Merhaba sevgili okur,
Nilgün Marmara ile tanışma kitabım “Daktiloya Çekilmiş Şiirler” ile oldu. Kitabın en sonunda hayatından kısaca bahsedilmişti ve şu sözler beni çok etkiledi: “Nilgün Marmara, eserlerinden hiçbirinin yayımlandığını görmeden, 13 Ekim 1987'de hayatına son verdi.” Onu henüz 29’unda bu sona getiren şey hastalığı mı yoksa yaşam şekli mi bilinmez ama genç bir kalemin böyle yitip gitmesi üzücü.
Son mektubunda “ırmağın akışına müdahale” ederken bile ince ruhunun izlerini görmek mümkün. Günlükleri konusu tartışmalı. Bir şairin günlüklerinin de edebiyat dünyasına kazandırılması gerektiğini düşünenler olsa da, bu konuda benim fikrim, Daktiloya Çekilmiş Şiirler’in bastırılmasına izin verdiği gibi istese günlüklerini de eklerdi mektubuna, demek ki istememiş. Bu sebeple ben okumayı düşünmüyorum.
Kitabın daktilo basımı yazı karakteri kullanılarak hazırlanmış olması fikrini çok beğendim. Yer yer derinden hissettiğim ruh hâlinin karamsar yüzü etkileyiciydi. Gel gelelim anlaşılması hayli zor bir şair. Benim anlamamış olmam onu kötü yapmaz. Derin bir anlama ve tüm varoluşu gerçekliğiyle hissetme yeteneği olduğunu düşünüyorum. Üslup açısında en çok dikkatimi çeken şey, farklı kelime seçimleri ve kelime oyunları oldu.
Günün sonunda şiirler bana hitap etmedi efenim. Bu sebeple puanım 7/10