Uzun bir özet
7/10
·576 syf.··
Beğendi
·
2026 13. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 10:33
Koreli bir ailenin 4 kuşak boyunca yaşadığı olayların hikayesiydi Paçinko. 1910-1989 yılları arasında Kore halkın yaşadıklarına şahit olmak da çok ilginçti.Tüm dünya da buhran dönemi var.Açlık ve sefalet çok büyük. Hikayemiz Hoonie ile başlıyor. Kore de küçük bir Adada yaşıyor.Hoonie sakat ama çok çalışkan biri;ailesiyle bir pansiyon işletiyor.Yangjin ile evleniyor ve Sunja adında bir kızları oluyor. Ve Sunja büyüdüğünde zengin bir yabancıya aşık olur ve ondan çok etkilenir hamile kalır. Adam evlidir ve Sunja bu evlilik dışı bebeği korumak için genç ve hasta bir din adamıyla evlenme teklifini kabul eder. Çok zorlu yıllar başlar. Sunja evlendiği İsak ile birlikte Osaka'ya yani Japonya 'ya göç etmiştir. Ve Japonya Koreyi topraklarına katmıştır.Bu işgal Sunja Adada yaşarken de vardı ama Osaka da koreli olarak yaşamak daha çok zordu. Dışlanma,hor görülme,çalışmanın karşılığını alamama,adaletin işlemeyişi vardı. Adalet koreli olunca duruyordu. Sunja iki oğluyla birlikte Osaka da yaşadıklarını uzun hikayesi devam ediyor. Amerikanın Japonya ya saldırmasına da şahitlik ettim hikaye de.Sunja ailesiyle bu sırada ilk oğlunun babası sayesinde bir çiftlikte korundu . Oğullarının adı Noa ve Mazasu. Noa Tokyo da üniversite okudu. Noa Japon olmak istiyor. Noa sonra Paçinko (oyunların oynandığı bir salon)salonu açıyor. 4 çocuğu var. İntihar etti. Mazasu da Paçinko salonu açtı. Paçinko salonunu Mazasu'nun oğlu da(solomon)işletiyor. Bu ailenin üniversite okuyan çocukları da okumayan çocukları da Paçinko salonu işletiyor. Her Koreli de mazlum değil bazı Koreliler de Japonlara kötü davranıyor. Her Japon da kötü değil iyi japonlar da var. Hep annemin dediği gibi her memleketin iyisi de var kötüsü de var.
PaçinkoMin Jin Lee · Epsilon Yayınevi · 2024547 okunma
Çarkların dişleri arasında bir yaşamla nasıl mücadele edilir?
7/10
·328 syf.·
2026 13. kitabı
Rachel Kushner, 1968 doğumlu Amerikalı bir yazar. California Üniversitesi’nde Siyasal İktisat okuduktan sonra Columbia Üniversitesi’nde yaratıcı yazarlık eğitimi almış. Genellikle siyasi gelişmeleri, toplumsal sorunları ve farklı alt kültürleri eserlerinde ele almayı tercih ediyor. İlk romanı "Küba’dan Teleks (2008)" ile dikkat çeken yazar, 70'lerin sanat ve siyaset dünyasını işlediği "Alev Püskürtenler (2013)" ve ABD hapishane sistemini anlattığı "Salon Mars (2018)" kitaplarıyla tanınıyor. Son olarak "Creation Lake (2024)" adlı romanı yayımlanan yazar, kariyeri boyunca Booker, Ulusal Kitap Ödülü, Fransa'nın saygın Prix Médicis gibi prestijli edebiyat ödüllerinde finale kalmış. Gerçekçi gözlemleri ve toplumsal konulara yaklaşımıyla günümüz edebiyatının dikkat çeken isimleri arasında yerini bulmuş. Ayrıca, Kushner’ın yalnızca bir romancı değil, aynı zamanda çok güçlü bir deneme yazarı olduğunu da belirtmek isterim. Yazarın "The Hard Crowd: Essays 2000–2020 (2021)" adlı yirmi yıllık siyaset, sanat, müzik, adalet sistemi ve kişisel anılarını içeren ödüllü deneme derlemesi ve "The Strange Case of Rachel K (2015)" adında yayımlanmış bir kısa öykü derlemesi de bulunuyor. Kushner ile ilgili bir diğer önemli ve dikkatimi çeken detay ise kitap yazarken adeta bir gazeteci gibi derin araştırmalar yapması oldu. Çünkü "Salon Mars" romanını yazabilmek için yıllarca Kaliforniya'daki kadın hapishanelerini ziyaret etmiş, mahkumlarla ve gardiyanlarla görüşmeler yapmış. Yeni romanı "Creation Lake" için ise Fransa'nın kırsalındaki aktivist komünleri ve mağara tarihini yerinde incelemiş. Bu bakımdan araştırmacı yönünü takdir ettim. "Salon Mars", Amerika’daki kadın cezaevi sistemini, yoksulluğu ve hukuk sisteminin açıklarını birçok karakterin kesişen hayatları üzerinden anlatmaya çalışan bir
