Özel bir nedeni yoktu, sebepsizce mutluyduk. Mutluluk zaten böyle bir şeydi, bazen sebebi olmayan, göz kırpışı kadar çabuk geçen anlardan oluşuyordu.
Sayfa 258·Kitabı okudu
Gerçek anlamda özgür olmak muktedir olmaktır. İstedi­ğimi yapabilmek, işte benim özgürlüğüm budur. Fakat istediğimi istemek benim için zorunludur. Aksi takdirde anlamsızca, sebepsizce istemiş olurum ki bu imkansızdır. Özgürlü­ğüm yürümek istediğim zaman yürümem, gut olmamamdır.
Sayfa 13·Kitabı okudu
Alıntı
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
depresyon
Yanlış bilinen bir başka gerçek de, depresyonun mutsuzluğun bir başka çeşidi olduğu söylemi. Mutsuzluk, hayatın bir parçasıdır, klinik depresyon ise tamamen farklı bir şeydir. Kişiyi ansızın ve sebepsizce vurabilen depresyon, hayatlarında üzüntü duymak için hiçbir sebepleri olmayan insanları da etkileyebilir.
Sayfa 189
Psikoloji
…sebepsizce mutluyduk. Mutluluk zaten böyle bir şeydi, bazen sebebi olmayan, göz kırpışı kadar çabuk geçen anlardan oluşuyordu.
Sayfa 258·Kitabı okuyor
Alıntı
Geldiğimiz bu dünyada insan kimliğimizle yüzleşmek ve tanışmak zorundayız, sonra konuştuğumuz ana dilimizle ve kültürümüzle barışık yaşayıp, koruyup, gözetlemek ve ona göre yaşamak zorundayız. İnancımız her neyse onun gereklerini özgürce yerine getirebilmeliyiz . İnsanoğlunun bir amacı olmalı, bu dünyaya sebepsizce gönderilmiş olması mümkün değil; sadece kendi hazlarını yaşayıp çekip gitmek değildir bu amaç, herşeye çıplak elleriyle değebilmeli ve onları önemsemeli insan.
Sayfa 128·Kitabı okudu
Kitap Alıntısı
Ne zaman yaşayacaksınız? Öldükten Sonra mı?
İnsanların çoğu ölü gibidir ancak gerçek ölümün tadını aldıklarında yani ölümle burun buruna geldiklerinde yaşamaya başlarlar. Her günü aynı yaşayan, yarınlar garanti edilmiş gibi düşünen insanlar hayatı yaşamadan ölürler. Hayatı yaşamak farklı tecrübeleri deneyimlemektir. Yapacak çok şey var, görülecek çok yer... Ancak atıl halde, hep yarın bir şeyler olacak diye bekleyen insanın bugününün tadını çıkarması olası değildir. Kaçırır. Farkına varmaz. Sonra günler, aylar ve seneler geçince geriye bakıp zamanı sorgular, hatta yargılar sebepsizce. İşin gerçeği zamanı elinden kaçıran kendisiyken, suçlu aramaya başlar ve bulur elbette... Tüm sorumluluğu ona yıkmaya çalışır sanki zamanı geri getirmesi mümkünmüşçesine... Oysa bir kez kaçtı mı, geri gelişi artık imkânsızdır. Adı bu işte: zaman! İstesen de istemesen de akıp geçiyor, geçecek, geçti.
Sayfa 16·Kitabı okuyor