkili olmasa da, hatalı bilgi verdiğimiz takdirde büyük tenkitlere ve suçlamalara maruz kalırız; çünkü bizden bilim adına eser verdiğimiz için bunun gereği olan objektif ve doğru bilgiler vermemiz beklenir. Bir bilim adamının bazı siyasetçiler yazarlar veya gazeteciler gibi bilerek veya bilmeyerek yalan- yanlış söylemek, yazmak, yarı hakikatleri sıralamak gibi hürriyeti de yoktur. Dolayısıyla bilimle yakından veya uzaktan ilişkisi olmayan şahıslar tarafından dahi tenkit edilme ihtimali ile karşı karşıya kaldığımızdan bilimsel çalışma ve gözlemlerimizden çok ihtiyatlı neticeler çıkarmak zorundayız. İşte İdil-Ural bölgesine gerçekleştirdiğimiz bilimsel ekspedisyon hakkında yazarken bu nevi endişeleri taşıdık. 1991 yılının Aralık ayında Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliğinin beklenmedik şekilde dağılması ile ortaya 5 tane yeni bağımsız Türk cumhuriyeti (Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Türkmenistan) çıktı. Bu yeni bağımsız ülkelerin Türkiye Cumhuriyeti tarafından tanınması ile olayın heyecanını hemen hemen her Türk vatandaşı duydu; çünkü bu bir tarihi dönüm noktasıydı. Bugüne
pıhtılaşma
Dokularda pıhtılaşmaya tesir eden 50'den fazla madde vardır. Pıhtılaşmayı sağlayan maddelere prokoagulan; engelleyenlere ise antikoagulan denir. Sağlıklı insanlarda antikoagulanlar baskın olduğundan, kan, damar içinde pıhtılaşmaz. Ayrıca damarların iç tabakasının (endotel) düzgün ve pürüzsüz olması, damar iç yüzünü kaplayan özel bir kimyevî maddenin (glikokaliks) kan hücrelerini, trombositlerini ve pıhtılaşma faktörlerini elektrikî olarak itmesi ve aynı yerdeki trombomodulin ve protein C gibi moleküllerin koagülan maddeleri bağlaması da kanın damar içinde pıhtılaşmamasında yardımcı rol oynar. Ancak kanama olursa, hayatı korumak üzere konulmuş hikmetli program gereği prokoagulanlar baskın hâle gelir ve üç temel basamakta pıhtılaşma gerçekleşir. Önce protrombin aktivatörü oluşur. Protrombin maddesi trombin maddesine çevrilir. Trombinin enzim görevi yapmasıyla fibrinojeni fibrine dönüştürülür. Fibrin adı verilen iplik şeklindeki proteinler ağ meydana getirirler. Böylece kanama durdurulur. Görünüşte çok girift olan pıhtılaşma mekanizması, bir Sâni-i Hakîm'in eseri olduğunu ispat eder tarzda çok sayıda molekül rol almasına rağmen her zaman en mükemmel şekilde işler. Hastalık ve ölümlerin oluşmaması için Kadîr-i Alîm vücuttaki neredeyse bütün mekanizmaları negatif beri besleme üzerine yaratmıştır. Bir mekanizma aşırı çalıştığında ortaya çıkan ürün, mekanizmayı durdurur; bu şekilde aşırı ürün ortaya çıkması ve iç dengenin bozulması önlenmiş olur. Pıhtılaşmada ise, oluşan pıhtı kendini durdurmak yerine, daha çok pıhtılaşmaya sebep olmaktadır (pozitif geri besleme). Eğer pıhtılaşmada da negatif geri besleme olsaydı, pıhtılaşma kendi kendini sınırladığı için kanama durdurulamayacaktı. Kanamayı durdurmak için üretilen pıhtı daha sonra ne olmaktadır? Çok fazla pıhtı damarı
bilimin dilinden yaratılış
Bilim
Reklam