7/10
·432 syf.·
2026 99. kitabı
Bu yazarı seviyorum sanırım. Romantizmin içine bir şekilde polisiye olaylar sığdırıp yazaması hoşuma gidiyor. Sanırım dememin sebebi ise yazarın kitaplarını okuyorum hızlı da okunuyor ama tam bir akıcılık var diyemiyorum. Kitap için çook akıcı diyemiyorum ama durağan da değil. Tam hislerimden emin değilim. Sevdim ama bayılmadım. Motor kulübü olması benim için ayrıca bir motivasyon oldu. Ama kitaptaki olayın çözülmeden bırakılması ikinci kitaba sebepsizce bırakılmasını sevmedim. Keşke en azından bir detay verilseydi.
Edebiyat
Çelik KralDevney Perry · Ren Kitap · 2025101 okunma
10/10
·675 syf.··
Beğendi
·
2026 34. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2026 20:58
Bir kitabı okurken bu kadar aktif olduğumu, üzerine bu kadar kafa yorduğumu, deliler gibi notlar aldığımı hatırlamıyorum. Hatta size kitabı nasıl anlatacağım üzerine bile fazlasıyla düşündüm. Umarım başarabilirim. Yazarımız, yaşamımıza dair aklınıza gelebilecek hemen her konuya değinmiş: dinden siyasete, aileden iş arkadaşlarımıza, doğadan var oluş sebebimize kadar… Ama tahmin edersiniz ki, bunların hiçbiri olumlu yargılar içermiyor. Zaten kitabın adı “HUZURSUZLUĞUN KİTABI” olunca, başka ne beklenirdi ki? Üzerine çokça düşündüğüm, irdelediğim ama tam anlamlandıramadığım pek çok konuda gerçekten gözümü açtı ve bir anlamda hayatıma yön verdi. Bir insanın her şeyin bu kadar bilincinde olması sağlıklı mı? Yoksa hiçbir şeyi sorgulamadan yaşamak daha mı kolay? Bana katılır mısınız bilmiyorum ama ben şu sonuca vardım: Bernardo, her şeyin bilincinde olduğu için mutsuz ve huzursuz. Peki o zaman gerçekten cahillik mutluluk mu getirir? İnsanların arasında yaşarken bile kendini yabancı hissetmenin, ait olacak bir yer bulamamanın ve zaman zaman kendi varlığını bile sorgulamanın ne demek olduğunu tokat gibi çarpıyor yüzümüze. Kitap, isminin hakkını sonuna kadar veriyor. Okudukça huzursuz oluyorsunuz. Sanki hepimiz bir oyunun içindeyiz, bize roller biçilmiş ve biz de o rolleri en iyi şekilde oynamaya çalışıyoruz. Bize ait olmayan ama sebepsizce kabullendiğimiz kurallardan ibaret hayatlar yaşıyoruz. Pessoa gerçekleri yüzünüze vurdukça sıkılacaksınız. İnkâr etmek isteyeceksiniz. Ama en sonunda “ben de böyleyim” demeye kendinizi ikna olmuş bulacaksınız (benim gibi). Hani herkes uyur, sen tek başına kalırsın ve sebepsiz yere bir şeyleri sorgulamaya başlarsın ya… İşte bu kitap tam olarak o anların kitabı. Belki de bu yüzden kitabın büyük bir kısmını gece yarısından sonra
Huzursuzluğun KitabıFernando Pessoa · Can Yayınları · 202514,5bin okunma
Reklam
9/10
·384 syf.··
2026 27. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 02:38
