Sonra kar yağdı. Kardan sonra don geldi. Sokaklar gümüşlendi sanki, öylesine parlak, pırıl pırıldılar; evlerin saçaklarında kristal hançerler gibi uzun buz sarkıtları asılıydı. Herkes kürklere büründü, küçük oğlan çocukları parlak kırmızı şapkalar giyip buzda paten kaydılar.
Zavallı küçük Kırlangıç üşüdükçe üşüdü, ama Prens’in yanından ayrılmadı, onu öyle çok seviyordu ki.
Fırıncı başka yere bakarken fırının kapısı önündeki ekmek kırıntılarını çaldı, kanatlarını çırparak ısınmaya çalıştı. Ama en sonunda öleceğini anladı.
Ancak son bir kere daha uçup Prens’in omzuna konacak gücü kalmıştı. “Hoşça kal, sevgili Prens!” diye mırıldandı, “Elini öpmeme izin verir misin?”
“Nihayet Mısır’a gidecek olmana seviniyorum, küçük Kırlangıç,” dedi Prens, “burada çok uzun kaldın; ama beni dudaklarımdan öpmelisin, çünkü seni seviyorum.”
“Gittiğim yer Mısır değil,” dedi Kırlangıç. “Ölüm’ün evine gidiyorum. Ölüm, Uyku’nun kardeşidir, öyle değil mi?”
Sonra Mutlu Prens’i dudaklarından öptü ve ayaklarının dibine düşüp öldü.
Ocean, don’t be afraid.
The end of the road is so far ahead
it is already behind us.
Don’t worry.
Your father is only your father
until one of you forgets.
Like how the spine won’t remember its wings
no matter how many times our knees kiss the pavement.
Ocean, are you listening?
The most beautiful part of your body is wherever your mother's shadow falls.
Here's the house with childhood
whittled down to a single red trip wire.
Don't worry.
Just call it horizon
& you'll never reach it.
Önerme: Edilgi olan bir duygulanış, onun hakkında açık ve seçik bir fikir edinir edinmez, bir edilgi, bir pasif hal olmaktan çıkar.
Kanıtlama: Edilgi olan bir duygulanış bulanık bir fikirdir. Eğer öyle ise bu duygulanıştan açık ve seçik bir fikir teşkil edersek, bu fikirle asıl duygulanış arasında, yalnız ruha nispet edilmesi bakımından, ancak bir sebep ayrılışı olacaktır; böylece duygulanış bir edilgi olmaktan çıkacaktır.
Önerme Sonucu: Bir duygulanış bizce ne kadar iyi bilinirse bu duygulanış o kadar az bizim gücümüzdedir ve ruh onun etkisinde o kadar az kalır, o kadar az edilgin olur.