Puan vermedi
Portrait of a Turkish Family, yirminci yüzyılda, son Osmanlı dönemiyle Cumhuriyet Türkiyesi'nin ilk yirmi beş yıllık kesiminin canlı bir panoraması. Orjinali İngilizcrdir Gözyaşları ve ayrılıklarla yoğrulmuş gerçek bir öyküdür. Küçük bir çocuğun aile hayatı içinde yaşadıklarıyla başlıyor. Okul yılları, aile durumları, hamama gitmesi, evlerinin yanması ve zengin durumdan fakir duruma düşülmesi, babannenin evlenmesi ve miras durumları gibi çok normal olarak yazılmış bir Türk ailesinin anılarıdır. İng tarafından çok önemsenen bu konuları ben çok normal buldum ilk 400 sayfada. Son 50 sayfa ise tam istediğim gibiydi. Herkese mutlaka tavsiye ediyorum. " İngilizce ortamında Türkiye ile ilgili Roman çok azdır hele Türklerin kişisel özellikleri ile yaşayış biçimlerini işleyen roman türü şimdiye kadar kaleme alınmamıştır." (Amerikalı yazar Jean de Sequey S.435) "Alışılmış edebiyat türleri dışında yazıldığı ve belirli kişilere belirli mesajları vermediği için ilginç geldi. Okunması kolaydı; bir roman havasındaydı, Doğu'nun egzotik karakteristiğini taşıyordu ve aşk, yaşam sorunları, ayrılık ve olgunlaşma gibi insanlığın tümüne ait duyguları dile getiriyordu." S.436 Kitap 60 yıl sonra Dr. Arın Bayraktaroğlu tarafından Türkçeye kazandırılmıştır. Kitapta önsöz gibi, yazarın oğlu tarafından yazılmış yeni bir stil olan sonsöz de bulunmaktadır. Kitap içeriği: İrfan Orga İngiltere'den önce Türk Havacılıkta başarılı bir subaydır. Görev emriyle İngiltere'ye gönderilir. İngiliz bir kadınla evlenir fakat bu Türkiye'de hiç hoş karşılanmaz. Ülkeye dönünce Diyarbakır'a görevlendirilir Bir nevi sürgün edilir çünkü asker yabancıyla evlenemz ve eşinden de ayrılmayı reddetmektedir. Tutuklanmadan İngiltere'ye kaçar ve orada yaşar. "29 Kasım 1970'te sabahın erken bir saatinde babam İrfan Orga
Bir Türk Ailesinin Öyküsüİrfan Orga · Everest Yayınları · 20181,017 okunma
Ekmeğimi Kazanırken
Puan vermedi·435 syf.·
2025 116. kitabı
Bir insanın bilgisi ne kadar çoksa, eli kolu da o kadar uzun olur, her yere yetişir, her şeye ulaşır; ne çok şeye ulaşırsan, o kadar çok kazanırsın, işlerin yolunda olur. Tanrı bizi dünyaya aklı bir şeye ermeyen birer çocuk olarak gönderir, akıllı, bilgili ihtiyarlar olarak geri alır. Demek ki, okumak gerekiyor.(s.159) Maksim Gorki’nin otobiyografik üçlemesinin ikinci kitabı olan Ekmeğimi Kazanırken İlk kitap olan Çocukluğum ‘un ardından Gorki’nin yaşantısına daha derinlikli bir bakış sunuyor. Çıraklık yıllarındaki sancılarını, hayatın zorlukları karşısında sürdürdüğü arayışları ve içsel dönüşümünü samimi bir dille kayda geçiriyor. Eser, yalnızca bireysel bir yaşamın öyküsünü değil, aynı zamanda sanatın, yazar kimliğinin ve varoluşun sınırlarında gezinen bir ruhun olgunlaşma sürecini de yansıtıyor. Okurken, Gorki’nin kişisel ve düşünsel gelişimini izlerken, onunla birlikte yoksulluğun, yabancılaşmanın ve hayata tutunma çabasının derinliklerine doğru bir yolculuğa çıkarıyor. Yazarın kendi çocukluğundan yetişkinliğe uzanan zihinsel ve ruhsal evrimini konu alan üçlemesi “Bildungsroman” (eğitim/gelişim romanı) türünün önemli örneklerinden birisi. Gorki, bu eserde yaşantısının yanında, sanatın doğuşunu, emeğin onurunu ve halktan biri olarak sesini bulma mücadelesini de konu ediniyor. Eser, bu eğitim ve gelişim sürecini farklı yönleriyle yansıtan 20 bölümden oluşuyor. Ne ağır felsefi göndermeler, ne de süslü betimlemeler var, yoksulluğun acımasızlığına direnen bir çocuğun bakış açısını yalın ve dürüstlükle kaleme alıyor… Spoiler vermeden söylemek gerekirse, Gorki’nin hayatını, dönemin Rusya’sındaki sınıfsal uçurumları ve bir çocuğun başka dünyalara duyduğu özlemi ustalıkla birleştiriyor. Emek, sevgi, ölüm ve umut kavramlarının buluşturduğu dünyasında okurken karanlığına
