Sovyetler Birliği, sanayileşme sürecinde kırsal nüfusunu yıkıcı kıtlıklara feda etmiş ve Batıyı yakalamak için endüstriyel bir askeri devlet hâline gelmişti. Sovyet sistemine hapsolmuş birçok ulus bir demir yumrukla yönetildi. Marksist ideal pratikte, George Orwellin Animal Farm (Hayvan Çiftliği) 'da mükemmel tasvir edilen bir zulme dönüşmüştü.
Türkiye'nin ilk metalurji mühendisi, daha sonra Makine Kimya Endüstrisi Genel Müdürü Selahattin Şanbaşoğlu (1907-1995) Mustafa Kemal Dönemi'nde başlatılan çılgın sanayileşme atılımına emeğiyle tanıklık ediyor (...): "1940 yılında, kendi girişimimizle tank yaptık. Bunun sadece Ford motoru dışardan geldi. Dizaynı bizimkilerindir. Tipi kendimize mahsustur. Kâmil, Necati filân yaptılar. Zırh levhası, topu, paleti, aktarma organları hepsi bizim üretimimizdir. Bu tank 1946'da Cumhuriyet Bayramı töreninde geçti. Ancak, sipariş gelmedi ve bu tek tank olarak kaldı. Amerikan yardımı başlayınca hazırcılık ve kolaycılığa kaçmaya başladık."
Sayfa 262·Kitabı okudu
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Ortalıkta Atatürkçülük dendi mi, herkes aslan kesiliyor ama Mustafa Kemal'in ekonomik bağımsızlık, sanayileşme, bağımsızlık ve özgürlük konularında söylemiş oldukları kimsenin kafasını kurcalamıyor.
Sayfa 72 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları. // 28.basım.·Kitabı okudu
Edebiyat
Mustafa Kemal Atatürk
“…Endüstrileşmek en büyük milli davalarımız arasında yer almaktadır. Çalışması ve yaşaması için ekonomik elemanları memleketimizde mevcut olan büyük küçük her çeşit sanayi kuracağız, işleteceğiz. En başta vatan müdafaası olmak üzere, mahsullerimizi kıymetlendirebilmek ve en kısa yoldan, en ileri ve refahlı Türkiye idealine ulaşabilmek için, bu bir zarurettir…” 1 Kasım 1937
Sayfa 68·Kitabı okudu
Her nefes alışında tekrarladığı bir «dış güçler» tekerlemesidir tutturmuş gidiyor. Anarşi körüklemekten ağır sanayie engel olmaya kadar her şey onca dış güçlerden gelmekte... Pekâlâ; ya hiçbir mukavemet barajı kurmamak ve Türk isimli iç ajanları budamak ve suçu bunlarda aramak nerde kalıyor? Üstelik yine onca dış güçlerin engel olduğu ağır sanayii, yine onca dış güçlerin teşvik ettiği, zira çilesi çekilmemiş dehâsına erilmemiş kopya bir yelteniş olan ağır sanayi hevesi altında iflâsımızın büsbütün meydana çıkacağı hikmeti nasıl görülmüyor?.. Ustasından civatasına, muharrik kuvvetinden ham maddesine kadar her şeyi dışarıdan getirilen bir sanayiin döviz yolları kapanınca ne hâle geldiği nasıl takdir edilemiyor ve bu hâlin temelsiz sanayileşme Donkişot’luğundan doğduğu niçin anlaşılamışor?.. Bu mu dış güçlerin engel olduğu ağır sanayi?..
Dünya kapitalizmiyle, 19. yüzyıl dünyasının çevre ülkelerine özgü eklemlenme biçimiyle bütünleşen Osmanlı ekonomisi, ilksel madde ihracatçısı ve sanayi ürünleri ithalatçısı, ciddi bir sanayileşme yaşayamamış bir tarım ekonomisiydi. Süreç içerisinde bir dış borç ve dış ticaret açığı girdabına giren, maliyesi iflas eden bu ekonomik yapıda kapitalizmle bütünleşmeden çıkar sağlayan, çeşitli ayrıcalıkları da olan gayrimüslim ticaret burjuvazisiydi. Dış ticaret, deniz ve demiryolu taşımacılığı, limanlar ve liman kentlerindeki elektrik, havagazı, su ve tramvay tesisleri büyük ölçüde yabancı sermayenin denetimi altındaydı.
Alıntı