Yorum “Ninibe düşmüştü. Çöllerin göklerde hüküm süren hanımı, insanlıkla göz göze gelen ilk ilahi…” Çöl Masalı serisinin ilk kitabı olan Kumların Yemini ile geldim. Kitap bu cümlelerle başlıyor ve sizi olduğunuz yerden alıp bambaşka diyarlara götürüyor. Kitaba başlamadan önce kitaptan olan beklentim oldukça yüksekti. Yazarın daha önce hiçbir kitabını veya yazdıklarını okumamıştım ve kaleminin de nasıl olduğunu bilmiyordum. Fakat bu kitap kesinlikle beklentimi karşıladı ve yazarın kalemine hayran kalmamı sağladı. Kitabı okurken çoğu zaman çeviri bir kitap okuyormuş gibi hissettim. (Türkler fantastik yazamıyor yaa, diyen tayfa ağlayarak günlüğüne yazabilir) Kitabın dili oldukça akıcı ve okuması keyifliydi. İlk kısımda her karakterin kim olduğu açıklanmıştı ve ben bunu çok beğendim. (Fazla karakter var ve ben çok unutkanım…) Bunun haricinde, Ninibe’nin gücüne, Şahmeran ve Mirza’nın aşkına, Varaka’nın tavırlarına, Neper’in dostluğuna, Neith’in varlığına hayran kaldım. Neper sebepsizce ona hayran kalmama sebep oldu ve ben bu karakteri çok sevdim. Neha’dan nefret ettim. Onun sonunu okumayı dört gözle bekliyorum. Ra içinse söyleyecek söz bulamıyorum, eğer Ninibe söylediklerinde haklıysa Allah onun da cezasını versin yani! İlk kitap olmasına rağmen oldukça akıcı ve heyecanlıydı. Özellikle son kısımlarda yerimde duramadım. Umarım Şahmeran var olmaya devam eder. (LütfenLütfenLütfen) İkinci kitapta olayların geleceği yeri çok merak ediyorum ve şimdiden okumak için sabırsızlanıyorum. Umarım ikinci kitap en kısa zamanda çıkar. Kitapla kalın dostlar…
1000Kitap
Kumların YeminiÖmer Kaan Çetin · Prime Kitap · 202626 okunma
8/10
·336 syf.··
2026 31. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2026 23:56
Alex... Sarsıcı bir hikaye gerçekten. Okunmaya değer. Başta klasik 'kacirilan kadın' hikayesi gibi ilerliyor ancak olaylar değişiyor. Kitap boyunca bir sebep aradım merak hep tazeydi sonlara doğru 'demek ki sebepsiz cinayetler' dedim ama işler öyle değilmiş moruk :) Spoiler içeriyoooor.. Alex adlı kızımız kaçırılır,onu takip edildiği hissine kapılmasına neden olan kişi tarafından.. Kaçırılması ve kafese hapsedilmesi Alex'in içine düştüğü korkunç durumlar aşırı etkileyiciydi hele o sıçanlardan bahsedilen kısımlarda çok gerildim onlara yem olacak diye ama nope! Bizim kız tam bir savaşçı çıkıp ordan kurtuluyor ee seri katil iç güdüleri de mevcut diye düşünürken.. bunu kaçıran kişi meğer oğlunu arıyormuş. Alex bu çocuğu öldürmüş. Bir taraftan başkomiser Camille(145boyunda olduğu sürekli tekrar ediliyor sinirlerim bozuldu shjsjd) soruşturma yönetiyor. Bu esnada Alex kaçıp kurtuluyor ve cinayetlerine devam ediyor ve imzası ise asit dökmek. Asıl sarsıcı olan ise sebebi. Öyle random kişileri öldürüyor ki Alex, sebepsizce olduğuna ikna oluyor insan. Ancakkk... Şeref yoksunu abisi tarafından 10 yaşından itibaren tecavüze uğruyor, başkalarına pazarlanıyor. Ta daa ölenlerin hepsi bu kişiler. Asit detayı ise çok korkunç ve sarsıcı. Son yaptığı işe aşşşırı zekiceydi. Abisi olacak embesilin cezasını harika kesti. Camille nevi şahsına münhasır bir bey:)
AlexPierre Lemaitre · Can Yayınları · 2011108 okunma
8/10
·272 syf.··
2026 9. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2026 01:59
