İş İşten Geçtikten Sonra Yakınmanın Bir Anlamı Yoktur An itibariyle sevinmemiz gereken durum henüz tam anlamıyla iş işten geçmiş olmamış olmasıdır. Çabamın da bir yakınma olduğunu düşünenler olabilir. Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olan her varlığını sorgulatan böyle düşünür. On yıl önce niyet okur bir nitelik ile farkındalık üretmeye başladım. Yalnız bu çabam on yıl önce başlamadı. On yaşında başladı yaşam boyu hazırlıkla geçti. Evrensel kozmik döngünün tamamlanmasına uygun bir şekilde Anadolu üzerinde planları olan Türk düşmanına karşı bir ön alma kuvvetinin tinsel tesirler ile duruma el koyması demek doğru olur. Anadolu da Türk olarak dünyaya gelmiş olmak başlı başına bir farkındalık üretme niteliği için yeterlidir. Organize edilmiş eşgüdüm içinde art niyetli örgütlü kötülüğün ulus devleti parçalamak niyetine karşı sadece yaptıklarını hatırlatan çaba uyanışı sağlamak içindi. Bu bile yeryüzünde dünyanın tümünü sömürge eden çetenin sarsıntı geçirmesine yeterli geldi. Artık biz ne yapmamız gerekiyor ona odaklanma vaktidir. Bize göre kötülük üretme çabası içine girmiş olmaları sonun geldiğini gösteriyor. Bir kez daha üstüne basa basa yazmak istiyorum. Türk ırklar birliği bir bilincin adıdır. Bu sebeple yeryüzünde sevgi ve huzuru hakim kılan güçtür. Dünyada herkes Türk'e karşı güçlerini birleştirerek veya bizi yanına çekerek bizim gücümüzü kendi gücü gibi kullanmak istemeye yeltenmis ise bilin ki yeryüzü çetesinin sonu gelmiş demektir. Evrensel matematik ölçüye uygun her döngü tamamlandığında yeryüzünde Türk gereğini yapmak için görev üstlenir ve devrim ile zulüm son bulur. Bir zulüm daha yeryüzünde son buluyor. Korku üreterek ve mitolojik uyduru ile insan avlayarak bunu durdurmak isteseler bile yeryüzü çetesi kötülüğün bunu başarması artık mümkün
Hayata Dair
Kumkapı eskiden beri balıkçıların semti olmalıdır. Balığı tutma, balığı satma, satanın yanında sebze meyve, Langa bostanlarının ürünlerinin pazarlanması derken Kumkapı şehrin merkezine de yakın bir semt olduğu için İstanbul mutfağını besleyen bir pazar mahallesi de Gedikpaşa civarında doğup gelişmiştir.
Sayfa 163·Kitabı okuyor
Alıntı
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
İnsanlar kendilerini bir alıp satma deliliğine kaptırmışlar ki, delilik derim sana... Evrende ne bulurlarsa alıp satıyorlar.
Sayfa 81 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Merkezî otoritenin sarsıldığı dönemde, Osmanlı idaresindeki bozuklukları bize en yetkili bir biçimde yansıtan kaynak, hiç süphesiz, adâletnâme'lerdir. Adâletnâme, devlet otoritesini temsil edenlerin, reâyaya karşı bu otoriteyi kötüye kullanmalarını, kanûn, hak ve adâlete aykırı tutumlarını; olağanüstü önlemlerle yasaklayan beyannâme şeklinde pâdişah hükümleridir. Anadolu Beylerbeyine, sancak beylerine ve kadılara 1595'te III. Mehmed'in cülûsunda gönderilmiş olan adâletnâme, ilk defa imparatorluğun içine düşmüş olduğu kargaşayı ve yaygın hale gelmiş yolsuzlukları, alışılmamış bir dille ifade eden ve aykırı hareket eden görevlileri şiddetli cezalarla tehdit eden bir adâletnâmedir. Bu adâletnâmede, I. Süleyman dönemi kanûnlarının çiğnendiği, kanûna aykırı birtakım "bid'at"lerle reâyadan alınan resim ve vergilerin ziyadesiyle artırıldığı, genel bir şekilde belirtildikten sonra başlıca yolsuzluklar şöyle sıralanmaktadır: 1. Vezirler, beylerbeyiler, onların vilâyetlerdeki ajanları olan voyvodalar, sancak beyleri, subaşılar, evkaf ve emlâki idare edenler, saray gözdelerine verilmiş köylerdeki kâhyalar, vergi toplayan emînler ve mültezimler, kadı nâipleri sık sık, 10 veya 15 atlı ile vilâyete devre çıkmakta, her indikleri köyde reâyaya kendilerini ve hayvanlarını bedava besletmekte, yetkilerini aşarak fazladan para toplamaktadırlar. 2. Vilâyetin güvenliğinden en çok sorumlu olan sancak beyleri ve subaşılar, eşkiyayı yakalayacakları yerde onlarla ortak olmaktadırlar. 3. Vilâyetlerdeki pâdişah kapıkulları veya bu adı takınmış olan bazı kimseler, gruplar halinde köy ve kasabalar üzerine gidip reâyayı soymakta, onların kaçıp dağılmalarına sebep olmaktadırlar. Adâletnâme, reâyanın bu zulümler yüzünden köylerini bırakıp dağılmış bulundukları noktasını vurgulamaktadır. Bu adâletnâme,
Sayfa 324 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Tarih
Mevlâna, Kuran'da göklerin ve yerin yüklenmekten çekinip, sonunda insarın yüklendiği ilahî "emanetin"246 onun akıl ve irade sahibi, sorumlu bir varlık olmasında yattığını, "Biz hakikaten insanı şereflendirdik." ilahî hitabının da verilen bu emanete binaen söylendiğini belirtir: "Sen değerinle ve düşüncenle iki âleme bedelsin. Ama ne yapayım ki kendi değerini bilmiyorsun. Kendini ucuza satma, çünkü değerin yüksektir.""Benim müşterim Hudấ'dır. O beni yukarı çeker. Çünkü Yüce Allah: "Ben, sizi, vaktinizi, nefsinizi, mallarınızı satın aldım" buyurarak sana müşteri olduğunu belirtmektedir."
Sayfa 84·Kitabı okuyor
1000Kitap