sayın okul müdürüm, saygıdeğer veliler ve sevgili öğrenci arkadaşlarım İnsan hayatta acısıyla, tatlısıyla ; bazen hüzün, bazen sevinçlerle dolu bir çok an yaşar ve bu yaşadıklarının büyük bir kısmını hatırlamaz. Hatta bazı anılarını unutmak için çaba sarfeder. Fakat insanın aklında yer eden bazı özel anlar vardır. İşte bu gün sizlerle bu anlardan biri için toplanmış bulunmaktayız. Bugün sadece bir liseden değil, Türkiye'nin en nitelikli meslek liselerinden birinden mezun oluyoruz. Dört yıl boyunca burada yalnızca ders görmedik; aynı zamanda mesleki bilgi, disiplin, dostluk ve hayata dair önemli değerler kazandık. Okulumuz ve öğretmenlerimiz bize güçlü bir temel ve geleceğe açılan sağlam bir kapı sundu. Unutmayalım ki "Borusanlı olmak bir ayrıcalıktır." Bu ayrıcalık sadece okulumuzun adıyla değil, taşıdığımız sorumlulukla, sahip olduğumuz bilgiyle, temsil ettiğimiz değerlerle ve sahip olduğumuz vizyon ile anlam kazanır. Eminim ki hepimiz bundan sonraki hayatımızda Borusanlı olmanın gururunu taşımaya devam edeceğiz. Bugün burada bir dönemin sonuna gelirken aslında yeni bir hayatın da ilk adımını atıyoruz. Bundan sonraki süreçte kimi arkadaşlarımız eğitim hayatına devam edecek, kimilerimiz ise çalışma hayatına başlayacağız. Hangi yolu seçersek seçelim, hepimizin ortak bir sorumluluğu var: Ülkemize, milletimize ve insanlığa faydalı bireyler olmak. Yarın bir çalışan, bir yönetici, bir işveren ya da farklı alanlarda görev alan insanlar olacağız. Ancak sahip olacağımız unvanlardan daha önemli olan şey; dürüstlüğümüz, çalışkanlığımız, adalet duygumuz ve ahlakımız olacaktır. Çünkü insanı değerli kılan yalnızca yaptığı iş değil, o işi nasıl yaptığıdır. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed'in (sav) “İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır.” hadisi bizlere önemli bir
TÜRK ROMANI VAR MIDIR?
Büyük Doğu Mimarı, Necip Fazıl Kısakürek “yoktur” diyor. Niçin yok?.. Şüphesiz, memleketimizde yüzlerce romancı doğdu, binlerce roman yazıldı… Bir Türk romanının olabilmesi için, yazarın Türk olması, romandaki kahramanların Türk ismi taşıması, mekânın Türkiye olması ve bu ülkenin meselelerinden bahsedilmesi yeterliyse elbette bir Türk romanı vardır; hem de kemmiyet itibariyle oldukça hacimli bir Türk romanı… Ama bir Türk romanının olabilmesi için, onu dünya romanından ayıran bazı çizgilerin, dünya romanında mevcut olmayan orijinal hususiyetlerin, dünya edebiyatına teklif ettiği yeni anlayışların olması gerekirse, elbette bir Türk romanı yoktur. Söz konusu olan, dünyadaki anlayış ve tekniklerinin, bu ülke insanına montajıdır. Batı’da modeli çizilmiş ve imâl edilmiş bir otomobil düşünelim. Bu otomobilin şeklinden motoruna ve diğer malzemelerine kadar aynısı Türkiye’de, Türk insanı tarafından üretilse ve kullanılan parçalar dahi yerli olsa, ona Türk otomobili demek için saf denecek kadar iyimser olmak gerekir. Örnek aldığı modele ciddî bir takım teknikler ilâve eder ve böylece karşıya teklif edebileceği yenilikler olursa o zaman iş değişir. Yeşilçam filmlerini hatırlayalım: Artistler Türk, yönetmen de öyle… Kezâ filmler bu ülkede çekiliyor ve genellikle işlenen mevzular da bu ülkenin hastalıkları… Ama buna rağmen bir “Türk Sineması”ndan sözedilemiyor; çünkü dünya sinemasına vereceği birşeyi yok bu filmlerin… Türk romanı denilen eserler bütünü de böyle… Aralarında gerçekten başarılı çıkışları ifâde eden ve okunmaya değer eserler olsa da, bunlar “kendi kendinden ibârettir” ve genel hükmümüzü değiştirecek bir “sürekliliği” doğuramamışlardır. İBDA Mimarı Salih Mirzabeyoğlu, **“Çağdaşlık, eğer dünya çapında geçerli bir kültür ölçeğinin adı ise, hâlihazırda geçerli ve hâkim olan ne
Türk Romanı
Reklam
HK
Yanlış anlaşılmak istemiyorum Yazılarım bir "hali" paylaşmak içindir Şahsım üzere olmaktan rabbime sığınırım Yazılar var Sorsan din anlatıyor Allah anlatıyor rububiyetini anlatıyor Ama bakıyorsun Din için yücelik işlenmeli bir ölçeklendirme yok Allah için yoktan yaratıcılık işlenmeli yaratılış yok Rububiyet için muhatablık/bağ işlenmeli ortada iradeye tanımlanmış alan yok Kavramlarımızı Allahsızlaştırdılar işin esasında Haşa kella Allahsız bir ahlak Allahsız bir din Allahsız bir eğitim Çıkmış ortaya Kavramların nasıl ifsad edildiğini katledildiğini o sebep işlemeye çalışıyorum Şöyle ki Yaratılmanın içinde Bir risâlet yürütmeliği Bir nübüvvet yürütmeliği Bir de Ümmî oluş hâli var
Araştırma-İnceleme Tarih
Geceye Dua
Şahsım için üç tane dua etmek istiyorum. Benle aynı şeyi isteyen veyahut başka bir şey isteyenlerinde Allah duasını kabul etsin inşallah âmin. 1) Şu son birkaç gündür sağ gözümde ve boyunumun yarısından enseme uzanan bir alerjim oldu. Allah'ın izni ve yardımıyla iyileşmek istiyorum. 2) Yaş geldi de geçiyor da artık hayırlı birisiyle evlenmek istiyorum çünkü sorumluluk alınca ne olduğumu fark ediyorum, benliğimi biliyorum. 3) Beynim yorulurcasına KPSS'ye çalışıyorum ve elimden geldiğince Spotify ve Twitter desteğiyle benim gibi çalışanlara da yardımcı oluyorum. Allah'ım bende dahil KPSS'ye girip kazanmayı ve atanmayı nasip etsin herkese inşallah âmin
"Kimseden haksız bir şey talep etmiyoruz. Atalarımızdan kalan mîrâsın, mefâhirimizin gömülü olduğu toprakların bizim olması ülküsünü kâlbimizde taşıyoruz. Oraları unutmamak istiyoruz. Ben bunları şahsım için istemiyorum. Oralarda çiftlik yahut apartman yapacak değilim. Milletim için düşündüğüm haklardan dolayı da kimse bana 'vatan hâini' diyemez. Bu çirkef iftirâyı iâdeye tenezzül etmiyorum. Kimin hâin, kimin vatanperver olduğunu târih tâyin edecektir. Hattâ etmiştir bile.." Hüseyin Nihâl Atsız
~Helal olsun bize sizin gibi cesur savcılar lazım.
Tunceli Başsavcısı Ebru cansu'yu şahsım adına kutluyorum. Tunceli Başsavcısı Ebru Cansu Gülistan Doku olayının üzerine cesaretle giderek faillerin ve eski savcının da ihmallerini tespit ederek soruşturmayı genişletmiştir.. Failleri birer birer korunan gülistan doku cinayetinin üstüne gitmiş ve ucu kime dokunursa dokunsun soruşturmayı yürütmüştür Gülistan Doku cinayeti altı yıldır çözülememiş, deliller karartılmış ve failler gizlenmiştir. Teşekkürler sayın savcım. yürekten teşekkür ederim.. ...HELAL OLSUN SANA 🙏
Türkiye
Reklam
Reklam