• … İnsan ruhunun Tanrı'dan bir ışıma olduğunu söyleyen Roma imparatoru ve filozof Aurelius, Tanrı'ya kesin olarak inanmaktadır. Bizim de hayvanlar gibi bedenlerimiz var ama, aynı zamanda Tanrı'lar gibi akıl ve zekâya da sahibiz. Hayvanlar da canlıdır ve içgüdüler ve tabiî davranış ilkeleri dediğimiz şeylere sahiptirler. Ama yalnız "düşünen hayvan" dediğimiz insanın aklî ve zekâ sahibi bir ruhu vardır. Aurelius bunu sürekli vurguluyor ve "Tanrı bizim içimizdedir ve biz sürekli Tanrılığa katılmalı, İlâhîleşmeliyiz!" diyor; çünkü ancak bu yola Tanrı'nın özü hakkında herhangi bir bilgi edinebiliriz-yaşayarak varlığı varlıkla anlayarak. İnsan ruhu bir bakıma Tanrı'nın parçasıdır; "Tanrı yalnız zihin bölümüyle, kendisinden akmış ve çıkarılmış olan bu bedenlere zekâyı kondurur!"... Aurelius, bir insanın içinde gizlenmiş bir hayat, yâni insanın kendisi olduğu; gerçek insanın varlığı için kullandığı organlar, araçlar, zarfların onun olduğunu öne sürer. Mânâ zarfı, ruhun zarfı, beden. Ona göre, ancak İlâhî ve yüce bir hayat yaşayan insan, Tanrılığın bilgisine erişebilir. İnsanın aklı bütün şeyleri kuşatan âlemşümûl akla uyum hâlinde olmalıdır. İşte bu içindeki Tanrılığı, yâni âlemşümûl aklı izlemekle insan, Tanrı'ya, gerçek "iyi" ye yaklaşır; ama yine de kendi vicdanî yol göstericiliği ile tam bir uyuşmaya hiçbir zaman erişemez.