Karanlık, Anlamın İlk Halidir
8/10
·88 syf.·
2026 182. kitabı
Geçen gece deniz kenarında oturuyordum. Hava sakindi. Ayın ışığı denizin üzerine düşüyor, dalgaların hareketiyle birlikte parçalanıp yeniden birleşiyordu. Uzun süre gözümü o ışıklardan alamadım. Bir süre sonra nedensizce aklıma yıllar önce fotoğraflarını gördüğüm Nasır el-Mülk Camii geldi. O meşhur renkli pencereler, güneş ışığını yüzlerce parçaya ayıran vitraylar birden zihnimde canlandı. Deniz üzerindeki ay ışığıyla o pencereler arasında görünmez bir bağ kurmuştum sanki. Ardından Kör Baykuş düştü aklıma. Çünkü Sadık Hidayet’in romanında da gerçeklik tek bir yüzle karşımıza çıkmıyordu. Her şey kırılmış bir camın parçaları gibi dağılıyor, her parça başka bir görüntü gösteriyordu. O gece denizin kıyısında otururken kendimi bir anda Şiraz’daki o caminin içinde hayal etmeye başladım. Zihnimde pencerelerin önüne geçtim, renklerin arasına oturdum ve Kör Baykuş üzerine konuşmak için Ravi, Münzevi ve Hiç’i çağırdım. Kör Baykuş, adı bilinmeyen bir anlatıcının iç dünyası etrafında kurulur. Olay örgüsünden çok, zihinsel çözülme anlatılır. Anlatıcı dış dünyayı yaşarken aynı anda kendi iç dünyasının içinde kaybolur. Gerçek ile hayal arasındaki sınır giderek silinir. Romanın temel gerilimi burada oluşur, dışarıda ne olduğu değil, içeride neyin gerçek kabul edildiği. Bu romanın merkezinde ne var? diye sorduğumda Ravi kısa bir cevap verdi “İnsanın kendine kapanması.” Münzevi bunu genişletti “Bu kapanma bir seçim değil, varoluşun kendisi. Anlatıcı dış dünyadan değil, kendi zihninden kopamıyor.” Hiç ise daha keskin bir yerden yaklaştı “O zaman hikaye diye bir şey yok mu?” Kör Baykuş’un en önemli özelliği burada ortaya çıkar. Geleneksel anlamda net bir olay zinciri sunmaz. Bunun yerine parçalı bir bilinç akışı kurar. Okur, olayları değil, olayların zihinde bıraktığı kırılmayı
Kör BaykuşSadık Hidayet · Yapı Kredi Yayınları · 202636,7bin okunma
Bir küçük gönül sızısı
Puan vermedi·144 syf.··
2026 16. kitabı
Kazancı Yokuşu, Ferhan Şensoy’un 1978 yılında yayımlanan ilk kitabıdır. Ferhan Şensoy’un, o dönem yokuştaki 40 numaralı evde sevgilisiyle birlikte yaşadığı söylenmektedir. Kitap, 1977’de Taksim'in kalbindeki Kazancı Yokuşu’nda yaşayan renkli ve sıradan insanların gündelik yaşamlarını anlatıyor. Melek Abla, Necdet Albayım, Yusuf Bakkal, Şoför Saim, Ercüment ve talebeler… Sımsıcak, içinizi ısıtacak hayatlar. Tabi ki dönemin siyasi ve ekonomik durumunun gölgesinde. Ve sonra takvim yaprakları 1 Mayıs 1977’yi gösterir. Kitabın en can alıcı noktası, bu sıradan ve eğlenceli mahalle yaşamının, Türkiye tarihine "Kanlı 1 Mayıs" olarak geçen günün gerçekliğiyle ve Kazancı Yokuşu'nda yaşanan izdihamla kesişmesidir. Keyifle okunan bu kitap yüreğinizi sızlatan bir günle son bulur. Kitap bittiğinde kalbimin acıdığını hissettim.
