"Semaver" Sait Faik Abasıyanık
Hayatın tam içinden öyküler ve bambaşka insanların farklı ruh hâlleri..
Sait Faik okumak… Bazen bir vapur yolculuğunda tanımadığın birini izlemek gibi. Bazen çocukluk anılarında dolaşmak, bazen de bir garsonun gözünden dünyaya bakmak gibi… ve şunu fark ettim: Bu kitap sadece hikâyelerden değil, yaşamdan, yalnızlıktan, sevgiden, yoksulluktan, insan olmaktan oluşuyor.
Her öyküde başka bir tema vardı ama hepsinin ortak noktası, “insan”dı.
Yalnızlık, “Stelyanos Hrisopulos Gemisi”nde bir çocuğun hayal gücünde, “Şehri Unutan Adam”da ise bir adamın kalbinde yankılandı.
Yoksulluk, “Garson”da sabırla yoğrulmuşken, “Bohça”da bir annenin sessiz fedakârlığına dönüştü.
Aile bağları ve anne sevgisi, “Semaver”de içimi ısıttı ama bir o kadar da hüzünlendirdi.
Aşk, bazen gizliden gizliye (“Sevmek Korkusu”), bazen bir ipek mendile sığacak kadar naifti.
Kıskançlık, “Kıskançlık”ta içimizi kemirdi,
özlem, “Babamın İkinci Evi”nde içten bir burukluktu.
Kaçış ve özgürlük arzusu, “Robenson” ve “Orman ve Ev”de kendini belli etti.
Ve umut, “Bir Kıyının Dört Hikâyesi”nde deniz kokusuyla geldi burnuma.
Bu kitap bana bir kez daha gösterdi ki;
“İnsan, insana en çok hikâyede benzer.”
Okumadıysanız tavsiyemdir. Sessizce gelip kalbinize dokunan bir kitap Semaver…