Grönholm Metodu - Metot Dizisi
9/10
·58 syf.··
2025 52. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 06 Aralık 2025 10:15
Bu kitabı okuma isteğim Metot adlı dört bölümlük mini diziyi izledikten sonra oluştu. Bir dizi ya da filme yansıtılan kitap karakterlerini gördükten sonra hikayenin mimarının çerçevesine ne kadar uyulmuş her zaman merak ederim. Neyse ki Türkçe çevirisini internet ortamında bulabildim. Kitap ve dizi %90 uyuşuyor. Diziyi izledikten sonra kitabı okumak da zevkli oldu. Bu tarz olay örgüsünü çok bozmayan yapımlarda kitaptan gelecek anları beklemek de heyecanlı oluyor. Bu tiyatro oyununu yazan yazarımıza ve Metot dizisiyle bizlerle buluşturan İsmail abi ve ekibine teşekkürler :) Grönholm Metodu: İşe alım süreçlerinde nadir de olsa karşılaşılan acımasız yöntemlerden biri olan Grönholm Metodu, geleneksel mülakatların dışına çıkarak grup mülakatı şeklinde işleyen bir yaklaşımı temsil eder. Bu metodun gerçekliği, adeta adaylarla işverenler arasında bir deney alanı yaratır. Kitap Pdf: scribd.com/document/779716... Jordi Galcerán Beliz Coşar çeviri için teşekkürlerimizi sunarız.
1000Kitap
El Mètode GrönholmJordi Galcerán · Labutxaca · 20081 okunma
Puan vermedi·535 syf.··
2025 330. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 20 Temmuz 2025 21:18
Mustafa Kemal'in geçerken uğradığı cephe(!), çanakkale .. okumuş olduğum kitap mehmet niyazinin (yazarın adı mehmet değil, mehmed, farkındayım.. el alışkanlığı sebepli kendisinden yazım boyunca yeri geldiğinde mehmet niyazi şeklinde bahsedeceğim..) yedi yıllık bir çalışma, okuma, sonrası yazdığı bir çanakkale romanı.. kendisi bu romanın ortaya çıkış sürecini şöyle dile getirir; 'aslında benim tarihi olayları yazmak gibi bir niyetim yoktu. 70li yıllarda bir program için almanyaya gitmiştim. yaşlı bir prof. yanıma geldi. 'genç, bu çanakkale savaşını bir daha yapabilir misiniz?' dedi. ben tabi çok şaşırdım, ama 'yapabiliriz.' dedim. almanyaya gittiğim zaman bana hep 'çanakkaleyi anlat.' diyorlardı. ben de onların çanakkale hakkında ne yazdıklarını merak edip kütüphanelerine gittim. almanya kütüphanelerinde çanakkaleyle ilgili 700 küsur kitap buldum. sonra beyazıt devlet kütüphanesine geldim. orada ise çanakkale hakkında o zamanlar sadece 23 kitap vardı. biraz araştırdım, okudum. bir gün beyazıt kütüphanesinde araştırma yaparken, Osman Selim Kocahanoğlu diye biri geldi kütüphaneye. bana orada ne işim olduğunu sordu. 'çanakkale hakkında bir kitap yazmak istiyorum, ama altından kalkabilir miyim bilemiyorum.' dedim. 'çanakkalede ne var, gavurlar bize hücum etti, askerlerimizi görüp çekip gittiler.' dedi. bunu söyleyen de üniversite mezunu biri. 'sen bunu söylüyorsan, bunu yazmak üzerime farz oldu. dedim ve yazmaya başladım. çanakkaleyi ciddiye almıyorlardı. çünkü orada ne olduğunu bilmiyorlardı.' şimdi de bu düşünceden hareketle yazılmış romanın içeriğine bakalım biraz.. Mehmed Niyazi nin yazdığı Çanakkale Mahşeri adlı kitap çanakkale savaşının başladığı ilk zamandan (kasım 1914) itilaf devletlerinin çekildiği zaman (ocak 1916) aralığını kapsayan bir roman.. bu da haliyle
