Himmler, Yahudileri katletme emrinin "tarifsiz bir kutsal emri" andırdığını iddia etmiştir. Bu sapkı iddiaya göre Yahudi Soykırımı'nın insanın tarihselliğine ilişkin deneyimden muaf tutulması ve insani kavrayış ile bağlamın tüm sınırlarından azade kılınması onu "kutsal" bir olay yapar --- o olağanüstü canavarlığını tam da yabancılığı ve tekinsizliğine borçlu olan mutlak bir sır. Böyle bir mantık karşısında insanın tüyleri ürperiyor.
Bu kitapta o zamanda daha henüz yeni sayılabilecek sanatsal anlatımlar ve sorunlar aktarılmıştır. Kitapta yazılanlar ile o zaman ki sanat dünyasına dair bir bakış açısı elde edebiliyoruz. Ancak günümüzde bu tarz bir kitabı okumanın artık bir değerinin kalmadığını düşünüyorum. Bu tarz kitaplar, yazıldıkları dönemle ilişkilendirilebilirler. Yani yazıldıkları döneme ait bir ses niteliğindedirler. Zaten okumanın konusu bildiğimiz geçmişi yansıtmak oluyor. Bunun dışında bu kitaptan bildiğimiz şeylerin anlatılmasından başka herhangi bir mesaj alamadım. Zaten kitap 1960'lı yıllarda yazılmış. Bilginin her geçen gün elimize hızlı biçimde ulaştığı bu dönemde okunacak bir kitap olduğunu düşünmüyorum.
Sanatın işlevi, dünyayı tanımak (bilmek) değil, dünyanın tamamlayıcılarını ortaya koymaktır; o, varolan biçimlere eklenen özerk biçimler yaratır, ama bunların da bir yaşamı ve kendilerine özgü yasaları vardır.