8/10
·130 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
Ann Eliza ve Evelina Bunner, küçük bir dikiş-nakış dükkanı işleterek kıt kanaat geçinen, mütevazı ve rutin bir hayat süren iki kız kardeştir. Ann Eliza, doğum günü için Evelina'ya paraya kıyıp bir saat satın alır. Bu olay, Herman Ramy adındaki saatçiyle tanışmalarına vesile olur. Ramy'nin kısa sürede iki kız kardeşle samimiyet kurması, başlangıçta onların tekdüze yaşamına küçük heyecanlar katsa da, nihayetinde umulmadık bir sona yol açacaktır. Bu romanı beğendim. Bizi 20. Yüzyıl başında New York'un yoksul mahallelerine götürüyor. Hiçbir şeyin olmadığı çorak hayatlarda en ufak bir kıpırtının bile nasıl gürültüyle yankılandığını, biraz daha fazla hareketin ise bu hayatları hepten alt üst ettiğini hissettiriyor. Ayrıca kardeş sevgisi ve fedakarlık temaları da romana kendimi yakın hissettirdi.
İki Kız KardeşEdith Wharton · Kırmızı Kedi Yayınevi · 2019470 okunma
8/10
·312 syf.··
Beğendi
·
2025 19. kitabı
Agnes ve Fabienne Fransa’nın taşra bir köyünde (Saint Ramy) yaşayan on üç yaşında iki kız arkadaştır. Fabienne daha asi daha maskülen bir karaktere sahipken Agnes daha saf Fabienne’in etkisi altında kalan bir yapıya sahiptir. Fabienne okula gitmediği için okuma yazması yoktur ancak hayal gücü oldukça gelişmiştir. Agnes ise okula gitme imkanına sahiptir yazısı da oldukça güzeldir. İki arkadaş bir gün bir karar alır kitap yazacaklar ve böylece ikisi bir olacaktır. Bu fikir akıllarına geldiğinde eşini yeni kaybetmiş Bay Devaux’ten kitabı bastırma konusunda da yardım almaya karar verirler. Kitabın Agnes’in adıyla basılması Agnes’in köyde yaşayan dahi bir yazar olarak tanınmasına vesile olur basının ilgisini çeker. Agnes önce Paris’te daha sonra İngiltere’de ilgi görür hatta yatılı bir okula gider. Ne var ki Agnes yatılı okulda bile Fabienne’den ayrı kalamaz okulu bırakıp geri döner. Kitabın sonunu pek beğenmesem de iki zıt karaktere sahip olan bu iki kızın öyküsü okunmaya değer.
Roman
Kazkafanın KitabıYiyun Li · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20241,113 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
BABİL OXFORD ÇEVİRMENLER DEVRİMİNİN GİZEMLİ HİKAYESİ
10/10
·664 syf.··
Beğendi
·
2025 18. kitabı
R. F. Kuang'ın "Babil: Oxford Çevirmenler Devriminin Gizemli Tarihi" adlı eseri ile sizlere geldim. Dil, çeviri, sömürgecilik, ırkçılık, direniş ve devrim gibi derin temaları fantastik bir kurguyla harmanlayan, oldukça katmanlı ve düşündürücü bir eseri analiz etmek hiç kolay olmadı. Çünkü müthişti. Roman, 1830'lu yıllarda İngiltere'nin sömürgeciliğin zirvesinde olduğu bir dönemde geçiyor. Çin'de kolera yüzünden yetim kalan Robin Swift, gizemli Profesör Lovell tarafından Londra'ya getirilir. Burada, Latince, Antik Yunanca ve Çince dillerinde yıllarca eğitim alır. Bu eğitim, Oxford Üniversitesi'nin prestijli Kraliyet Çeviri Enstitüsü, yani "Babil" için bir hazırlıktır. Babil, sadece bir çeviri enstitüsü değil, aynı zamanda büyü ve gücün de merkezidir. Kitaptaki fantastik öğe, iki dil arasındaki çeviride kaybolan anlamın gümüş külçeler üzerine işlenerek büyülü bir güce dönüştürülmesi, yani "gümüş-işleme" sanatıdır. Bu gümüş külçeler, İngiliz İmparatorluğu'nun sömürgeleştirme ve güç elde etme çabalarında kritik bir rol oynar. Robin, Babil'e katıldığında, Ramy (Hintli), Victoire (Haitili) ve Letty (İngiliz) ile