Mustafa Kemal Atatürk
Çanakkale MahşeriMehmed Niyazi · Ötüken Yayınevi · 20082,082 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
10/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2018 42. kitabı
·
35 saatte okudu
·
Okunma: 02 Mart 2018 23:46
Bundan aylar öncesinde tanıştım sevgili Toptaş ile. Biraz hızlı ilerledi samimiyetimiz, bir anda onun evreninde son sürat ilerlerken buldum kendimi. En son sekizinci kitabını okurken farkına vardım, okunacak çok az kitabı kaldığının. Özlediğimde ne yapacağımı bilemedim. O nedenle biraz ara vermiştim ki özlem ağır bastı. Üstelik Ölü Zaman Gezginleri ile başladığım bu yolculukta cümlelerine tutulmuştum ben sevgili Toptaş'ın. Haliyle Kuşlar Yasına Gider'de sadeliğe sürüklenen dil ile birlikte büyük bir hüzün kaplamıştı içimi. Şimdi o baş döndüren büyülü cümleler evrenine girdim ya yine; ne desem boş. Belki lafı dolandırıp sizi oyalayabilirim sözgelimi ya da çok güzel bir masaldan çıktım diyebilirim. Ben bunu derken siz de Hansel ile Gratel'i düşünebilirsiniz sözgelimi bir ormanda kaybolmuşken, belki de kırk haramiler ile karşılaşırsınız o ormanda ama karşılaşırsanız da korkar mısınız bilmiyorum. Bildiğim bir şey varsa o da başınızın döneceğidir. Toptaş'ın gerçek hayatta bir olayı anlatırken nasıl anlattığını çok merak ediyorum. Ya da hayaller dünyasını. Çünkü bu kadar hiçliğin üzerine bu kadar bir kitap oturtmak hiç kolay iş değil. Nasıl desem, müthiş bir yetenek bence. Olay kurgusu kurmak zordur belki ama koca bir kitabın içinde olayları yakalayabilmek için müthiş dikkat gerektirecek kadar betimlemeye boğulması size sıkıcı gelir mi bilmiyorum. Ben çok seviyorum. Postmodern kavramını daha yeni öğrendim. Bu konuda emeği geçen Pınar Kara Soysal Hocam'a da teşekkür etmem gerekiyor sanırım bu kısımda. :) Postmodern kavramına dair okuduğum her bilgide Toptaş geldi aklıma. Onunla bağdaştırdım tüm kavramları. Ve bu türü ne kadar sevdiğimi ve Toptaş'a niye bu kadar tutkun olduğumu fark etmiş oldum. Bu da bu alanda ne kadar başarılı olduğunu gösterir değil mi?
Edebiyat
Bin Hüzünlü HazHasan Ali Toptaş · Everest Yayınları · 20194,926 okunma
10/10
·232 syf.·
2018 3. kitabı
Resimlerle dünyayı kodlayabilen bir kişi, Amerikalı hayvan bilimi uzmanı, profesör, yazar, otizm aktivisti Temple Grandin. Görsel hafızası sayesinde dünyayı resimlerle anlamlandıran bu insan üstün zekalı bir birey değil, bir otizmli. Hem de bu tanıyı 1950'lerde falan almış. O zamanlar "otizm" denilince akla gelenleri tahmin bile edemiyorum. Halen çoğu insan "otizm" denilince konuşamayan, sürekli sallanan, bağıran, ulaşılmaz, insanlardan kopmuş bir çocuk resmi çizerler.