Geçmişi anmanın büyük faydası, yabancının dostluğuna inanmanın asla doğru olamayacağını göstermesindendir.Yüzyıllardan beri insan kardeşliği davaları güdülmüş, filozoflar, peygamberler, bilginler, şairler bu davayı savunmuş, fakat sosyal kanun olan "milletler savaşı"nda en küçük değişme olmamıştır. Kardeşliği telkin eden Isa'yı Tannı'nın oğlu sayan Hristiyan katolik-protestan halinde, dindaşlarımı kardeş sayan Müslümanlar Sünnî-Şiî halinde birbirlerini boğazlamışlardır. İnsanları birleştirip tek devlet yapacağını, hattâ devleti de kaldıracağını ilân eden komünislerin akıttığı insan kanı ise insanlık tarihinde aşılması imkânsız bir rekordur.
Gerçek bu iken, Türkiye'nin kaderinde rol oynaması muhtemel parti liderlerinin șu veya bu milletle kardeşlikten bahsetmesi, saf milletimiz için ciddî bir tehlikedir.
Türk milleti, yukarı kademelerden gelen sözlere çabuk inanmakla ün yapmıştır. Bundan dolayıdır ki ona daima en katı gerçekleri söylemekte fayda vardır.
Şartlar ve sebepler hazır olunca karşımızdakilerin bize karşı hemen birleşecekleri unutulmamalıdır. Navarin Baskını örnektir; ders olmalıdır.
Şu da hatırdan çıkarılmamalıdır ki Türk milleti,
Müslüman milletler de dahil olduğu halde, başkalarına antipatik gelen bir millettir.
Bunun için Türk gençlerine sık sık geçmişi hatırlatıyoruz. Geçmişi hatırlatmak yarını düşünmemek için değil, yarının geçmişe benzememesine çalışmak içindir.
Dünkü gerçekler yarın da gerçek olabilir.