Allah rahmet eylesin, ecrini versin Mübarek insan.
7/10
·128 syf.··
2026 132. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 11:29
Aliya İzetbegoviç'in fikir dünyasının temel taşı 1969 yılında kaleme aldığı ve ertesi yıl kendi imkanlarıyla, zorlu şartlar altında Belgrad'da yayımlattığı, İslam deklarasyonudur. Bu eser, hacim itibariyle küçük olsa da, hem yerel ölçekte hem de dünya çapında etkili olmuş büyük yankı oluşturmuştur. Öyle ki, eski Yugoslavya'nın Tito rejimi tarafından açık bir tehdit olarak algılanmıştır. 1983 yılında Saraybosna'da görülen Genç Müslümanlar davasının en önemli delili olarak sunulmuştur. İslam deklarasyonunu kıymetli kılan; Saraybosna'da yaşayan bir Bosnalı tarafından kaleme alınmış olmasına rağmen, tüm İslam dünyasına hitap etmesidir. Aliya İzetbegoviç, sadece Yugoslavya müslümanlarının değil, tüm dünya müslüman halklarının sorunlarına dair tespitlerde bulunmuş ve reçeteler önermiştir. Bu tespit ve reçeteler bugün de geçerliliğini korumaktadır. Ali İzetbegoviç'in, 1983 yılında verilen 14 yıllık mahkumiyet kararı aleyhindeki kanun yararına bozma başvurusu yani ünlü savunması ise ilk kez Türkçeye kazandırılarak kitabın ikinci bölümünde yer almaktadır. Ancak ben bu ikinci bölümü tamamen okumadım çünkü genellikle hukuki süreçte yapılan ihlallerden bahsediliyordu.
1000Kitap
İslam Deklarasyonu ve Tarihi SavunmaAliya İzzetbegoviç · Ketebe Yayınları · 20199,4bin okunma
Puan vermedi·110 syf.··
2026 20. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 00:00
"...yabancılaşma, aslında özgürleşmenin zıttı değil, önkoşuludur. Yabancılaşma bilinci, insanın kendini ve yaşadığı toplumu dönüştürme motivasyonunun kaynağıdır." Ama maalesef, fazlasıyla bireyci modern toplumlarda, toplumuna yabancılaşan bireyler, bu motivasyonla aksiyona geçmek yerine kendilerini, hazlarının kapısına zincirleyip o zincirin izin verdiği kadar ilerleyebiliyorlar hayatlarında. E hâliyle bu tutumla yaşamak, ister istemez bencilleştiriyor insanı; o yabancılaşmayı toplumla beraber aşabilmek yerine kendini anlamsızca yaşayarak öldürmeyi tercih edebiliyor insan. Meursault da bu bireyci bireylerin uç örneklerinden biri. Bu yüzden kitabın yorumlarını okuduğumda bu kadar çok insanın kendini bu karakterle özdeşleştirdiğini görünce ister istemez şaşırdım ve korktum. Bu kadar kayıtsız ve bencil insanla n'apalım arkadaşlar biz toplum olarak? Madem bizi beğenmiyorsunuz, bari dağa mağa çıkın da şu sıcak yaz günlerinde hava sıcaktı diye bir SSA (Suça Sürüklenen Absürdist) tarafından öldürülmeyeceğimizi bilerek çıkalım dışarıya. Hayır, Adana'da da hava sıcak olduğu için adam öldürüyorlar ama kimse bu adamların iç dünyasından, yabancılaşmasından dem vurmuyor, herkes maganda deyip geçiyor??? Bu herif, çok afedersiniz, Fransız olduğu için mi bu kadar sempati? :p Ayrıca kitabın son kısımlarını okuyup hâlâ bu adamın kayıtsız veya duygusuz olabileceğini savunan insanlar nasıl olabiliyor onu da anlayamıyorum. Kendi düşüncesine göre bir hiçliğe gidecek adamın korkuyla idam gününü beklediğini, kurtulursa yaşayacağı sevinci dizginlemeye çalıştığını veya kurtulamazsa bunun ha yarın olmuş, ha on yıl sonra diye kendini ikna çabalarını okuyoruz. Siz ne dersiniz bilemem ama ben buna duygusuzluk veya kayıtsızlık değil, buz gibi ölüm korkusu ve umut arasında sürüklenmek derim.
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2020137,4bin okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Puan vermedi·228 syf.··
2026 75. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 00:59
Vladimir Nabokov’un Rusça döneminin en parlak, en hüzünlü ve geometrik şaheseri olan Lujin Savunması, 1930; deha ile cinnet, zihnin kurguladığı soyut dünya ile hayatın acımasız gerçekliği arasındaki o ölümcül çatışmayı işleyen kusursuz bir psikolojik romandır. Çocukluğunda bulduğu satranç tahtasında dış dünyanın kaotik kırılganlığından kaçacak bir sığınak bulan Aleksandr İvanoviç Lujin’in hikâyesi; Nabokov’un elinde basit bir takıntı öyküsü olmaktan çıkıp, kaderin kaçınılmaz hamleleriyle örülü varoluşçu bir kapana dönüşür. Lujin için gerçeklik, siyah ve beyaz karelerin üzerindeki matematiksel kombinasyonlardan ibarettir. O, hayatı yaşanacak bir süreç değil, her an bir yerlerden saldıracak görünmez bir rakibe karşı geliştirilmesi gereken mutlak bir "savunma hattı" olarak görür. Nabokov, kahramanının zihnindeki bu klostrofobik daralmayı, satranç terimlerini edebi birer metafor olarak kullanarak ansiklopedik bir titizlikle ve soğuk, şairane bir realizmle dokur. Lujin’in İtalyan büyükusta Turati’ye karşı geliştirmeye çalıştığı o kusursuz, sızdırmaz savunma; aslında deliliğin sinsi adımlarına ve hayatın kontrol edilemez doğasına karşı verilmiş beyhude bir savaştır.
