Zincirlerimizden Başka Kaybedecek Bir Şeyimiz Yok!
8/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2025 29. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2025 20:41
Karl Marx ve Friedrich Engels tarafından 1848'de yazılan, dünyanın en etkili siyasi metinlerinden biridir Komünist Manifesto. Proletaryanın devrimci rolünü ve komünist toplumun hedeflerini açıkça ortaya koyan, Marksist teorinin temelini oluşturan bir bildirge olmasının yanında insanlık tarihi, ezen ve ezilen sınıflar arasındaki sürekli bir mücadele tarihidir. Köleler ve efendiler, serfler ve beyler, lonca ustaları ve kalfalar arasındaki çatışmaların modern çağda burjuvazi (kapitalist sınıf) ve proletarya (işçi sınıfı) arasındaki çatışmaya dönüştüğünü savunur. Kitap ilginç bir şekilde dünyada en çok Fransız köylülerini etkilemiş olacak ki meclislerde yargı komisyonunun yanı sıra halktan da karar komiteleri kurulmuş. Marx ve Engels aslında Kapitalizmin kendi mezar kazıcısı olan proletaryayı yarattığını ve bu sınıfın giderek büyüyeceğini ve örgütleneceğini savunmuş daha çok. Yayımladıkları bildirgeye göre, proletarya, kapitalist sistemden kurtulmak için devrimci bir güce sahiptir. İşçilerin örgütlenerek burjuva devletini ve özel mülkiyeti ortadan kaldırması gerektiğini vurgular. Bu devrimin sonucunda sınıfsız, sömürüsüz ve devletsiz bir komünist toplumun kurulması hedeflenmiştir. Komünistlerin, işçi sınıfının en ileri ve kararlı kesimi olduğunu ve tüm proletaryanın genel çıkarlarını temsil ettiğini belirtmižler bir nevi. Komünistlerin ulaşmak istediği bazı hedefleri ve geçiş döneminde uygulanacak politikaları (örneğin toprak mülkiyetinin kamulaştırılması, ağır vergiler, miras hakkının kaldırılması, parasız eğitim vb.) özetliyor. * "Zincirlerimizden Başka Kaybedecek Bir Şeyimiz Yok": Kitabın en bilinen ve akılda kalan sloganı olmuştur. Yani işçi sınıfının kapitalist düzende kaybedecek hiçbir şeyi olmadığını, çünkü sahip oldukları tek şeyin onları sömüren "zincirler" olduğunu ve
Felsefe
Komünist ManifestoKarl Marx · Can Yayınları · 202416,4bin okunma
10/10
·496 syf.··
2025 11. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 29 Nisan 2025 03:17
Kurumların nasıl oluştuğunu ve refahı nasıl etkilediğine ilişkin çalışmaları dolayısıyla 2024 Nobel Ekonomi ödülünü alan Daron Acemoğlu ve James A.Robinson'un kaleme aldığı ULUSLARIN DÜŞÜŞÜ kitabını incelemeye çalışacağım. Dünyada ki eşitsizliği açıklamak için 3 farklı hipoteze başvurulmuştur. 1. Coğrafya Hipotezi Dünya eşitsizliğinin sebeplerine dair yaygın kabul görmüş teorilerden biri coğrafya hipotezidir. Bu hipoteze göre zengin ve yoksul ülkeler arasındaki büyük ayrılık coğrafi farklılıklardan kaynaklanmaktadır. Afrika, Orta Amerika ve Güney Asya'daki gibi birçok yoksul ülke Yengeç ve Oğlak dönenceleri arasındadır. Zengin ülkelerse aksine daha ılıman iklim kuşağında bulunmaktadırlar. Tropikal iklimlerde yaşayan halkların tembelliğe eğilimi ve meraktan yoksun oldukları savunulur. Coğrafya hipotezi; Kuzey ve Güney Kore ve Berlin Duvarı yıkılmadan önce Doğu ve Batı Almanya arasındaki farklılıkları açıklamada yetersiz kaldı. 2. Kültür Hipotezi Genel kabul görmüş ikinci teori olarak kültür hipotezi ,zenginliği kültürle ilişkilendirir. Protestan Ahlakına sahip modern Avrupa toplumunun yükselişini kolaylaştıran kilit bir rol olarak kültür görülmekteydi. Peki 38. Paralel boyunca Kore Savaşı'ndan önce dil, etnik yapı ve kültür yönünden homojen olan Kore Yarımadasını nasıl açıklanacaktı? 3.Cehalet Hipotezi Cehalet hipotezi, yoksul ülkelerin çok sayıda piyasa başarısızlığı olduğu için ayrıca iktisatçı ve siyaset adamlarının bu başarısızlıklarda nasıl kurtulacaklarını bilmedikleri ve geçmişte yanlış tavsiye izledikleri için yoksul kaldığını ileri sürer. Çin yoksulluğu ve milyonların açlık çekmesine yol açan ekonomik politikaları terk edip büyümeyi teşvik eden politikalara geçmesinin nedeni ekonomik sebepler değildi. Daha ziyade ,rakiplerinden daha az çıkarcı olmayan ancak
Ulusların DüşüşüJames A. Robinson · Doğan Kitap Yayınları · 20133,579 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
9/10
·624 syf.··
Beğendi
·
2023 22. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 12 Eylül 2023 17:13
Demokrasi, sosyoloji veya ekonomi üzerine bilgi sahibi olmak isteyen, Marksizmin aşamalarını Sosyalist Partilerin gelişim süreçleri üzerine hangi düzeyde olursa olsun bir şeyler söyleyen her insanın okuması gereken ve kitaptan bihaberim deme lüksü olmayan harika bir eserdi.
