KLÂSİK TÜRK MÛSIKÎSİ, ASALETİN MÜZİĞİ...
(...) Klâsik Türk musikîsi, umumiyetle, derin tefekkürün, içli duygunun, zarif ruhun müziği olarak bilinir. O, Batı’da olduğu cinsten ne bir “saray müziği”, ne bir “mabed müziği”dir. Klâsik Türk müziği, sarayda, tekkede, halk meclislerinde, toplumun her köşesinde karşılığını bulan “asalet müziği”dir. Bu mânâsıyla sadece Türkiye’de diğer müzik formlarıyla değil, bütün dünya müzik kültürüyle yarıştırılabilir. Ne var ki, Cumhuriyet döneminde bu seçkin zevki de tekkeden alıp meyhâneye sokmuşlar ve arabesk feryadlarından farksız hâle getirmişlerdir.
Selim Gürselgil, (I. Dönem, Ocak 1997, Feyyaz Aksakal imzasıyla) Müzik Zevki ve Cihad Şuuru Hakkında
Akademya Yazıları
Sarayda
Halife Abdülmecid Efendi, 31 Ekim'de Mustafa Kemal pasa'ya kisa ve soguk bir kutlama mesaji gönderdi: "Bu kere teceddüd eden sekl-i hükümetin mülk ve millet hakkinda hayirli olmasini Cenab-i Hak'tan niyaz ve temenni ederim" dedi.
Reklam
Hiç bilmez miyim Alexandre Dumasın çocukları değil misiniz siz?
"Kuşkusuz, hep birlikte olduğumuzu, silahşorlarla muhafızlar arasında, sarayda ve şehirde, Athos, Porthos, Aramis, ayrılmaz üçlü diye anıldığımızı bilmiyorsunuz değil mi?
Sayfa 54 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okuyor
'İnsanın kalbi endişelerle parça parça olmuşken dudaklarında bir gülümsemeyle sarayda görünmesi kadar uygunsuz bir şey olabi­lir mi? Kırsalda yaşamak daha iyidir."
Sayfa 107 - Kıraathane Kitaplari (pdf)·Kitabı okuyor
Arsaklar Horasan'da ortaya çıkıp 500 yıla yakın hakimiyet süren prototürkmenler idi. Bu Part boylarının yönetim kademesinde bulunanlar sarayda Fars dilini kullanır oldular. Böylece Orta Fars (Pehlevi) dili, Türkmenlerin dili olarak şekillendi ve sonra bu dil Sasanilerin edebi diline dönüştü. Farslaşmayan Partlar ise vaktiyle Saka boylarından kopmuş Türkmenler olarak kaldı.
Sayfa 118
Tarih
Reklam
Reklam