Buram buram yarım kalmışlık kokuyor her bir sayfa. Ama bunu dramatik değil, gündelik hayatın saçmalıklarıyla anlatıyor. İnsan bazen en büyük yalnızlığını boş konuşurken ya da alakasız bir şakaya gülerken hissediyor ya, kitap tam olarak o duyguyu canlandırıyor. Burak Aksak’ın bir romanını ilk kez okudum. Sanki biri karşına oturmuş da dağınık dağınık konuşuyor gibi. Ama o dağınıklığın içinde bir düzen var. Cümleler bazen anlamsızlaşacak gibi oluyor, sonra bir anda insanın kalbine oturan bir yere bağlanıyor. Mecnun’un dünyası mantıkla değil hisle çalışıyor. Bir de kitabın insana hissettirdiği o eski dostluk duygusu var. Mahalle, komşuluk, birbirinin hayatına sebepsizce karışmak… Günümüzde çok uzaklaştığımız bir sıcaklık bu. Çok geçmişte kalan bu samimiyeti, güven duygusunu özletiyor insana. Bence Leyla ile Mecnun’un asıl gücü burada. İnsanın içindeki kırık ve çocuksu tarafı aynı anda gösterebildiği için unutulacak türde bir roman değil. Kitap bittiğinde geriye büyük duygular değil de geç kalmışlık kalıyor: Sanki uzun zamandır görmediğin insanlarla aynı masadan yeni kalkmışsın gibi. Sanki bir yerlerde tekrar karşılaşacakmışsın gibi. Son 100 sayfada öyle nokta atışlarıyla karşılaşıyor ki insan, gerçekliği insanı epey düşündürüyor. Diziyi de en kısa zamanda izleyeceğim. Okunmalı, keyifli okumalar
Leyla ile MecnunBurak Aksak · Küsurat Yayınları · 201817,5bin okunma
10/10
·104 syf.··
2026 36. kitabı
·
11 saatte okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2026 20:21
​Bu kitabı size nasıl anlatabilirim, gerçekten bilmiyorum. Bir arayıştaydım; favori bir yazarım olsun diye yeni isimlerle tanışıyordum ve sanırım tam da beni derinden etkileyecek o kitapla ve yazarla karşılaştım. ​Kitap adeta upuzun bir monolog gibiydi. Karakterin ismi yok, nasıl bir görüntüye sahip olduğunu bilmiyoruz; yalnızca zihninden dökülen sözcükleri okuyoruz. Öyle bir metin ki, tek bir cümleyi bile kaçırırsanız odaklanmak oldukça zorlaşıyor. En başta "Bu yazar ne anlatıyor?" diyebilirsiniz, çünkü herkese hitap eden bir yapısı yok. ​Okurken, sebepsizce Nilgün Marmara'nın şiirlerindeki o tanıdık hissel durumları ziyaret ettim. Varoluşsal sancılar eşliğinde koltuğumda otururken, sancılarıma yeni sancılar eklendi diyebilirim. Ve eminim ki bu kitabı tekrar tekrar okuduğumda, altı çizilmemiş tek bir sayfası bile kalmayacak. ​"Deli gibi kendi fazlalıklarımı kontrol altına alıyorum, saçmalıklarım beni güzellikleriyle boğuyor. Evvelim, neredeyseyim, aslayım. Ve bütün bunları seni sevmeyi bırakınca kazandım." ​"Bir de aşk şarkıları vardır, o da ruhsuzca kendime ağıtımı anlatır: dönmüyorsan neden hâlâ seviyorum seni sevgilim? Ulaklar yollamam boşuna, seni selamladığımda yüzünü saklıyorsun benden; farkımda bile değilken sen, neden seviyorum seni hâlâ?" ​Sizin de benim kendime favori yazar seçme yolculuğumda tanışmamı tavsiye ettiğiniz yazarlar var mı?
1000Kitap
Yaşam SuyuClarice Lispector · Monokl · 2017367 okunma
Reklam
Reklam