Kapitalizm Sosyalizm ve DemokrasiJoseph A. Schumpeter · Dorlion Yayınları · 202143 okunma
9/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2023 21. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 21 Ağustos 2023 21:46
Joseph Schumpeter'ın okuduğum ilk kitabıdıydı, Pers İmparatorluğu, Mısır, Arap Yarımadası, İngiltere, Almanya, Fransa vb. yaşanan emperyalist düşünce akımları, Kapitalizim bunlara bağlı olarak yeni ortaya çıkan meslekler, insanların yaşam biçimlerinin değişmesi, hakkında bilgi sahibi olabileceğiz ve geçmişten günümüze emperyalizmin gelişme süreçleri ve nedenlerini açıklayan, gayet akıcı anlaşılır keyifli bir kitaptı.
Emperyalizmlerin SosyolojisiJoseph A. Schumpeter · Dipnot Yayınları · 07 okunma
Puan vermedi·656 syf.··
2022 30. kitabı
·
32 günde okudu
·
Okunma: 23 Eylül 2022 18:27
Büyük düşünenler 18.yydaki iktisadi görüşten başlayıp 20yy.la kadar iktisadi görüşte meydana gelen değişimi konu alıyor. Söz konusu değişimi iktisadı derinden etkileyen Malthus,Marx,Engels,Marshall, Beatrice ve Sidney Webb, Fisher, Keynes, Schumpeter, Hayek, Friedman, Samuelson, Amartya Sen gibi bilim insanlarının hayatlarını üzerinden anlatılıyor. Kitapta özellikle dönemin koşullarına ve siyasi olaylara yer verilmesi oldukça güzeldi. Kitap sadece iktisat ogrencileri için değil aynı zamanda herkesin anlayabileceği bir sadelikle kaleme alınmıştır. Kısacası güzel bir iktisat tarihi okumadıydı.
Büyük DüşünenlerSylvia Nasar · Altın Kitaplar · 201321 okunma
Sol ve Sağ
Puan vermedi
Gelişmiş demokrasilerde birbirine karşıt olan fikirler, dünya görüşleri ve bunların parlamentodaki yansımaları ile kararlar şekillenir ve politikalar yontulur. Bir kâğıdın yırtılmaması ve dik durması için bile farklı iki noktadan kuvvet uygulanması gerekirse, devletler gibi kolektif yapıların da dik durabilmeleri için farklı kuvvetlerce dengelenmeleri gerekir. Kuvvetler ayrılığı bu noktada devletin yapısal yönünü garanti eden bmir sistemdir; ancak o kuvvetler ayrılığı meclisteki "fikirler ayrılığı" ile dengelenmezse o vakit tek parti rejimleri ve kontrolsüz gücün yol açabileceği "dedim oldu" yönetimleri ortaya çıkar. Hatalar doğallaşır, hesap vermemezlik ve kutsal liderler kültü gelişir. Vergilerle maaşını alan bir memurdan ziyade "yarı tanrı" liderler ortaya çıkar. Şükür ki bu tarz bir örnekten çok uzaktayız.  Mesele sosyoloji olduğunda Rumelili genç arkadaşım Batuhan Bozbay ile sıklıkla konuşup yazışırım. Kendisini sosyal medyadan da takip edenler çok şeyler öğrenebilirler. Bu yazıda onun da analizlerinden faydalandım; çünkü sosyoloji, başlı başına bir alan ve yarım doktorun candan, yarım imamın da imandan etmesine benzemesin diye alanından kişilerin fikirlerini alırım. Hatta demem odur ki çoğunlukla onun fikirlerini okumanızı istedim çünkü geçenlerde bir meselede kendisine "Kaldır bu tweeti gereksiz yere sana komünist demesinler" demiştim ama aldığım cevapla 'evet, insanlar bunu bilmeli' düşüncesi bende oluştu. Çocuk aslında "sistemi dengeleyecek bir sosyalist oy oranı olmadan kapitalizm terbiye edilemez ve halk için sosyal politikalar hayata geçirilemez" demek istiyordu. Ama sosyalistten kastı Türkiye'de laleleri tokatlayan kızıllar giymiş 1 Mayısçıları değildi tabi. Sadece ortamdaki "halkçı" politikaya dair ses eksikliğiydi. Sosyalizm ve komünizm
Coğrafya
Beşeri CoğrafyaErol Tümertekin · Çantay Yayınları · 199845 okunma