yakın arkadaşlıklar kurar. Ancak kısa sürede, Babil'in ve İngiliz İmparatorluğu'nun büyü sisteminin sömürgecilik, ırkçılık ve adaletsizlik üzerine inşa edildiğini fark eder. Britanya'nın Çin ile gümüş ve afyon üzerine savaşa girmesiyle birlikte, Robin ve arkadaşları, güçlü kurumların içeriden değiştirilip değiştirilemeyeceği ya da devrimin her zaman şiddet gerektirip gerektirmeyeceği gibi zorlu sorularla yüzleşmek zorunda kalırlar. Romanın en merkezi temalarından biridir. Kuang, dili sadece bir iletişim aracı olarak değil, aynı zamanda bir güç mekanizması olarak ele alır. Çevirinin gücü, gümüş-işleme aracılığıyla somut bir hal alır ve bu da İngiliz İmparatorluğu'nun
BabilR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 20241,942 okunma
10/10
·560 syf.··
Beğendi
·
2025 10. kitabı
Nerden baslicam bilmiyorum, yazim hatalari yaptiysam daha en baştan özür diliyorum sizden. Bu kitaba baslarken nasil beklentilerim vardi? Aslina bakarsanız pek bir beklentim yoktu, internette görmüştüm, dark academia bir kitaptı ve dark academia ya bir giris olsun diye bir sans vereyim demistim, ayni sekildede poppy war in yazari oldugu için ayri bi ilgimi cekti, cunku azicik bile kitapla ilgileniyorsaniz poppy war in efsane serilerden biri oldugunu duymussunuzdur. Kitap icinde sıkıldım mi? Cok deil, cunku kitap, personalmente, sikilmama izin vermedi, hayir diyorum tam sikilicam, yine bir bilgi, yeni bir olay, yeni bir gercek! Resmen sikilmama izin vermedi babel bana. Kitabi italyanca okudum, ve o kadar zor bir dili oldugunu düşünmüyorum, sadece bildigimiz akademik bir dil. Asil seyde orda iste! Rebecca resmen normal dil ile muziceler dökmüş kağıda. Ve duyduklarima gore, Rebecca poppy war trilojisini, babel i yazmak icin alistirma olarak kullanmış, ne kadar dogru orasini bilemem, poppy war Ida okumadim ancak beni agzim acik birakti diyebilirim bu fact. Ve sunu soylicem; babel dark academia deil. Kitap cok farkli dallara ayriliyor, her birinden bikana kadar konuşmak istiyorum. Okumak isteyenlere kisa bir onizlem yapayim. Ana karakterimiz, Robin, Oxford a, Londra ya translation bolumunde okumak icin, ulkesinde, cantondaki diger vatandaslardan ayricalikli sekilde, tutoru ve ayni zamanda ogretmeni olan profesor lovell ile gelir ve onunla ayni bolumu okuyan ve ayricalikli gelen diger 3 arkadaşlariyla tanışır; ramy, victorie ve letty. Her sey mukemmel giderken Robin bir gece babel kulasinin yakinlarindaki parkdaki calilarin arasinda fisiltilar duyar. Ardindan 3 kisi görür. Robin sanki aynaya bakiyormus gibi hisseder. Sanki karşısında elinde gümüş tabletler tutan ikizini
BabelR. F. Kuang · Agenor Publishing · 20221,942 okunma
Bunner Kardeşler
8/10
·120 syf.··
2024 36. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 13 Aralık 2024 17:24
ÖZET/YORUM/SPOİLER İÇERİR Güzel başlayıp trajik biten bir romandı. Ama bir solukta okudum. Kitabı beğendim. İki Kız Kardeş'te, Amerikan edebiyatının klasikleşmiş yazarlarından Edith Wharton, 20. yüzyıl başlarındaki Amerika'nın yoksul çevrelerine bir pencere açıyor. Ann Eliza ve Evelina Bunner, mütevazı dükkânlarında çalışarak hayata tutunmaya çalışan iki kardeştir. Birbirinin aynı renksiz geçen günleri, satın aldıkları bir saatle birlikte bambaşka bir yöne çevrilir. Alman göçmeni olan saat ustası Ramy, iki kardeşin hayatlarının altüst edecek, kaçınılmaz ve