"Sana alçak gönüllü bir gerçeği söylüyorum.İnsan ,yani bu küçük deli varlık kendisini bütün sayıyorsa,ben, başlangıçta her şey olan parçanın parçasıyım.Açıkçası aydınlığı doğurmuş olan karanlığın bir parçasıyım."
Bir tane aldı.Sigarasını yaktım. Yüzü yine aydınlanarak geminin siyah duvarlarından ayrıldı , ama bu kez tamamen bana dönmüştü: Gözlüğün arkasındaki gözleri merak ve delice bir güçle yüzümü inceliyordu. İçimi bir korku kapladı.Bu insanın konuşmak istediğini hissediyordum,konuşmak zorunda olduğunu.Ve biliyordum ki ona yardım etmek istiyorsam susmak zorundaydım.
Üç gün boyunca bunu denedim ,pes etmiş halde insanları ,denizi izledim;ama deniz hep aynıydı mavi ve boş,sadece günbatımında aniden bütün renkler üzerine dökülmüş gibi oluyordu. İnsanlara gelince onları üç yirmi dört saatin sonunda ezberlemiştim.Her surat bıkkınlık dercesine tanıdık geliyordu,kadınların tiz gülüşleri sinirimi bozmuyor,birbirine yakın duran iki Hollandalı subayın gürültülü münakaşaları beni kızdırnıyordu...