Düşünce
Ekmeğimi KazanırkenMaksim Gorki · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20188,3bin okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Puan vermedi·435 syf.··
2023 9. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 24 Mart 2023 00:29
!! Spoiler içerir !! Ekmeğimi Kazanırken Maksim Gorki'nin otobiyografik üçlemesinin 2. kitabıdır. Eğer Çocukluğum kitabını okumadıysanız öncelikle onu okumanızı öneririm. Çocukluğum, "Var git insanların arasına karış... Ve ben de insanların arasına karıştım," sözleriyle bitmişti. Bu kitapta da Maksim'in ergenlik-gençlik yıllarına eşlik ediyoruz. Para kazanmak için çeşitli işlerde çalışıyor Maksim. İlk olarak moda kundurada çıraklık yapıyor. Tam oraya alıştı derken, dostları ya çalışmak için başka yerlere gidiyor ya da hayatlarını kaybediyorlar. Bir gün sobada ellerini yakıyor ve hastaneye kaldırılıyor. Bunun sonucunda işten ayrılıyor ve ninesinin yanına dönüyor. Daha sonra ninesinin kız kardeşinin oğlunun yanına çalışmaya gidiyor. Ve kentini değiştiriyor. Bebek bezi yıkamaya kadar evin her işini görüyor ama ev halkından kötü muameleye maruz kalıyor. Oradan nefret ediyor ve 3 yıl sonra oradan da ayrılıyor. Ardından gemide çalışmaya başlıyor. Bulaşıkçılık yapıyor. Orada çalışırken kitaplarla tanışıyo ve yavaş yavaş kitap tutkusu oluşmaya başlıyor. Fakat bu işten de çıkarılıyor. Para kazanmak için kuş avlayıp satmaya başlıyor ninesiyle birlikte. Aslında bu işi çok da sevemiyor Maksim. "Kurtulmak için çabalayışlarını görmek içimi acıtıyor, ama ne gelir elden. Ticaret yapıyorum;  acımasız, sert olmak zorundayım (s.140)," diyor. Daha sonra bu işi de bırakıyor. Tekrar gemiye dönüyor çalışmak için. Ama güz gelince vapur seferleri bitiyo. Dolayısıyla dinsel tasvirlerin yapıldığı bir ikonografi atölyesine çırak olarak giriyor. Tüm bu işlerde çalışırken birçok insanla tanışıyor. Ve bazıları onun hayatına güzel dokunuşlar yapıyor. Bu güzel insanlar sayesinde tam bir kitap delisi oluyor. Ama etrafındaki herkes bu kadar destekleyici değil tabiki. Onun kitap okumasını
Ekmeğimi KazanırkenMaksim Gorki · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20188,3bin okunma
Wattpad'deki En Erkek Erkeği İçeren Kitap
1/10
·600 syf.··
2022 36. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 06 Nisan 2022 20:28
YouTube kitap kanalımda okumadan önce ölünmesi gereken Yabancı kitabını yorumladım: ytbe.one/jtUaG022XWM Bitmeyen toksik aşklar, tecavüz güzellemeleri, mutasyon geçirmiş bir erkeğin adeta bir (erkek)²’ye dönüşmesi... İşte bunların hepsi Yabancı kitabı arkadaşlar. İncelemeye başlamadan önce yine şunu söylemem gerek. Bu incelemenin altına yazılan her yoruma karşılık olarak bu tür kitaplarla vakit kaybetmemeniz açısından daha nitelikli kitaplar önerdim, o yüzden kitap önerileri için yorumlar kısmına bakabilirsiniz. Kitabın bütün hikayesi Ediz'in Doğa'yı kaçırması, yakalanmadan öylece dolaşmaları ve Ediz'in kendi işlerini yaptırdıktan sonra da Doğa ile aralarında toksik bir aşkın başlaması üzerine. İşin tuhafı Doğa da Ankara Emniyet Müdürü'nün kızı. Buna rağmen hiç yakalanmıyorlar, hatta nerede oldukları bile