Artık ortak bir şuur yok. Herkesin konuştuğu dil başka. Hırsızlarla dolu bir panayırdayız. Bezirgânlar mallarını sürmek için sesleri çıktığı kadar bağırıyorlar. Tam bir yaygara... Oysa medeniyet üslup demektir.
... Ferde kılavuzluk eden gönül değil, kendi dışında bir kafa. Bir işletmeye giren herkes, ruhunu vestiyerde bırakıyor. İnsanın gerçekten insan olduğu bir medeniyet sona ermiştir. Emeğin mahiyeti değişmiştir.
Gurvitch'e göre, Marx'tan daha devrimcidir Proudhon. Marx somut durumlar karşısında zaman kazanmaya çalışır, Proudhon ve şakirtleri ise hep olayların içinde olmuşlardır. Komün'den birkaç hafta önce Marx ve Birinci Enternasyonal, işçilere zamansız bir isyana kalkışmamalarını öğütler. Marx Paris Komünü'nü ancak kurulduktan sonra benimser, Komün için yazdığı methiyede, Komün'ü oluşturan Proudhoncu çoğunluktan hiç bahsetmez. Oysa Komün'ün aldığı idari, iktisadi, siyasi tedbirlerin hepsi Proudhoncu düşünceden ilham almaktadır. Komün yanlıları "federe" ismini alırlar. Yalnız bu isim bile, onların Proudhonculuğa ne kadar bağlı olduklarını gösterir.
Sonuç olarak, "insanlık sarhoş gibi, iki uçurum arasında yalpalıyor, bir yanda mülkiyet, öte yanda iştirak-i emval* ve devletçilik: Bütün mesele, başı dönerken ve ayakları birbirine dolanırken, karşıya nasıl geçeceği".¹