“Bana köle olmayan birini gösterin! Kimileri şehvetin, kimileri hırsın, kimileri gücün kölesid ir ve hepimiz korkularımızın kölesiyiz. Eskiden konsolosluk yapmış ama şimdilerde yaşlı bir kadının kölesi olan bir adam ve bir temizlikçinin kölesi olmuş bir milyoner tanıyorum. Ama hiçbir kölelik gönüllü olunan kadar küçük düşü rücü değildir.”
Vücudunu Mûcidine feda et. Mukabilinde büyük bir fiat alacaksın. Çünki feda etmediğin takdirde, ya bâd-i heva zâil olur, gider; veya Onun malı olduğundan yine Ona rücu eder.
Biri de, sen burada misafirsin ve buradan da diğer bir yere gideceksin. Misafir olan kimse, beraberce götüremediği bir şeye kalbini bağlamaz. Bu menzilden ayrıldığın gibi, bu şehirden de çıkacaksın. Ve keza bu fâni dünyadan da çıkacaksın. Öyle ise, aziz olarak çıkmaya çalış. Vücudunu Mûcidine feda et. Mukabilinde büyük bir fiat alacaksın. Çünki feda etmediğin takdirde, ya bâd-i heva zâil olur, gider; veya Onun malı olduğundan yine Ona rücu eder.
Mesnevi-i Nuriye - 119
Beklemek kadar acı veren bir şey yoktu bu hayatta. Bunu birçok acıyı çekmiş bir çocuk olarak ya da artık genç bir adam olarak söylüyorum. Beklemek dünyanın en acı ve yo-rucu şeyiydi.
Zannedildiğiği gibi tehlikeli olan gece değil gündüzdür. Karanlıkta her şey aslına rücu eder; kurt kurtluğuna, korkak korkaklığına. Oysa gündüz hepimizin bir parçasını inşa ettiği devasa bir tiyatro sahnesidir. Sıkça o sahneye çıkar, oyunumuzu oynar, sonra da aşağıya ineriz.