trajik bir sonun temellerini atacaktır. Amerika'nın kent yaşamının ve toplum düzeninin fon oluşturduğu bu küçük roman, başkahramanları dışında çizdiği yan karakterlerle de klasik edebiyatın önemli örneklerinden biri sayılıyor. Wharton, İki Kız Kardeş'te fedakâr davranışın ironik bir şekilde trajediyle sonuçlanmasını işlemiştir. Edith Wharton bir zamanlar, "Hayat, soyut ilkelerle ilgili değildir ancak kader, eski geleneklere, eski inançlara, eski trajedilere ve eski hatalara verdiğimiz tavizler ve zavallı uzlaşmaların birbirinin arkasından gelmesidir," diye yazmıştı. Ann eliza ve evelina bunner saatçi ramy hakkında konuştular ve ertesi gün akşam yemeğinden sonra geleceğini söyledi küçük kız kardeş evelina bunner. Saat tamir ettirmek için bay ramy'nin dükkanına gittiğinde hakkında bir çok bilgi sahibi olmuştu. Ann eliza bu durumdan hoşnut olmasa da belli etmemeye çalıştı. Çünkü bu fırsatı elinden kaçırmıştı. Her defasında çekingen tavırla gitmek için bir türlü adım atamıyordu. Bence en üzücü kısım ablanın (Ann eliza'nın) hayatı boyunca kendini ikinci sıraya koyup küçük kız kardeşi (evelina) için çabalaması. Eminim ki ileri de bundan çok pişman olacak. Karşındakini kardeşin dahi olsa hep ilk sıraya koyarsan onu
Duygu ve Düşünce
İki Kız KardeşEdith Wharton · Kırmızı Kedi Yayınevi · 2013470 okunma
Keşke onu daha çok sevseydim.
10/10
·664 syf.··
Beğendi
·
2024 44. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 09 Ekim 2024 17:55
Bu yıl pek inceleme yazma havamda olmasam da bu kitabı elime alır almaz sonumun burada olacağını biliyordum. Tıpkı R. F. Kuang 'ın ilk okuduğum serisi Haşhaş Savaşı 'ı okuduğumda bu yazarın her kitabını okuyacağımı bilmem gibi. Aslında çok objektif bir inceleme olmayacak bence. Dark Academia türü sevmeyenler için çok okunası bir kitap olmayabilir ama konusu ve yazarın yarattığı büyü sistemi için bile bir şans vermeye değer. Ama en çokta karakterleri için şans vermelisiniz. Çin'de küçük bir çocukken gerçek adını bile öğrenemediğimiz en sevdiği kitaplardan kendine isim seçen Robin ve onun Babil'de tanıştığı diğer arkadaşları için. Kitabın konusundan ziyade ana karakterlerimiz üzerinde ki görüşlerimi yazmak istiyorum ki ilerde bunu okuyup aynı hisleri yakalayabileyim Robin çoğu okurun kolay bağ kurabileceği bir ana karakter. Korkak tarafları var bunları kabul ediyor, arkadaşlarını çok seviyor onlar için her şeyi yapmaya hazır. Kendi yaşadığı hayatı hak etmediğini düşünen ve kötü olayın sonuncun kendinin cezalandırılmasıyla son bulmasını isteyen biri. Rami, Robin'in Babel'de ki ilk arkadaşı. Onun aksine ne yapması gerektiğine dair çok küçük yaştan beri bir fikri var bu doğrultuda hareket etmek isteyen biri. Hindistan'dan küçük yaşlarda İngiltere'ye gelmiş. İnsanların görmek istediklerini onlara göstererek hayatta kalmaya ve amaçlarını gerçekleştirmeye çalışan biri. Robin'le birlikte Oxford'ta tepede geçirdikleri gün batımını hiç unutmayacağım galiba. Victorie bence kitapta en trajik geçmişe sahip karakter ve zorluklarla yüzleşmeye devam ediyor. Oldukça zeki bir bilim insanı. Çektiği hiç bir zorluğu fark etmeyen Letty'i bile Robin'le birlikte onun iyi yanına tutunmak isteyen kişi. !!!!ciddi spoilerrrr!!! Letty ise benim bu kitapta ki benim en çelişkili düşüncelerim olan
1000k
BabilR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 20241,942 okunma