Sen karar alırken oradadırlar. Çünkü çok zevklidir bir insanın hayatına yön vermek düşünsene, Tanrı'yı oynamak gibidir bu... Ama sen kararların sonuçları ile baş ederken pufff...
Herkese ve her şeye müsamaha gösteriyorum. En azından bir süreliğine. Sonra bir gün kafama dank ediyor: Bu çocukla olmak istemiyorum, yanımda olmasını istemiyorum, uzaklaşmam gerek. Bu histen kurtulmaya çalışıyorum. Ama adam bunu sezdiği anda acınası bir yavru köpek bakışıyla peşime takılıyor. O bakışı gördüğüm anda pufff…
Sen karar alırken oradadırlar. Çünkü çok zevklidir bir insanın hayatına yön vermek düşünsene, Tanrı'yı oynamak gibidir bu...
Ama sen kararların sonuçları ile baş ederken pufff...
…beni ihtiyarlık korkutuyor patron! Ölüm bir şey değildir, bir püfff! Ve mum sönüverir, ama ihtiyarlık... büyük ayıp bence.
İhtiyar olduğumu açık açık söylemeyi ve kimsenin ihtiyarladığımı haber almaması için elimden geleni yapmayı çok büyük bir ayıp sayıyorum; sıçrıyor, oynuyorum, belim ağrıyor, ama gene oynuyorum; içiyorum, bir baş dönmesi geliyor, dünya dönüyor ama, gene başım dönmemiş gibi dik duruyorum. Terliyor, denize dalıyor, soğukluyorum. "Guh, guh!" diye öksürüp hafiflemek istiyorum ama, utanıyorum patron. Öksürüğü zorla geri çeviriyorum. Yani, benim hiç öksürdüğümü duydun mu patron? Hiç! Bu, yalnız başkalarının yanında değil, tek başıma olduğum zaman da böyle. Zorba'dan utanıyorum patron, ne diyeyim? Utanıyorum Zorba'dan.