Gördüğünüz gibi sorun, cinselliğin olup olmamasında değil, başka bir şeyi, ondan çok daha değerli, sonsuzluk
kadar kıymetli bir şeyi yok etmesinde! Şehvet, tahrik olma, tensel
zevkler; bunların hepsi köle edicidir! Yığınlar, şehvet yalağından
beslenen domuzlar gibi bir yaşam sürerler.”
O kitapta cinsel ilişkilerin diğer
ilişkilerden hiçbir farkı olmadığını, bu tür ilişkilerin de diğerleri
gibi güç mücadelesi olduğunu yazdım. Cinsel arzu, aslında, karşı-
daki insanın zihni ve bedeni üzerinde mutlak hâkimiyet kurmak
için duyulan arzudan ibarettir.
“Bu bana doğru gibi gelmedi. Benim duyduğum arzu böyle
değil"
"öyle, öyle!” diyen Nietzsche ısrarlıydı. “Daha derinlere bakarsanız bu arzunun da tüm diğer insanlardan daha üstün olma arzusu olduğunu görürsünüz. Aşık, seven kişi değildir; aslında o,
sevdiği kişinin mutlak sahibi olmayı amaçlar. Bütün isteği, tüm
dünyayı o değerli malından soyutlamaktır. Altınları başında nöbet
tutan ejderha kadar alçak ruhludur. Dünyayı falan sevmez, tersine
tüm diğer canlılara karşı bir umursamazlık içindedir
Kendi
keşiflerinizin size de faydası dokunabileceği fikri hoşuma gitti.
Zira aslında kimse kimseye yardım edemez; insan kendine yardım
etme gücünü kendi içinde bulmalıdır.
Siz, doktor, sizi motive eden şeyin bana hizmet etmek, acımı dindirmek olduğunu söylüyorsunuz. Bunların insan motivasyonuyla uzaktan yakından ilgisi
yok. Bunlar rahiplere özgü propagandalarla kurnazca yönetilen
köle zihniyetinin bir parçası. Daha derinlere inip motivasyonlarınızın kaynağını bulun!
Hiç kimsenin bir şeyi sırf başka birisi için
yapmadığını göreceksiniz. İnsanın bütün eylemleri kendisine yöneliktir, bütün hizmetleri kendine hizmettir, bütün sevgisi kendini sevmesindendir.”
Belki de sevdiğiniz insanları düşünmektesiniz. Ama daha derinlere inin, sonunda sevdiğinizin onlar olmadığını göreceksiniz: Siz bu sevginin içinizde yarattığı duyguları seviyorsunuz! Siz arzuyu seviyorsunuz, arzu edilen şeyi değil.