Sahi, özürlülerin merhametine ne olmuştu ki başka bir bir özürlüye eziyet ediyorlardı? Özürlü olmak merhamet demekti, şefkat demekti, iyi niyet demekti. Sahi bu adamlar bütün bu güzel meziyetleri yerine neden şiddeti, yolsuzluğu, acımasızlığı tercih ediyorlardı?
Alo baba, merhaba.
Annemi aldattın mı? Nasıl yaparsın? Sahi nasıl yaptın? Fiziksel olarak, teknik olarak, estetik olarak nasıl? Babalar, bilhassa yetmiş dört yaşında olanlar, ne zamandan beri, nerede, nasıl, ne hakla sevişiyorlar?
Jared yanındaki Burguluçivi'ye, "Hiçbir şey göremiyorum!" diye bağırdı. "Neler olup bitiyor?"
Burguluçivi'nin simsiyah gözleri ışıldadı. "Sahi, unutmuşum en beterini, bozuktur insanoğlunun gözleri. Aslında var bir çözüm, tabii dinlenirse benim sözüm."
Alıp başımı şöylece uzak
Çekip gitmekler tasarlardım her an.
İçimde günler günü büyürdü kaygıların şahı
Sonra seni gördüm, seni bildim, arındım
Seninle aydınlattım karanlığımı.
Hikmet: "Yoruldum albayım,"
Albay: "Bir şeyin yok ya oğlum?"
Hikmet: "İyiyim albayım,"
Albay: "Sahi iyi misin?"
Hikmet: "Başımın altına bir yastık verirseniz daha iyi olacağım."