Elif ablanızdı. O da, çocukken kendisinden çok şey beklenen diğer insanlar gibiydi: Küçük bir başarısızlıkta hemen büyük bir yıkıntıya dönüşmüştü. Şimdi kirli, dağınık evinde bütün parklardan, ördeklerden ve mandalinalardan mahrum bir halde tek başına yaşıyor, kimsenin gülmediği şakalar yapıyordu. İnsanları sevmiyordu, sevemiyordu. Mutsuzluğu şehrin küçük ölçekli bir haritasını andırıyordu.