sorgulanmıyor. Yani üzgünüm ama bu kurgunun inandırıcılığı, GTA San Andreas'ta polisin yanından bazuka ile geçerken polisin bunu hiç umursamaması veya aranma seviyen 6 yıldız olmuşken arabanın rengini değiştirip polislerden kurtulmanla eş değer. Kitap için yazılmış bazı yorumları okumam neticesinde "Doğa maalesef rehinelerin sahip olduğu Stockholm sendromuna yakalanmış, onu anlayışla karşılamanız gerekiyor :(:((" şeklinde Pollyannacı cümlelerle bu kitabı savunanlar gördüm... Emin olun İsveçlilerin böyle bir kitaptan haberi olsaydı hepsi Stockholm'deki Gamla Stan adasına doluşup yanlarına İsveçli yazarları da alıp ilk roketle başka bir gezegene uçarlardı. İsim benzerliği olarak da can sıkıcı bir gerçek fark ettim... Google'a "Yabancı kitabını oku" diye yazdığınızda ilk sayfada önünüze Albert Camus'nün Yabancı kitabı değil de maalesef hep bu kitap çıkıyor. Eğer inanmıyorsanız kendiniz de deneyebilirsiniz. Camus'nün yerinde olsaydım yazdığım kaliteli bir kitabın
Edebiyat
Yabancı - ŞahmeranÖznur Yıldırım · Pegasus Yayınları · 20167,9bin okunma
Puan vermedi·448 syf.··
2021 281. kitabı
Kadavra Mevsimi 29.12.2021 Giriş ve gelişme bölümü gereksiz uzun. Romandan ziyade hikaye ile daha etkileyici olabilirdi. Okumadan önce yapılan uyarıların hakkını veremedi maalesef. Korkudan ziyade polisiyeye daha yakın bir kurgu. Yazım hataları: 203-435.S.
Kadavra MevsimiCüneyt Candaş · Müptela Yayınları · 2020538 okunma
“Bu Benim Öleceğim Gün”
9/10
·487 syf.··
Beğendi
·
2021 28. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 27 Kasım 2021 16:47
Kitabı bitirdikten sonra, ‘Dünyanın en çok satılan ve en meşhur kitabı’ hakkında ne yazılabilir ki acaba dedikten sonra 1K’daki incelemeleri okudum ve üzerlerine pek bir şey yazamayacağım kanısına vardım. Kitabı okurken Fransız İhtilali’ni yaşadığınız hissine kapılmamak elde değil. Hatta bir incelemede yer alan, “kitabı okurken bir ara yüzüme kan fışkırdı” cümlesine hafif bir tebessümle hak verdim. Nefesimi tutarak bitirdim diyebilirim. Kızıl Devrim’i cümlelere dökerken kanın sıcaklığını satırların arasına öyle bir sığdırmış ki Dickens, edebiyatın sihrine hayran olmamak ve bu hazza tutkuyla bağlı olduğun için şükretmemek elde değil. Fransız Devrimi, dünyadaki ‘ezen- ezilen’ dengesine ilk neşteri vuran ve yankılarını tüm insanlığın hissettiği bir öfke patlaması. İyi ve kötü sonuçları yine duygularımızı dağlar nitelikte. Hepsi ekmek kavgası: Jung’un, “hayat anlam ve anlamsızlıktır” dediği gibi; Haksızlıklarla yorulan hayatlar ve ölümün anlam ve anlamsızlığa açılan kapısı. Arada kalan insanların hikayesinde bahsi geçen İki Şehir; Paris ve Londra. Londra Krala ve hakimiyete tam bağlılık ile istikrarı simgelerken Paris alacakaranlık içinde resmedilmiş. İnsanlık denen durum karakterlerde öylesine belirgin ki, birer kitap kahramanı olduklarına inanmak zor. Sayfalar; geceyi kelimelerle hissetmenin ve beklemenin ne demek olduğunu paragraflarla ruhunuza işleyerek ilerliyor ve güvensizlik hissiyle yaşamanın tedirginliği içerisinde, içinde bulunduğunuz günü ‘hayatınızın son günü’ gibi yaşadığınızı duyumsatan bir sona doğru götürüyor sizi. Kitabı daha iyi anlayabilmek için birazcık Fransız İhtilali ön okuması yapmak faydalı olabilir. Çünkü kitap bir aşk hikayesinden daha fazlası. Tarihsel bir döneme tanıklık ediyor. Bir İngiliz’in gözünden Fransız Toplumu’na ve siyasetine
Edebiyat
İki Şehrin HikayesiCharles Dickens · Turkuvaz Kitap · 201976,6bin okunma