Ya Rab!
Kereminle bu hâlime merhamet et Bu düşkün ve müptela gönlüme merhamet et Dertli sineme huzur veren tek şey ümidindir Çağlayan göz pınarlarıma merhamet et.
İnsan ve Duygular
Şa'vâne el-Âbide (R.A.) her gece yas tutar, sabahlara kadar ağlardı. Bir gün bir topluluk yanına girip onu teselliye çalıştılar ve: «Nefsine acı.» dediler. O da onlara şu karşılığı verdi: «Vallahi ben, gözlerimden yaş yerine kan akıtmak istedim, Tâ ki bedenimdeki kandan bir damla kalmasın.» Münacâtı sırasında şöyle derdi: «Allah'ım, Seni tanıdıktan sonra günaha el sürmüş olanları affet.» Şu cümle de onun münacâtındandır: «Allah'ım, sana karşı kusurlarım müstesna, yaptıklarım hep senin bana olan sevgin sebebiyledir.» Kendisine sormuşlar, «Allah'ın seni sevdiğini nereden biliyorsun?» diye. O da şu cevabı vermiştir: «Eğer Rabbim beni sevmemiş olsaydı, hiç başkaları uykudayken beni huzurunda mı tutardı.»
Sayfa 364
Reklam
Hiçlikten Yakarış
Ben çoban olamam; çünkü sıcak yaz günleri, koyunları kan tutup hastalandıkları zaman, bıçağımla kulaklarını ikiye bölüp hacamat edemem. Ben arabacı olamam; çünkü atım inat edip yürümeyince, karnına tekme vurup kamçımla da derisini ateş gibi yakamam. Ben mahalle bekçisi olamam; çünkü kapı kurcalayan hırsızı görünce onu yakasından tutup ite dürte cezalandırmaya götüremem. Ben şu eliyle leblebisini havaya atıp ağzı ile yakalayan mahalle çocuğu bile olamam; çünkü behresizliğim, en basit hünerlerde bile yüzümü ağartacak müsaadeyi esirgemiştir. Ben cehennem olamam; çünkü bağrıma düşen dertleri görünce ateşim söner, onları yakamam. Ben cennet de olamam; çünkü keyif ve mükâfat için kapıma sokulanları ağırlayacak güzelliklerden uzak ve boşumdur. Ben ne olurum öyleyse, Rabbim? Yalnız, yalnız senin ayağının tozu!
Sayfa 55 - Tasavvuf, Tevazu, Hiçlik, Kendini Bilmek
Tasavvuf
20) Vesvese (Vesvâs) Bir başka nüshada "takva" geçer. Her ikisi de birbirinin gereği olduğundan tek bir anlamda birleştikleri kabul edilebilir. Çünkü vesveseci (olan şeytan), kul ancak takvada derinlik kazanmaya başladığında ona yanaşır ve onun eksikliğini ve kusurlarını görür. Bu süreçte kul içten içe celal ve kahra düçar olduğunu düşünür ki bu durumun nefiste bıraktığı etki kabz (daralma) hali olarak belirir. Kabz insanı bast (genişlik) haline ulaştırır; çünkü kabz ve bast, gece ve gündüz gibi peş peşe gelen ve birbirinin zıddı olan iki haldir. Vesvese duyan insanın işi, ibadet ve ibadet edilen hakkında kuruntuya kapılmaktır. Vesvese insana tam olarak yerleşirse, bu hal kendisini deliliğe ve aklın bütünüyle ortadan kalkması haline ulaştırır. Allah'ın insana verdiği en büyük lütuf Akıl ve edeptir, bunu bil Mertlik o ikisine bağlı, bir kez yok olmasınlar Ölüm daha iyi gelir insana İnsanın durumu şiddetlenip gönlü daraldıktan sonra inayet yetişir ve Allah her işi bırakarak kendisine dönmeyi ve kaçışı (firâr) ilham eder. Bu kaçma "Bütünüyle Allah'a firar ediniz."¹ ayetinde belirtilir. Bazen de samimi, gönlü geniş ve saadete eren kardeşlerle oturup vesveselerden uzaklaşmayı kendisine ilham eder. Bu durum onu bast halini sevmeye, Allah'a yönelme haline ulaştırır. Çünkü bu haldeyken açık düşman olan şeytanla savaşmaktan kurtulur. Kalbine de ki vesveseler artarsa Vesveseci olmuştu İblis taşkınlığa saptığında Özetle, kabz halinin sebebi, kötü işleri düşünmek, Mevla'dan habersiz kalmak ve gafil olmaktır. Kalbini arındıranlar ise sadece temizlik halini müşahede ederler. Bu nedenle Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurur: "Kim üzüntüye
Sayfa 59 - ¹ Zâriyât, 51/50.
Din
Kaldı ki ictihad ilmin en yüksek mertebesidir; ilim ise herkese açıktır. Hatta yüce şeriat ilme teşvik etmiş, ilim sahiplerini övmüş, ilmin artırılmasını emretmiş ve insanlara: "De ki: Rabbim, ilmimi artır!" [Tâhâ: 114] diye dua etmeyi öğretmiştir."
Ya rabbim, gönlümdeki karanlığı yok edecek olan ışığım, emelim şimdi nerelerdedir? Ben ondan ne kadar uzaktayım?
Alıntı
Reklam
Reklam