Kazancı YokuşuFerhan Şensoy · Ortaoyuncular Yayınları · 2007629 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
10/10
·392 syf.··
2026 31. kitabı
Merhaba arkadaşlar! Bugün size son zamanlarda okuduğum en naif, en 'aile' sıcaklığındaki kitaptan bahsetmek istiyorum: 'BAŞLANGIÇLAR KİTABI'. Kalbi kırık bir kadın, kiliseden kaçan bir rahibe ve 70 yaşında ilk kitabını yazmaya çalışan bir adam... Yolları bir kırtasiye dükkanında kesişen bu üç benzersiz karakterin hikayesine buyurmaz mısınız? Hikayemiz Jo Sorsby adında bir kadının dayısının dükkanına bakmak için Londra'ya taşınmasıyla basliyor. Dayısının bir bakım evine yatırılmasından sonra kırtasiyeye Jo bakmaya başlar. Dört ay önce uzun süreli ilişkisinin kötü bir şekilde bitmiş olması onu derinden yaralar. Londra'ya biraz da uzaklaşmak unutmak için gelir ama mekan değiştirince malesef ki bazı şeyler hala taptaze kalıyor akılda. Burada rengârenk defterler, kalemler,kağıtlar arasında olmak zamanla ona iyi gelecektir. Hayatını değiştiren sadece renkli kağıtlar kalemler degildir. Ruth,Malcolm, Eric gibi kişiler sayesinde hayatına ayrı bir renk gelecektir. Ruth,kacak bir rahibe olarak biliniyor.Kiliseden kaçmıştır ve neden kaçmış olduğu bilinmiyor. Malcolm 70 yaşında dükkanın sadık müşterilerinden birirdir ve o yaşına rağmen ilk kitabını yazmak için uğraşıyordur. Viking Eric ise yan dükkanda çalışan biridir. Bu kişiler Jo için sonradan edinilen aile gibi olacaktır. Kitapta, karakterlerin yaş ve hayat tecrübesi olarak birbirlerinden çok uzak olmalarına rağmen kurdukları bağ cok iyiydi. Jo, geçmişinde yaşadığı kırılganlıklar yüzünden kendi kabuğuna çekilmişken; kilise kurallarına sıkışmış bir rahibe ve hayalleri olan yaşlı bir adamla yollarının kesişmesi hikayeyi güzelleştiriyor. Gerçek sevgi ve dostluğun on planda tutulduğu bu kitabı tavsiye edeirm. Ve yeni başlayanlar,yeni başlangıçlar için harika bir kitap. The Kitap Yayınları Seval S. İlknur
Başlangıçlar KitabıSally Page · The Kitap Yayınları · 202694 okunma
Bir şehirde bir kadın
8/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2026 40. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 10:43
Başta “sabah sayfaları” tadında yazılmış ve nedense basılmış bir kitap izlenimi uyandırdı bende. Ama kısa sürede bölümler birbirine lezzetli bir şekilde bağlanmaya, süssüz, sade cümleler muazzam tat vermeye başladı. Sonlara geldiğimde, bu şekilde bir 500 sayfa daha olsa okurdum diye düşünmeye başladığımı fark ettim. Çabucak bitti, diğer kitaplarına da göz atma isteği uyandırdı bende. Hint asıllı, Londra doğumlu, New York’da yaşayan ve İtalyanca yazan çok renkli bir kalem Lahiri, sevdim. Tam çantaya atmalık, kafede, yolda, her yerde okumalık bir kitap. Hatta bence tam da böyle okunmalı. 
Edebiyat & Roman
Olduğum YerJhumpa Lahiri · Domingo Yayınevi · 2022976 okunma
Mizahi, samimi ve düşündürücü bir eser...