( Neden hep bir çocuk akla gelir onu da anlamam. Bu çocuklar hiç büyümeden dünyadan buharlaşıp yok mu oluyorlar? ) Ya da 'Rain Man' deki gibi tuhaf davranışları olan, hesaplama, çizim, hafıza gibi konularda esrarengiz yetenekler sergileyen otizmlileri düşünürüz. Bunlar yanlış bilgiler değildir fakat kişi ehliyetini yitirmemiş ( özellikle belli bir zekaya, anlayış ve eğitime sahiplerse ), başarılı yaşamlar sürdürebilen, özel bir tür kavrayış ve anlayışa sahip bireylerin de olduğu yadsınamaz bir gerçektir. Kendisi de otizmli bir birey olan Grandin’e göre, insanlığı bugüne taşıyan bir çok buluş otistik beyinler sayesinde gerçekleşti. Einstein, Mozart, Tesla gibi isimlerin ortak bir özelliği, otistik bir beyne sahip olmalarıydı. Bu düşüncesini şu sözlerle ifade ediyor: “Otizm olmasaydı, insanlar bugün hala mağaralarda ateş etrafında oturuyor olurdu... Otizm olmasa ne Silikon Vadisi kalır, ne de enerji sorununa çözüm bulunabilirdi." Bir yerde okumuştum , giderek artan otizmli sayısının verileri ele alınarak ilerde belki de insanların çoğunluğunun otizmli, bizlerin ise azınlıkta kalabileceği yazıyordu. Yani otizmli olmayanların "anormal" sayılacağı bir dünya... Kim bilir?... Eğer otizmli olan bir bireyin iç dünyasını merak ediyorsanız bu kitabı mutlaka okuyun ! Basımını bulamadığım için bir tek şurada
Resimlerle DüşünmekTemple Grandin · Sistem Yayıncılık · 2010186 okunma
10/10
·261 syf.··
Beğendi
·
2017 194. kitabı
Merhabalar bir Kitap Yorumlayamama da daha birlikteyiz.Biliyorum biraz garip oldu ancak ben bu kitap için ne yorum yazarsam yazayım mutlaka ama mutlaka saldırılar,yergiler,kötülemeler,şikayetler,karalamalar,hakaretler gırla gidecekti.Sizlere önce azıcık yazarı sonrasındada azıcıkta kitabı tanıtacağım.Kusura bakmayın içimden gecen yorumu yazamıyorum.Sadece sunu soyleyebilirim "Dünya üzerinde sorgulanamayacak ve tartışılamayacak hiç ama hiç birşey yoktur,buna aklınıza hangi kişi,hangi ideoloji,hangi din ve hangi kutsal kitap gelirse gelsin dahildir.bu düşünce sadece beni bağlar.Madem düsturumuz okumak,madem amacımız okuduklarımızı paylaşmak,madem okuduklarımızdan dolayı ne düşündük,ne öğrendik,ne fikir edindik açıklamak bunu bu seferlik yapamayalım o zaman (biliyorum cümle saçma görünüyor ama dikkat edin değil!) Ne yazıkki Kitaptan alıntı yapamayacağım çünkü biliyorumki o zaman kesinlikle taşlanırım ama bu kitabın pdf'sini okumak isteyen olursa adresinide aşağıda atıyorum tr.scribd.com/doc/298554242/T... ----------------------------- Önce kısacık yazarı tanıyalım ----------------------------- 1934 yılında Sivas'ın Şarkışla İlçesi'ne bağlı Gümüştepe Köyü'nde dünyaya gelen Turan Dursun, müftü olabilmek için ilkokulu dışarıdan bitirdi, ilk olarak köy imamlığı ve medreselerde hocalık yaptı. 1958-1965 yılları arasında Tekirdağ, Gemerek, Türkili, Altındağ ve Sivas'ta müftülük yaptı. Şeriatın katı kurallarına ters davranışları nedeniyle İslamcı çevrelerde yadırganan Dursun'un Müftülüğü sırasında bu nedenlerle sürgünleri oldu. 1965'te İslam dinini reddettikten sonra Müftülük görevinden ayrıldı. 1966 yılında TRT'de dini içerikli programlarda görevi aldı. On yıl bu görevine devam ettikten sonra gene TRT'de prodüktör olarak
Din
Din Bu-1: Tanrı ve Kur'anTuran Dursun · Kaynak Yayınları · 20061,892 okunma