• Bu konferanslarda, ilk olarak Gramsci'nin dikkat çektiği, yirminci yüzyılın sonlarına ilişkin bu gerçeklikleri peşinen doğru kabul edecek olsam da; entelektüelin toplumda, sadece kimliksiz bir profesyonel, salt kendi işine bakan bir sınıfın yetenekli bir üyesi olmaya indirgenemeyecek özgül bir kamusal role sahip bir birey
    olduğunda ısrar etmek istiyorum. Bence merkezi önem taşıyan olgu şudur: entelektüel belli bir kamu için ve o kamu adına bir mesajı, görüşü, tavrı, felsefeyi ya da kanıyı temsil etme,cisimleştirme, ifade etme yetisine sahip olan bireydir. Bu rolün özel, ayrıcalıklı bir boyutu vardır ve kamunun gündemine sıkıntı verici sorular getiren, ortodoksi ve dogma üretmektense bunlara karşı çıkan, kolay kolay hükümetlerin veya büyük şirketlerin adamı yapılamayan, devamlı unutulan ya da sumen altı edilen insanları ve meseleleri temsil etmek için var olan biri olma duygusu hissedilmeden oynanamaz. Entelektüel bunu evrensel ilkeler temelinde yapar: Tüm insanların dünyevi güçlerden ve ülkelerden özgürlük ve adalet konusunda doğru dürüst davranış standartları beklemeye hakkı vardır; bu standartların kasti veya gayri ihtiyari ihlallerine tanıklık edilmeli ve cesaretle karşı konulmalıdır.
    Edward Said
    Sayfa 28 - Ayrıntı Yayınları
  • 128 syf.
    ·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
    Arkadaşların ricası üzerine bir inceleme yazmaya çalışacağız. Bu kitap, odamda hazır vaziyette duruyordu. Sanırım abimin kitabı. Ama ben onu kendi kütüphaneme kamulaştırdım. Çok zaman etti, okumak için heveslenmem. Sırası geldi ve okudum. Fazla alıntı da yapmadım. Gerçekten vakit sıkıntısı çektiğim içindir(Burdan alıntı yapmak için rica eden arkadaşlarıma cevap niteliğinde söylemek istedim).


    Entelektüel... Çağımızda kullandığımız bir kelime olarak size neyi çağrıştırıyor? Bana sorarsanız bu kelime bir devrimi harekete geçiren 'devrimci'nin bugünkü etimolojik haliyle adıdır. Cemil Meriç'in söylemine bakmakta da yarar vardır(#26031131). Zaten kitabın birçok yerinde bu kelimenin tarifi/tanımı üzerinde epeyce durulmuştur. Zaten bir şeyi tanımlarken -örnek vermek gerekirse bıçak olsun. Bıçak, herhangi bir şeyi kesen alet, demek nasıldır, bir de, insanları teninde yara veren alet demek...- eğer tanım yaptığınız şeyi amacınız doğrultusunda yaparsanız o amacınıza benzeyen, ifade etmek istediğiniz şey olur. Ama o şeyi tanımlarken onun kendi gerçekliğinden yola çıkarak hareket ederseniz büsbütün o şeyi ortaya koymuş olursunuz. Kitapta da yazar Edward Said bunu yaptığını söyleyebilirim.



    Kitapta geçen değişik tanımlamalar mevcuttur. Bunların bir kaçını ben alıntı olarak paylaştım. (#29334053 #29333748) Kitabın birkaç yerinde ise : "Antonio Gramsci [Hapishane Defterleri] adlı kitabında, bütün insanlar entelektüeldir, ama toplumda herkes entelektüel işlevini görmez." diye alıntılar yapılmıştır. Bu ifade kitabın ikinci başlığı olan ''Entelektüel'in Temsil Ettikleri'' başlığının akabinindeki sayfalarda mevcuttur. Devamında ise (a.g.y ve a.g.e' de) iki tür entelektüelden bahsedilir. Bunlardan ilki; 'sürekli işleyişte olan 'öğretmenler, papazlar ve idareciler...
    Bunlardan ikincisi ise; çıkarlarını örgütlenmek için toplumsal güçlere(iktidar, sanayi güçleri, medya...) yaranmak için işlev gören 'organik entelektüeller'dir. Bu tanım ve bundan değişik birçok tanım yapılarak bunların toplumda nasıl bir işlevi olduğunu dile getirmiştir yazar.


    Kendisi malumunuz üzere Filistinin haklarını savunan bir entelektüeldir. Bunu yaparken birilerinin onu bu işten yıldıracağını, karalayacağını veya daha başka birçok sindirmeler yapmalarından çekinmemiştir. Bunların aksine birilerinden alkış duymak için veya kendi çıkarlarını gözönüne alarak da yapmamıştır. Tamamıyla kendi dünya görüşünü gerçekleştirmek için kollarını her daim sıvamış vaziyette beklemiştir. Amerikanın Ortadoğu'daki emperyalist faaliyetlerine de değinen yazarımız, Saddam'ın yaptığını her ne kadar yanlış olduğunu dile getiren ağızların bunun aynı şekilde Amerika'ya da yapılmasını istemiştir. İlginç bulduğum bir nokta var. Amerika, Vietnam'ı işgal ettiği sıralarda Muhammed Ali'nin tavrını herkes bilir. Bu çirkin işgale değinen yazarımız neden ondan bahsetmemiştir? Gerçekten bunu yapmasını da beklerdim. Çünkü birçok faaliyette bulunan Ünlü Boksör (Allah rahmet eylesin) gerçekten o ülkenin kirli siyaset oyunlarına ve çıkarlarına boyun eğmemiş bilakis başkaldırmıştır. Entelektüel'e güzel bir örnek olacağını düşündüğüm için bu örneğin verilmemesini yerdim.


    Her halükarda kitabın okunması gerektiğini düşünüyorum. Değişik meselelere değinerek temelde entelektüel'in tavrını baz alarak anlatmıştır. Bazı ayaktakımı entelektüel diye geçirenleri de eleştirmiştir. Her zaman bir entelektüel'in eleştirel olması gerektiğini ifade etmiştir.

    Keyifle değil de düşünerek sindirerek okumanızı diliyorum. :)