• 431 syf.
    ·16 günde·8/10
    (Spoiler içerir)
    *" Piraye'yi yıllarca Nazım'a bekletip Vera' ya yar eden dünya değilmisin sen"
    Okuduğunuz bu sözden yola çıkarak Piraye adlı kitaba merak saldım. Kitaba başlarken kararsız bir Piraye gördüm. Ne istediğini bilmeyen karşısına çıkan partnerlerini sırf ona benzemiyor diye hor gören bir Piraye.

    Piraye' mizin kalbini Diyarbakır' lı Haşim çalıyor. İşte burda mesafelere rağmen aşk diyoruz...
    Hani izlediğimiz güneydoğunun sarpa saran ağalı, hanımağalı dizileri tadında güzel bir hikayeydi.

    Tam da reyting rekorları kıran HERCAİ dizisini düşündüm kitabı okurken. Konu farklı olsada çağrıştırıyor az da olsa.

    Erkek çocuk sahibi olmadı diye üzerine kuma getirilen Piraye. Ah Piraye!
    Koskoca İstanbul' da yaşayan kendini kimseye ezdirmeyen sözünü geçiren Piraye.

    Çok değil evliliğinden beş sene önce biri çıkıp karşısına "Piraye sen Haşim ile evleneceksin dünya tatlısı bir kızınız olacak ve bir süre sonra kısa zamanlı hastalığından dolayı bir daha çocuğun olmayacağını üzerine kuma geleceğini söyleselerdi inanırmıydın."

    - Kim! ben Piraye; üzerime kuma mı gelecek? dediğini duyar gibiyim. Daha kötü bir acı ile sınandın farkına varabildiğin kadar var. Artık Haşim yok!


    Nazım'ın Piraye'si de böyle olmadı mı Nazım Piraye 'yi deli gibi severken birden başka kadına aşık olmadı mı?

    Erkekler birazda böyle değil mi elindekinin kıymetini bilmez başkasını koynuna almaktan utanmaz. Ama aynısını sadece sözle dile getirseniz karşınızda sinir küplerine binerler. Eşlerinin başka bir adama bakışını bile kaldıramazken kadınlar onları aldatan kocalarına ne yapsın? Tek kelime ile kadının sevgisini yüreğini haketmiyorsunuz.

    Gerçeği kahramanımız Haşim son nefesine kadar Piraye dedi de Piraye' miz duymamazlıktan geldi.
    Olsun bedelini öde son nefesine kadar.

    Farklı kültürleri, farklı gelenek ve görenekleri bir arada birleştirmek isteyen çiftimiz Piraye ve Haşim
    Piraye' yi okurken tarafınız belli olmayacak kime nerde hak vereceğiniz belli olmuyor devamlı dönen bir döngü gibi. Yok artık diyeceğiniz bir hikaye ve ben Diyarbakır' a hayran biri olarak kitabın tarihsel yanını çok sevdim. Gördüğüm yerleri yazar anlatırken hevsel bahçesini Piraye ve Haşim ile gezdim. Gazi köşkünden bakınca diclenin nasıl aktığını gördüm surların tam da karşıda kalkan gibi yıllarca inatla nasıl ayakta durduğuna tekrar şahit oldum ve en güzeli bunları yaşarken Diyarbakır' ın o muhteşem havasını bir daha içime çektim.

    Ve gerçekten şuna inanıyorum ki şehirler kirlenmez. İnsanlar şehirleri kirletir.

    *Hey gidi Diyarbakır sen daha nelere şahit olacaksın...