Yeryüzünde rüzgar ve su hareketleri olduğu sürece kumlukların oluşumu, belki de kaçınılmazdır. Rüzgar estiği, ırmaklar aktığı, denizler dalgalandığı müddetçe, kum tanecikleri toprak bileşenleri arasından çekilerek, sanki bir canlı gibi, her yere sürüklenir gider. Kum asla dinlenmez. Sakince, fakat sağlam adımlarla, yer şekillerini tehdit, hatta yok eder.
İçedönük ve dışadönüklüğün tam ortasında yer alan Youngju için insanlarla uğraşmak bunaltıcıydı. Çalışırken biraz olsun yalnız kalabilmeye dair güçlü bir istek duyardı. İçedönük yanını kontrol altına alamadığı günlerin gecelerinde kolay kolay uyuyamaz, sakince oturarak bir saatliğine de olsa kendi başına vakit geçirmesi gerekirdi.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Birlikte başaracağız," diyorlardı sakince.
Sayfa 206·Kitabı okudu
Hep dinleyen taraftaydım. Oysa şimdi anlaşılacağımdan emin olduğum biri tarafından dinlenmeye ne çok ihtiyacım vardı. Bir şey demese de olur. Sadece dinlesin, anlasın bana yeterdi. Gözlerimi kapatıp bir müddet martıları, denizin sahile vuruşunu ve rüzgârın sesini dinledim. Sakince. Sadece gerçek anın içinde alemi izledim.Koşuşturmadan ...
Bir insanın kendi ölümünü sakince karşılaması ve bir yandan da ıslık çalması olanaksızdır.
Alıntı
Barbo'nun şaşkınlığı
"Ahu yenge, tam olarak Timur Komutan'ımda ne buldunuz?" "Adam, Ahuzar için tüm İstanbul'u ayağa kaldırdı. Kanpusu adını her yere kazıdı," diyen masanın ucundaki Cengiz'di. "Sizin tim arkadaşınız. Onu daha iyi tanıyor olmanız lazım. Bu da soru mu şimdi?" "Valla ben tanımamışım." dedi Barbaros anında, "Yeminler olsun, yıllarca sırt sırta silah tuttuk ama ben bu adamı tanımamışım. Ağzını açıp, ettiği iki kelamdan biri küfürken bu adam nasıl evlendi, oğlum?" Yanındaki Zülfikar'a dönmüş, isyanını ona dökmüştü. "Bu nasıl mümkün olabilir? Adam konuşmuyordu, lan?" Zülfikar aynı isyanları duymaktan bıkmış gibiydi. "La, oğlum, bu adamın bu seviyeye gelebilmesi için konuşması lazım." diye isyanını sürdürdü Barbaros. "Konuşmadan böyle olunur mu lan?" Timur ne denli sessiz kaldıysa hiçbiri şaşkınlığını atamıyordu. En çok da Barbaros. "Konuşuyor ki," dedim. Bu defa hepsi şaşkındı. "Ne konuşuyor?" dedi Süleyman. "Misal?" dedi Aybüke. "Ay, ben de merak ettim," diyen Gökçen'di. "Azıcık anlat, lütfen." Murathan hep bu anı beklemiş gibi keyifle baklava yiyordu. Yusuf Ali, Timur'un kinini anladığından olsa gerek bu sefer onun göğsüne tünemiş, bir eliyle amcasının yanağını okşayarak, yatıştırmaya çalışırken diğer eliyle gizliden Güneş'in elbisesinin uçlarıyla oynuyordu. "Lan, Tönge," diye keyifle bağırdı Doruk. "Adamlara ne yaşattın? Hepsi şaşkınlık içinde." Mukbil kendince bir çıkarım yapmıştı. "Dostum, adam ekip lideri olana kadar bizi bile ciddiye alıp konuşmadı. Hepimiz bize emir versin diye peşine koştuk. Kendi ekibine on katını yaptığına eminim. Sence şaşırmaları normal değil mi?" Tim üyeleri daha çok şaşırdı. "Ekip lideri mi?" dedi hepsi aynı anda. Bunu bireysel olarak en net şekilde dile getiren Aliş oldu. "Kim? Timur Komutan'ım mı ekip lideriydi?" Kızılgerdan ekibi