Lujin SavunmasıVladimir Nabokov · İletişim Yayınevi · 2017267 okunma
Puan vermedi
Metin güçlü bir karanlık hissi taşıyor ve bunu özellikle bilinç yükü fikri üzerinden tutarlı bir şekilde kuruyor insanın farkındalığının bir armağan değil bir taşma hali olduğu düşüncesi metnin omurgasını oluşturuyor Umudun bir savunma mekanizması olarak ele alınması ve gündelik hayatın bile bir tür perde gibi görülmesi atmosferi sağlamlaştırıyor bu kısım okurda kalıcı bir yankı bırakıyor Metnin zayıf yanı ise bu karanlığı tek bir merkezden sürekli beslemesi bu yüzden düşünce genişlemiyor daha çok aynı duygunun farklı cümlelerle tekrarı gibi ilerliyor Yine de bütün olarak bakınca tutarlı bir zihinsel iklim kuruyor soğuk net ve rahatsız edici bir düşünce alanı bırakıyor geriye
Felsefe-Düşünce
The Last MessiahPeter Wessel Zapffe · 20134 okunma
Puan vermedi·344 syf.··
Beğendi
·
2026 17. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 22:25
Bazı kitaplar bittiğinde hikâye kapanır. Bazılarıysa insanın içinde uzun süre yaşamaya devam eder. Agota Kristof’un bu üçlemesi tam olarak öyleydi benim için. Savaşın ortasında büyümeye çalışan ikiz kardeşler Lucas ve Claus’un hikâyesini okuyoruz. Ama bu sadece bir savaş hikâyesi değil; sevginin, yalnızlığın, travmanın ve insanın hayatta kalmak için nasıl değişebildiğinin hikâyesi. Büyük Defter’de iki kardeş, savaş yüzünden anneannelerinin yanına bırakılıyor. Hayatta kalabilmek için duygularını bastırmayı, acıya dayanmayı öğreniyorlar. Kitabın dili çok sade ama vurduğu yer inanılmaz derin. Kanıt’ta kardeşlerden biri gidiyor, diğeri kalıyor. Bu kez yalnızlık daha sessiz ama daha ağır hissediliyor. Gerçekle hayal arasındaki çizgi yavaş yavaş bulanıklaşmaya başlıyor. Üçüncü Yalan ise bütün hikâyeyi yeniden sorgulatıyor. Okuduklarımız ne kadar gerçekti, ne kadarı bir savunma biçimiydi, insan zihni acıyla baş etmek için neleri değiştirir… Kitap bittikten sonra uzun süre düşündürüyor. Bu üçleme bana şunu hissettirdi: İnsan bazen yaşadıklarını anlatabilmek için gerçeği değil, dayanabileceği bir versiyonunu yaratıyor.
1000Kitap
Büyük Defter - Kanıt - Üçüncü YalanAgota Kristof · Yapı Kredi Yayınları · 20258,5bin okunma
Puan vermedi
KARANLIĞIN FISILTILARI . Okuyucu ? dan psikolojik polisiye üzerine bir okuma #karanlığınfısıltıları . Bir seriymiş aslında yirmiüç kitaptan oluşan ve okuduğumuz bu kitap serinin sonları. Fakat seri olması ayrı okunmayacağı anlamında değil burada, dedektif üzerinden ilerleyen olaylar işleniyor her kitapta farklı farklı. Anlayacağınız seri olsa da ayrı ayrı okunan kitaplar her biri. Tüm hikaye iki yaşındaki bir çocuğun, bir sabah kalktıklarında yatağında olmaması ile başliyor. Doğal olarak tüm işaretler anneyi gösterip hedef alıyor. Annenin ikilemli konuşmaları, komşuların önyargılı yaklaşımı derken olaya müdahil olup araştırmaya başlayan savunma avukatı Colleen Clark ve yardımcısı_özel dedektif Charlie Parker... Gerçek ise hiç de sanıldığı gibi değil. Charlie kazdıkça alttan yayılan karanlık, kasabanın sakladıklarını ortaya çıkarabilecek midir peki? Olaylara sadece mantık çerçevesinde yaklaşmayan Parker, geçmişin hayaletleriyle kötülüğün izini süren bir dedektif olarak kitabın ana karakteri olmayı son derece hak ediyor. Kayıp olayı ile birlikte araştırmaya giren dedektifin elde ettiği sonuçlar, kasaba yaşayanlarının belki de kendisinden beri sakladığı geçmişlerinin karanlık sırları . Yazarın kalemi son derece iyi; bir solukta okutuyor, yazılanların gözünüzde canlanmasını_film misali bir hayali oluşturuyor. Bu okumada benim için tek sıkıntı, ilk sayfalardaki olayların heyecanını belli yerden sonra yavaşlatması oldu. Bu tarzda çok okumamdan kaynaklı olduğunu düşündüğüm için, polisiye gerilime yeni başlayanlara rahatça önereceğim bir okuma bu. Keyifle ve gizemle. .
Karanlığın FısıltılarıJohn Connolly · The Kitap · 202692 okunma