Bir Müslüman için en önemli zorunluluk Kur'an'ı anlamaktır. Kur'an'ı, Peygamber'in (a.s) hayatını bilmeden anlamak mümkün değildir. Bugün birileri eğer siyer bilmeden, hadis külliyatından haberdar olmadan, Kur'an'ı Kerim'in mealini ya da metnini önüne alıp her ayeti okuyabilirim diyorsa bu gerçekten bir iddiadır ve hiçbir şey anlamı yoktur. Allah'u Teâlâ Kur'an'ı zihinleri bomboş olan insanlara indirmedi. O insanların bile zihinlerinde bir altyapı vardı.
Sayfa 15 - Hüner Yayınevi·Kitabı okuyor
Alıntı
Ve diğer mecraları
"Günümüzde insanlar o kadar yüzeyseller ki Facebook 'u bir kazanım olarak görüyorlar. " MAARTEN S. SNEIJDER
Sayfa 205·Kitabı okuyor
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Ve keza bütün nimet hazinelerini açmak salahiyetinde olan nimet-i imana vesile olan Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm dahi öyle bir nimettir ki; nev-i beşer ilel'ebed o zâtı (A.S.M.) medh ü sena etmeye borçludur. (İman ve Küfür Müv. 251.sh - Risale-i Nur)
Din
Ebû Hureyre radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Allah'u Teâlâ sizin bedenlerinize ve yüzlerinize değil, kalplerinize ve amellerinize bakar."
"𝖦ü𝗇𝗅𝖾𝗋𝖽𝖾𝗇 𝗌𝗈𝗇𝗋𝖺 𝖻𝗂𝗋 𝗀ü𝗇, Ş𝖺𝗒𝖾𝗍 𝗌𝖾𝗌𝗂𝗆𝗂 𝖿𝖺𝗋𝗄𝖾𝖽𝖾𝗆𝖾𝗓𝗌𝖾𝗇, 𝖱ü𝗓𝗀â𝗋𝗅𝖺𝗋ı𝗇, 𝗇𝖾𝗁𝗂𝗋𝗅𝖾𝗋𝗂𝗇, 𝗄𝗎ş𝗅𝖺𝗋ı𝗇 𝗌𝖾𝗌𝗂𝗇𝖽𝖾𝗇, 𝖡𝗂𝗅 𝗄𝗂 ö𝗅𝗆üşü𝗆. 𝖥𝖺𝗄𝖺𝗍 𝗒𝗂𝗇𝖾 ü𝗓ü𝗅𝗆𝖾, 𝗆ü𝗌𝗍𝖾𝗋𝗂𝗁 𝗈𝗅; 𝖪𝖺𝖻𝗂𝗋𝖽𝖾 𝖻ö𝖼𝖾𝗄𝗅𝖾𝗋𝖾 𝖾𝗓𝖻𝖾𝗋𝗅𝖾𝗍𝗂𝗋𝗂𝗆 𝗀ü𝗓𝖾𝗅𝗅𝗂ğ𝗂𝗇𝗂. 𝖵𝖾 𝗇𝖾𝖽𝖾𝗇 𝗌𝗈𝗇𝗋𝖺 𝖳𝖾𝗄𝗋𝖺𝗋 𝖽𝗎𝗒𝖽𝗎ğ𝗎𝗇 𝗀ü𝗇 𝗌𝖾𝗌𝗂𝗆𝗂 𝗀ö𝗄 𝗄𝗎𝖻𝖻𝖾𝖽𝖾. 𝖧𝖺𝗍ı𝗋𝗅𝖺 𝗄𝗂 𝗆𝖺𝗁ş𝖾𝗋 𝗀ü𝗇ü𝖽ü𝗋, 𝖮𝗋𝗍𝖺𝗅ığ𝖺 𝖽üş𝗆üşü𝗆 𝗌𝖾𝗇𝗂 𝖺𝗋ı𝗒𝗈𝗋𝗎𝗆." 𝖢𝖺𝗁𝗂𝗍 𝖲ı𝗍𝗄ı 𝖳𝖺𝗋𝖺𝗇𝖼ı
Şiir
Roma siyasetinin hiç de tekin olmayan dünyasında yer alan imparator-filozof Marcus Aurelius, Düşünceler (M.S. 167) adlı eserinde, karakteri ve başarılarıyla ilgili etrafta söylenen­lerin, benlik imgesine sirayet etmesine izin vermeden önce mutlaka sağduyunun süzgecinden geçirilmesi gerektiğini ha­tırlatıyordu kendine. "Dürüstlüğünüz ve nezaketiniz kesin­likle başkalarının tanıklığına gerek duymamalıdır" diyordu filozof-imparator; bu sözlerle toplumun "onur"u merkeze alan değerlendirmelerine de çomak sokmuş oluyordu. "Her övülenin ille de daha iyi olduğunu kim söylemiş? Zümrüt övülmediği zaman değer mi kaybeder sanki? Peki ya altın, fil­dişi, bir çiçek ya da bitki?"