Kanunları iyi uyguladiğı ve kendisi de uyduğu için "Kanuni" diye anılan Osmanlı sultanı aslında hiç kanun yapmamıştı. Çünkü kanunu kendisinin yapamıyacağını ve kanunun yapılıp-bozulan bir sey olamayacağını biliyordu. Ama geçen asrın yaygın eğilimi "kanunculuk" -memleketin sırf kanunlar çıkararak düzeltilebileceği yanlış görüşüne dayanan hareket- bir çok "kanuni" nin türemesine sebep oldu. Bu devirde Yapılan kanunlardan çok azı gerçek temellere istinad eder (Mecelle gibi).
Sayfa 28·Kitabı okudu
Alıntı
Müslüman olunmadan önce imparatorluk devletinin ülkü içeriği müphemdi. O hâlde, nasıl olmuştu da imparatorluk devletine geçilebilinmiştir. Kadîm Türklerin ongun özelliği ile aile yapısının incelenmesinden, onların, ‘dışevlilik’ (Fr exogamie) yaptıkları sonucuna varıyoruz. Yakın kan bağı evliliği yasaktı. Aile, ataerkil ve çoğunlukla tekeşli olup atanın soyuna göre yânî, atasoylu (Fr patrilineal) yürürdü. Bu sebeple Türkçe, atasoyuna göre düzenlenmiş ayrıntılı bir terimler dağarına mâliktir: Sözgelişi ‘ata’ (L pater); ‘ana’, ög (L mater); ‘oğul’ (filius); ‘kız’ (filia); ‘ağa’, ‘ece’ (büyük erkek kardeş, ağabeğ; L frter), ‘ini’ (küçük erkek kardeş), ‘aba’ (büyük kız kardeş, abla; L soror), ‘singil’ (küçük kız kardeş); ‘abaga’ (OsmT amca; L patruus); ‘tagay’ (dayı; avunculus); ‘kelin’ (gelin gelmekten, yânî koca evine gelen; L nupta, sponsa); ‘küdegü’, ‘kübek’ (güvey; sponsus)…
Edebiyat
Reklam
Eş'ariliğin sonuçlarından birisi, İslam dışında gelişen ahlaki standartların reddedilmesi iken, bir diğeri İslam dünyasında hükümlerin yalnızca lafzi anlamlarıyla kabul gördüğü dar bir kanunculuğun yayılması oldu. Amerikalı Müslüman akademisyen Sherman Jackson buradaki problemin doğasını çok iyi anlamıştır. Jackson, Eş'arilerin vahyi “ahlaki değerlerin tek kaynağı" olarak tanımladığını belirtmektedir. Bu tanımlamadan şu kaçınılmaz sonuç çıkar “İnsanoğlunun ahlak bağlamında soracağı her soru, ancak kitaba göre olarak cevaplanabilir.” Bu yüzden "Mu'tezile'nin yenilgisi sonrasında” İslam dünyasına "aşırı kapsayıcı bir kanunculuk" egemen oldu. Bu kanunculuk, en önemsiz soruları bile kesin hükümlerle cevaplanması gereken dinî problemlere dönüştürdü. Müslümanlar "Saat sağ kola mı takılmalıdır, yoksa sol kola mı?" gibi ayrıntılar konusunda bile kaygılanmaya başladılar.
Sayfa 100·Kitabı okudu
Din
Schopenhauer’dan homoseksüellik hakkında
Cinsel tutkunun doyurulması ve giderilmesi için yapılan seçime, içgüdüsel bir biçimde yol göstericilik eden güzellik duygusu, homoseksüellik haline gelince yanılmaya uğradı demektir. Böyle bir durum, et sineğinin (Musca vomitoria), içgüdüleri gereğince, yumurtalarını çürümüş ete bırakması gerekirken, tıpkı çürümüş et gibi kokan Arum dracunculus'un kokusuna aldanarak bu bitkinin çiçeklerine bırakmasına benzemektedir.
Sayfa 41·Kitabı okudu
İnsanın, hayvandan daha az içgüdüleri olması ve bu birkaç içgüdünün de kolayca yanılabilmesi, insanda beynin çok daha fazla gelişmiş olmasıyla açıklanabilir. Cinsel tutkunun doyurulması ve giderilmesi için yapılan seçime, içgüdüsel bir biçimde yol göstericilik eden güzellik duygusu, homoseksüellik hâline gelince yanılmaya uğradı demektir. Böyle bir durum, et sineğinin (Musca vomitoria), içgüdüleri gereğince, yumurtalarını çürümüş ete bırakması gerekirken, tipkı çürümüş et gibi kokan Arum dracunculus'un kokusuna aldanarak bu bitkinin çiçeklerine bırakmasına benzemektedir.
Sayfa 41 - Yapı Kredi Yayınları·Kitabı okudu
Somut gerçeklerin soyut kurallara uymadığı siyasal düzenlerde, öz silinir; biçimsel kuralları savunulur. Bu yol "kanunculuk", sosyal gerçekte biçimsel kuralların çatışma ve uyumlarını araştırmak ise "hukukçuluk"tur.
Sayfa 6·Kitabı okudu
Reklam
Reklam