"Şu anda Kurban Bayramı'nın dördüncü günündeyiz, fakat Doğu Türkistan'ın hiçbir şehrinde bayram namazlarının kılınmasına ve kurban kesimine müsaade edilmedi. Çin, dini bayramların ihyasına izin vermiyor. Bayramları, sade yakın akrabaların ziyaret edildiği kültürel bir kutlamaya dönüştürdüler."
Sayfa 24 - Ketebe Yayınları·Kitabı okuyor
Ve bu benim Yalnız kadın Soğuk mevsimin eşiğinde Toprağa bulanmış varlığı anlamanın başlangıcında Ve sade ümitsizlik ve gökyüzünün hüznü Ve bu çimentolu ellerin güçsüzlüğü.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Göm kendini yoksa aşk açmaz
Ruhum bir kalıbın esiri olmadan evvel, elimi bir el tuttu... Ve bana, güneşleri, seyyâreleri, semâvatın acâyibini gezdirip, seyrettirdi... Nihayet bir âleme getirerek; -"İşte misafir olacağını yer... Burası dünyadır!" dedi. Şaşkın şaşkın etrafıma bakınırken de devam etti: -"Burada herkes kendi istidâdına göre bir tohum eker ve mahsul devşirir... Para, kadın, evlat, makam, mevki, rütbe, şan ve şeref insanların en çok ekip biçtikleri tohumlardır... Sen de keyfine göre bu dünyaya bir çekirdek ekip mahsul topla!..." Böylece kimsenin kimseyi görmeden çalışıp didindiği bu patırtılı aleme ben de katıldım... Ben de onlar gibi ekip biçmeye başladım. Ama bütün tarlalar benim olsa, tohumların, sapanların tek sahibi sade ben olsam, gene de geldiğim âlemlerin zevkine takılı kalan gönlüm, bir türlü kendi ektiği tohumun çeşnisiyle nafakalanmaya razı olmayacaktı... Ezel günün saltânatını görmüş göz, sâfasını tatmış dudak, burada kendi düzdüğü puta nasıl tapabilirdi? İsyan ettim... Belimden tohum torba mı, elimden sabanımı attım ve hemen gidip kendi varlığım tohumunu bu tarlanın bir köşesine gömdüm... Arkamdan bağırıyorlardı: -"Vah zavallı, kendini ziyan etti!" Halbuki zamânın sadık dudağı onları yalanladı. Şimdi dallarından aşk meyveleri topladıkları şu fidan, bir zamanlar vecd ve tevazu ile gömdüğüm o tohumun ta kendisidir...
İlahi Aşk, Sufi, İslam
Tasavvuf
Davacı zengin, davalı yoksulsa Zenginden yana işler yasa Davacı yoksul, davalı zenginse Davalıda kalır yine nizalı arsa Davacı da davalı da zenginse davada, Özür diler çekilir aradan kadı Davacı da davalı da yoksulsa, bak, Sade o zaman işte yerin bulur hak...
Sayfa 41 - Papirüs Yayınları 11.Basım Haziran 1998
Şiir
Müzik ve Hastalık. -Yeni müziğin tehlikesi, hoş ve büyük olanın çanağını coştrucu ve ahlaki bir esrime görünümüyle sunmasıdır dudaklarımıza, öyle ki ılımlı ve asil kişi bile her zaman birkaç yudum fazladan içer. Bu minimal taşkınlık sürekli yinelendiğinde sonunda kaba bir taşkınlığın yol açabileceğinden daha derin bir sarsıntıya ve tinsel sağlığın çöküşüne neden olabilir: öyle ki günün birinde nympheaların mağarasından kaçmaktan ve denizin dalgalarıyla tehlikeleri arasından geçerek İthaka'nın tütsüsünün ve daha sade, daha insanca bir eşin kucaklamalarının yolunu tutmaktan başka seçenek kalmaz.
Fare gibi bir peynirin peşinden koşmaktan vazgeçip benim payıma düşen de bu sade poğaça diye, bana sunulan hayatı olduğu gibi kabul ettiğimde mi bir rahat nefes alacağım?
Sayfa 127 - Kara Karga Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı