Neden alim yetiştiremiyoruz?
Prof.Dr. Mehmet Akif Koç’un konuşmasından geniş bir özet sunuyoruz:
Hicri ilk üç asırda ne zaman ne gerekmişse ulema onu görmüş ihtiyacı karşılama teşebbüsüne girişmişler. Mesela Hicri dördüncü asırda İbn-i Nedim’in fihristiyle karşılaşıyoruz, daha önce yok. Dört asır boyunca bütün alanlarda ilim kaleme alınmış, risaleler oluşturulmuş, şimdi ne yapılması lazım? Bir bibliyografya çalışması yapılması lazım, eserlerin isimlerinin kataloglanması lazım. İşte 370’lerde vefat eden İbn-i Nedim fihristinde bunu yapmış. Böyle bir başlangıç yaptık.
Rivayet geleneğine ilişkin benim bilebildiğim kadarıyla çağdaş dönemdeki en güzel çalışmalardan biri, Gregor Schoeler -Alman oryantalist-e aittir. Bizim isnad geleneğimiz için -çalışmasının sonunda-“inanılmaz bir şey bu” diyor. Yani “1000 sene önce bu tür bir referans gösterme tarzı başka bir millette yok” diyor.
Şimdi size sormak istiyorum; Neden bugün Ebu Hanife, Taberi, Buhari, vesaire yetiştiremiyoruz diyorlar. Ne dersiniz?
İlk dönemin daha faziletli olduğunu vesaire söyleyecek ve oradan hareket edecek zannedebilirsiniz beni. Ben soruyu formül haline getiriyorum: Ebu Hanife, Taberi, Buhari bugün niye yetişmiyor diyenler, aslında şahısları bir tarafa bırakırsak şunu demek istiyorlar: “Neden ansiklopedik alim yetiştiremiyoruz?” Yani her şeyi bilen, her şeyi ihata edebilen alim niye yetiştiremiyoruz demek istiyorlar. O zaman soruyu şöyle sorduğumuzda: Ebu Hanife, Buhari, Taberi, Müslim, Katade, Suddi, Mücahid, o dönemin bu ansiklopedik alimleri şimdi yaşasalardı bugün ansiklopedik alim olabilirler miydi? Olabilirler miydi sizce?
Dinleyicilerden gelen “Aynı çabaları bugün de göstermiş olsalardı neden olmasınlar ki?” yanıtı üzerine şöyle Mehmet Akif Koç şöyle devam etti:
Şimdi şöyle bir şey var, bir