Edebiyat
Salon MarsRachel Kushner · Siren Yayınları · 2024194 okunma
Reklam
TAVŞAN DELİĞİ
8/10
·344 syf.·
2026 44. kitabı
Selam. Bu gün daha iyi anlaşılmasını istediğim bir kitaptan söz etmek istiyorum. Kitabı okuduktan sonra ekin ✧ tüm kapalı anlamları açıklayan bir araştırma atmıştı bana, bundan çokça faydalandığımın altını çizmek istiyorum. Ancak kimse inceleme yazmaya yanaşmayınca bu işe el atmaya karar verdim. Çok fazla inceleme inceleyip yazdığım ilk inceleme bu oldu çünkü topluca herkesin aklındaki karışıklıkları gidermek istedim. !Spoiler içerir Mona Awad'ın Tavşan romanı son yılların en kutuplaştırıcı eserlerinden biri. Sevenleri onu modern gotiğin en özgün örneklerinden biri olarak görürken, sevmeyenleri anlamsız ve gereksiz derecede absürt olmakla suçluyor. İlginç olan şu ki, kitaba yöneltilen eleştirilerin büyük kısmı aslında romanın başarısız olduğunu değil, tam olarak yapmak istediği şeyi başardığını gösteriyor çünkü Tavşan okurunu rahat ettirmek için yazılmış bir roman değil. Bu nedenle kitabın aldığı düşük puanların önemli bir kısmının, romanın niteliğinden çok okurun beklentileriyle ilgili olduğunu düşünüyorum. Pek çok kişi kitabı eline aldığında Donna Tartt'ın Gizli Tarih'ine benzeyen, seçkin öğrenciler, akademik entrikalar ve planlı suçlar etrafında dönen geleneksel bir dark academia hikâyesi bekliyor. Oysa Awad'ın yazdığı şey bambaşka. Bu kitap bir kampüs romanı görünümüne bürünmüş yaratım alegorisi, ir cinayet hikâyesi görünümüne bürünmüş yazarlık hikâyesi, bir arkadaşlık hikâyesi görünümüne bürünmüş yalnızlık hikâyesi ve her şeyden önemlisi, güvenilmez bir anlatıcının zihninde geçen olayları okuduğumuz farklı bir kitap. Ben farklı zihinleri okumayı çok sevdiğimden bu durum çok hoşuma gidiyor. Romanın geçtiği Warren Üniversitesi bile aslında anlamlıdır. İngilizcede "warren" kelimesi tavşan yuvası, yani yer altındaki karmaşık tünel sistemi anlamına gelir. Daha
Duygu ve Düşünce
TavşanMona Awad · İthaki Yayınları · 2024750 okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2026 24. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 00:51
Salon Köşelerinde, beklediğimden daha fazla etkileyen bir kitap oldu. Romanın merkezinde büyük olaylardan çok karakterlerin duyguları, hayalleri ve iç dünyaları yer alıyor. Normalde bu kadar yoğun iç çözümlemelerin anlatımı yavaşlatacağını düşünürdüm; ancak tam tersine, karakterin ruh hâlini kendime oldukça yakın hissettim. Onun umutlarını, kararsızlıklarını ve hayal kırıklıklarını okurken birçok duygusunu anlayabildim. Safveti Ziya’nın dili yer yer uzun tasvirlere yer verse de bu durum beni rahatsız etmedi. Asıl etkileyici olan, karakterlerin dışarıdan sakin görünen hayatlarının altında taşıdıkları duygusal yükü başarılı bir şekilde yansıtmasıydı. Romanın olay örgüsünden çok hissettirdikleri aklımda kaldı. Günümüz okurunun alıştığı hızlı tempolu romanlardan farklı bir eser. Daha çok bir insanın iç dünyasına yapılan yolculuk gibi. Bu yönüyle herkesin seveceği bir kitap olmayabilir; ancak karakterlerin psikolojisine ve duygusal derinliğine ilgi duyan okurların keyif alacağını düşünüyorum. Kitabı bitirdiğimde aklımda olaylardan çok karakterlerin hisleri kaldı. Benim için romanın en güçlü yanı da buydu.
