Kendimizi sabit, katı, değişmez bir şey sanıyoruz. Kim olduğumuzla ilgili fikirlerimiz ve kararlarımız var. Nelerden korktuğumuzu, neleri istediğimizi, neleri sevdiğimizi, neleri sevmediğimizi belirlemişiz. Bu sınırların dışına çıkarsak yanlış bir şey yapacakmışız gibi hissediyoruz. Kendimize ‘’ben‘’ adında bir hapishane yapmışız, bir türlü tahliye olamıyoruz Osman
Sayfa 87·Kitabı okuyor
Reims’e dönüş adlı kitabında şöyle yazmıştı: eğitim kurumlarındaki hiyerarşik yapıya dair bilgi eksikliği ve seçme mekanizmalarının işleyişine dair kavrayış eksikliği, bunları bilenlerin itinayla kaçındığı şeylere ulaşabilecekleri büyüsüne kapılmış kişilerin amacına zarar veren seçimler yapmasına, sonu hüsrana çıkan yollara sapmasına sebep olur. Aşağı sınıf mensupları, önceden dışlandıkları konumlara nihayet eriştiklerine inanırlar, oysa bu konumlar, bu erişim sağlandığında, sistemin bir önceki safhasında sahip oldukları yeri ve değeri çoktan yitirmiştir. İtibar kaybı daha yavaş gerçekleşir. Dışlanma daha geç ortaya çıkar, ancak egemenlerle hükmedilenler arasındaki mesafe daima sabit kalır: yer değiştirmek suretiyle kendini yeniden üretir.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Uzak tanıdıklarınızın yüzü net gelir gözünüzün önüne ama sevdiklerinizin yüzü bir türlü tamamlanamaz. Çünkü gülüşleri, kaş çatışları, yüz ifadeleriyle tanırsınız onları; tek bir sabit resim olarak değil, binlerce anının toplamı olarak.
Alıntı
Kureyş Suresi'nden Ruhumuza Süzülen Şifa Reçetesi
1. Ruhun gerçek güven kaynağını tanımanın, psikolojik huzurun temeli olduğunu öğretir. İnsanın güven duygusu sarsıldığında bütün iç düzeni bozulur. Sure, "Sizi kim korudu?" sorusuyla görünmez koruyucuyu hatırlatır ve zihne derin bir emniyet duygusu verir. 2. Aidiyet duygusunun, insan ruhunun en güçlü besinlerinden biri olduğunu hatırlatır. "Îlâf" kelimesi, ülfet ve ısınma köklerinden gelir. Bu, insanın ancak güvenli bir bağ ile huzur bulacağını söyler; modern psikolojinin "güvenli bağlanma" dediği şeyi Kur'an'ın kadim diliyle anlatır. 3. Minnetin, ruhsal dayanıklılığı artıran bir güç olduğunu gösterir. Sure, Kureyş'e verilen nimetleri hatırlatarak minnettarlığı uyandırır. Şükrün sinir sistemini regüle ettiği yönündeki bilimsel bulgularla da örtüşen bu çağrı, insanın zihinsel yükünü hafifletir. 4. Konforun içindeki tehlikenin, nimetin sahibini unutmak olduğunu söyler. Kureyş korunmuştu ama bu korunmuşluk zamanla sıradanlaşmıştı. İnsan da hayatındaki iyiliklerin kaynağını unuttuğunda ruhsal boşluk yaşar; surenin hatırlatması bu boşluğu doldurur. 5. Ruhun huzurunun dış şartların değil, iç merkezle kurulan bağın sonucu olduğunu gösterir. Çölde herkes saldırıya uğrarken Kureyş'in korunması, dış şartlardan bağımsız bir ilahi desteği gösterir. Sure, insanın da kendi iç çölünde aynı korumayı bulabileceğini fısıldar. 6. Hayatta yolculuk ederken asıl rehberliğin kimden geldiğini hatırlatır. Kış ve yaz yolculukları, insanın değişen mevsimlerdeki hallerinin metaforudur. Rabbe bağlılık, ruhu her mevsimde sabit ve sağlam kılar. 7. İnsanın en temel ihtiyaçları olan “açlık” ve “korku" ile nasıl baş edeceğini gösterir. Sure, "açlıktan doyuran, korkudan emin kılan" ifadesiyle iki temel psikolojik ekseni iyileştirir. Açlık, yokluk ve eksiklik
Sayfa 102·Kitabı okuyor
Biricik ve Mülkiyeti, sabitfikirlerin ve metafizik dogmaların atış poligonudur. Tanrı ya da devlet, ahlak ya da adalet, özgürlük ya da hak; hiçbir idealin, hiçbir nedenin, hiçbir kavramın benim gerçek, yaşayan bir varlık olduğumu görmezden gelmesine izin verilmemelidir. Stirner'in hilesi, belirli fikirlerin, ilişkilerin ve kurumların onları üretenlerden nasıl ayrıldığını ve bireylerin kendileri kadar gerçekliğe sahip sabit ve donmuş özerk alanlar olarak yanlış tanındığını göstermektir." Kısacası Stirner, öznelerin nasıl kendi yaratımları -düşünceler, idealler, değerler, amaçlar ya da hedefler tarafından tahakküm altına alındığını anlatır. Bu süreçte, kendimizi belirleme gücümüzü kaybederiz ve ideal benliklerimiz olarak ortaya konan sözde gerçekliğin sadece yansımaları hâline geliriz ki bu da aslında her zaman siyasi, ekonomik, dinî veya sosyal olsun, başka bir amaca hizmet eder. Stirner'in görevi bu nedenle a) eleştireldir – bize hükmeden toplumun baskın fikirlerini ortaya çıkarmak ve eleştirmek, b) pratiktir – kendi üretimlerimizi kendi mülkümüz olarak yeniden sahiplenmemiz için bizi güçlendirmek ve c) felsefidir - özne, kavram ve nesne arasındaki boşlukları, inkâr edilmemesi veya bastırılmaması gereken, ancak olduğumuz şeyin olumsuz çekirdeği olarak özgürleştirilen kimliksizlik anlarını vurgulamak - biricik, yaratıcı hiçlikler.
Sayfa 33·Kitabı okuyor
Felsefe-Düşünce
Panik: 0 - Sakinlik: 3 (tecrübeyle sabit)
Paniklemek ve ümitsizliğe düşmek (veya daha da kötüsü, gelmeyeceğini bildiğim bazı yanıtları zorlamak) yerine, zihnimdeki yükü bir süre atmam ve problemi kendi suyunda pişmeye bırakmam gerek.
Charlie Gordon·Kitabı okudu