Ben çoban olamam; çünkü sıcak yaz günleri, koyunları kan tutup hastalandıkları zaman, bıçağımla kulaklarını ikiye bölüp hacamat edemem.
Ben arabacı olamam; çünkü atım inat edip yürümeyince, karnına tekme vurup kamçımla da derisini ateş gibi yakamam.
Ben mahalle bekçisi olamam; çünkü kapı kurcalayan hırsızı görünce onu yakasından tutup ite dürte cezalandırmaya götüremem.
Ben şu eliyle leblebisini havaya atıp ağzı ile yakalayan mahalle çocuğu bile olamam; çünkü behresizliğim, en basit hünerlerde bile yüzümü ağartacak müsaadeyi esirgemiştir.
Ben cehennem olamam; çünkü bağrıma düşen dertleri görünce ateşim söner, onları yakamam.
Ben cennet de olamam; çünkü keyif ve mükâfat için kapıma sokulanları ağırlayacak güzelliklerden uzak ve boşumdur.
Ben ne olurum öyleyse, Rabbim?
Yalnız, yalnız senin ayağının tozu!
Sayfa 55 - Tasavvuf, Tevazu, Hiçlik, Kendini Bilmek