Salon KöşelerindeSafveti Ziya · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20241,568 okunma
10/10
·118 syf.··
Beğendi
·
2026 45. kitabı
Hayattaki en büyük şansım, öğretmen bir anne babanın çocuğu olmak. Ama annesi Halk Eğitim Merkezi'nde bir öğretmen ise duble şans oluyor bu. Çünkü beni daha küçücük bir çocukken tiyatroyla tanıştırdı adeta sanatın içine doğdum diyebilirim:) Çocukluğum sahne arkasında, o kocaman kadife perdeyi açıp kapatan düğmeyle oynamakla geçti. Salon benim için uçsuz bucaksız bir oyun alanıydı; bir oyun günde beş temsil yapıyorsa beşini de soluksuz izler, repliklerini ezberlerdim. İşte Alexandre Dumas’nın ünlü romanından uyarlanan Kamelyalı Kadın da benim için böyle çünkü 100 kez izlesem asla doymam:) Mersin Devlet Opera'dan tam 4 kez izledim! Fihrist Kitap'ın bu paralel çevirili edisyonu, Violetta ile Alfredo’nun o trajik aşkını sayfaları çevirirken bir kez daha hissettim ki bu eser sadece romantik bir kavuşamama hikayesi değil, aslında 19. yüzyıl Paris sosyetesinin o soğuk, maskeli ve ahlaki ikiyüzlülüğünü yüzümüze çarpan muazzam bir toplumsal eleştiri. Violetta, gerçek aşk uğruna alıştığı o lüks ve ihtişamlı hayatı geride bırakıp kendine temiz, yeni bir düzen kurmaya çalışırken; onun bedenini eriten o dönemin amansız hastalığı verem, bana göre aslında toplumun ahlaki çürümüşlüğünü simgeliyor. Sosyal normların, yanlış anlaşılmaların ve o ağır mahalle baskısının gölgesinde, bu saf aşkın daha ilk perdeden itibaren acı dolu bir sona mahkum edilişini izlemek insanın yüreğini fena halde burkuyor. ​Böylesi güçlü ve kült eserlerin bir okurun kütüphanesinde mutlaka bulunması gerektiğine inanıyorum. Fihrist Kitap’ın bilgilendirici dipnotlarıyla zenginleşen bu libretto, bana kitaplığımın en özel köşesinde yerini alacak son derece keyifli bir okuma sundu. Ve son olarak yaşasın Opera!
La TraviataGiuseppe Verdi · Fihrist Kitap · 202413 okunma
10/10
·288 syf.··
Beğendi
·
2026 23. kitabı
Mö.587 Babilliler tarafından tapınak yerle bir edildi ve Yahudiler 50 yıl sürgün yediler. Pers kralı keyhüsrev Babil devletini yıkınca Yahudilere geri dönme izni verdi ve tapınağı yapmalarında yardım etti. Bölge büyük İskender ile Makedonya hakimiyetine sonra mısır ile Helen krallığı seleukasların eline geçti. IV.Antiochus Epifanus mabede yunan ilahlarını koyarak tapmaya zorladı Makkabi isyanı çıktı Haşmonaim sülalesi egemen oldu. Roma hakim olunca Yahudi kralı Herod mabedi genişletti fakat Roma Ordusu Titus tarafından tapınak yıkıldı. asıl felaket roma imp. Hadrianus zamanında yaşandı Bar Kohba’nın çıkardığı isyana kızan Hadrianus tarafından izi kalmayacak şekilde yok edildi ve Judea olan bölgenin ismi Palestin (Filistin ) konuldu. Kudüs’teki bilinen ilk Türk 766-809 yılları arasında halifelik yapan Harun Reşit’in hanımı Sogdlu Türk Maride İlk Türk yönetici 838-841 Abbasi orduları komutanlığını yapan Fergana Türk hükümdarları soyundan Hayder Bin Kavus 878 Tolunoğullarına bağlandığında valiler Türk’tü 1095 Clermont konsili papa urbanus Bizans imp Alexios elçileri ile bir araya gelir ve İstanbul’da haçlı ordusu toplanır 15 ağustos 1096 Meryem’in göğe yükseldiği tarihte İstanbul’dan hareket ederler. Bu arada önemli nokta iki kilise birbirini aforoz etmesine rağmen ortak karar almıştır. Theodor herzl II Abdülhamid’den Kudüs’ü Yahudilere toprak satılmasını istemiş Abdülhamid bunu engellemiştir. Zaten tahttan indirilmesinde sebataycılar ve yahudilerin payı büyüktür. 1189 III. Haçlı seferi ve yenilen İngiltere kralı aslan yürekli Richard gelişini kasteden İngiliz işgal orduları komutanı Edmund Allenby 11 aralık 1917 yılında Selâhaddin Eyyubi’nin mezarını tekmeleyerek kalk Selâhaddin yine biz geldik ( Haçlı Zihniyeti ) demiştir. Bu kin ve bitmeyen nefret hala devam
Kudüs'ün Gizemli TarihiPelin Çift · Destek Yayınları · 20161,427 okunma
Reklam
Reklam