10/10
·263 syf.··
Beğendi
·
2026 96. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 11:58
Tatlı Perşembe, John Steinbeck'in daha önce yazdığı Sardalye Sokağı romanının devamı niteliğindedir. Olaylar, Amerika'nın Kaliforniya eyaletindeki Monterey kasabasının Sardalye Sokağı'nda geçer... Romanın merkezinde, savaştan dönen Doc adlı deniz biyoloğu vardır. Doc, savaş sonrası değişen dünyaya ve yalnızlığına uyum sağlamaya çalışmaktadır. Onun dostları olan Mack ve arkadaşları ise Doc'un mutlu olması için ona bir eş bulmaya karar verirler... Bu amaçla, hayatın zorluklarıyla mücadele eden ancak zeki ve güçlü bir kadın olan Suzy ile Doc'u tanıştırmaya çalışırlar. Başlangıçta çeşitli yanlış anlaşılmalar ve komik olaylar yaşansa da zamanla Doc ve Suzy birbirlerini tanımaya başlarlar. Roman boyunca dostluk, sevgi, dayanışma ve insanların kusurlarıyla kabul edilmesi temaları işlenir... John Steinbeck, Sardalye Sokağı'nın renkli ve sıra dışı insanlarını anlatırken savaş sonrası toplumun değişimini, yalnızlığı ve insanların mutluluk arayışını sıcak ve mizahi bir dille ele alır. Yazarın dediği gibi; İnsanların gerçek mutluluğa ulaşabilmesi için sevgiye, dostluğa ve birbirlerini olduğu gibi kabul etmeye ihtiyaçları vardır...
Alıntı
Tatlı PerşembeJohn Steinbeck · Sel Yayıncılık · 20211,808 okunma
7/10
·480 syf.··
Beğendi
·
2026 59. kitabı
·
17 saatte okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 07:14
𝗦𝗮𝗱𝗲𝗰𝗲 𝘀𝗲𝗻 𝘃𝗲 𝗯𝗲𝗻, 𝗮𝘆𝗻ı 𝘁𝗮𝗿𝗮𝗳𝘁𝗮... 𝗕ü𝘁ü𝗻 𝗞ö𝘁ü𝗹𝗲𝗿𝗶𝗻 Ş𝗲𝗵𝗿𝗶 𝗸𝗮𝗿şı𝗺ı𝘇𝗱𝗮 𝗼𝗹𝘀𝗮 𝗯𝗶𝗹𝗲. ━━━━━━━ Spoiler içerir!! Kitap, başkarakter Yekta’nın bir ceset başında, elleri kan içinde ve hiçbir şey hatırlamadan uyanmasıyla başlıyor. Suçunu tam olarak bilememesi nedeniyle “Kötülerin Şehri” olarak bilinen ada hapishanesine, gri mahkum formasıyla gönderiliyor. Hikâye buradan itibaren hız kazanıyor. Kötülerin Şehri nedir? 2021 yılında Türkiye’de kurulan Ada hapishaneleri sisteminin bir parçası olan bu yer, 18–30 yaş arası mahkumların gönderildiği izole adalardan oluşuyor. Ama buraya “hapishane” demek biraz hafif kalıyor; resmen suçlular için kurulmuş ayrı bir toplum gibi. Şehir dışındaki suç oranını düşürmek amacıyla tasarlanmış bu sistem, ironik bir şekilde mahkumların bile oradan çıkmak istemediği bir düzene dönüşmüş. Ada, suç türlerine göre beş bölgeye ayrılmış: #Kırmızı Bölge (Dolandırıcılar ve hırsızlar) – Öncü: Amber #Mavi Bölge (Şiddet suçluları) – Öncü: Mirza #Siyah Bölge (Katiller) – Öncü: Kunter #Yeşil Bölge (Kaçakçılar) – Öncü: Giray #Sarı Bölge (Cinsel istismarcılar) – Hiçbir sarı uzun yaşamıyor; adaya düştüğünde meydanda idam ediliyorlar. #Gri ise suçu kanıtlanmamış veya muallak olanlar için. Gri’ler istediği bölgeye geçiş yapabiliyor Yekta, hafızasını kaybetmiş bir gri olarak adaya düştüğü için herkesin ilgisini çekiyor. Özellikle Kunter’in onu elde etmek için her şeyi yapması, hikâyeye ciddi bir gerilim katıyor. Diğer karakterler hakkında şunu söyleyebilirim , En sevdiğim karakter kesinlikle Kunter oldu. En ısınamadığım ve yapmacık gelen Asıl ve gıcık kaptığım Öncüsü Amber. Giray,Mirza, Sinan, Devin ve arkadaşlarını da sevdim diyebilirim. Sarah'ın ölümüne üzüldüm. Kitabın sonunda Yekta’nın hafızası geri gelir ve aslında suçsuz olduğu ortaya çıkar. Ancak bu süreç sadece
1000Kitap
Veyl - Kötülerin ŞehriFatma Şamata · Artemis Yayınları · 2025500 okunma