Bugüne kadar okuduğum bol oyuncu dolambaçlı ve karmaşık bir kitap olduğunu baştan söylemeliyim. Okuma boyunca zihnin hep aktif olarak kitapta kalmalı. En ufak bir dalgınlık sana eee ne diyor burda şimdi yazar nasıl bağladı bunu buraya sorusunu sordurabilir.
10 romanla başlanan bir üst kurmaca ile sonunda birleştirilen bu postmodern eser tam anlamıyla kelimelerle okura nasil oyun oynarım onu nasıl sorgulamaya yönlendiririm biraz da kitaba nasıl bakması gerektiği mesajını veririmin cevabi.
Herhangi bir romanda yazılan bir kelime bir cümle ya da bir bölüm nasil daha farklı başlayabilir nasıl devam eder, farklı okurlar gözünden nasıl yorumlanabiliri bize gösteriyor.
Bu 10 farklı romanı bizlere anlatan anlatıcı ise " kadın okur" ve " erkek okur". Bu anlatılanlar ise; İçinden biraz aşk biraz kitap sevgisi biraz elestiri biraz siyaset barındıran 11. roman.
Kadın okurların erkek okurlara göre daha iyi bir düzeyde olduğunu yazan yazar güncel bir konuya değinmiş bence bu bugünde ülkemizde de dünyada da böyle.
Kitaptaki yazar editör yayın evi çalışanları kitapçı karakterleri ile yazar edebiyata ve okurlara ait tüm olumlu olumsuz gördüğü yanları harika bir kurgu ile bize vermiş.
Aynı kitabı farklı gözlerle okumanın üzerine konuşmanın önemi çok iyi anlatan bir eser olmuş.Bu düzlemde okunan kitap üzerine konuşmanın ne denli gerekli olduğu aşikar oluyor.
Kitapevinden alışveriş yapmanın hazzının nasıl güzel olduğunu hatırlattı kitap bana orda o raflar arasında kitap kokuları ile dolaşmak, ben gibi kitaplara bakan kişilerle selamlasmak aslında ne kadar büyük bir nimettir ve malesef dijitallesen dünya da bunu malesefki yitiriyoruzu hatırlattı bana kitap ve daha çok dokunarak koklayarak hissederek ve oradaki insanlar ile iletişime kurarak kitap alışverişi
Kış vakti insana iyi hissettiren bir kurgu Leyâl. Öncelik olarak tüm kurgu ana karakterin ev arkadaşının her gece sessizce evden ayrılmasından şüphelenip peşinden gitmesiyle başlıyor. Bir sır peşinde koşarken çaba harcayan ana karakter, keşfettiği gerçekler ile yaşadıklarını kabullenerek yola devam ediyor. Ev arkadaşı ve aynı zamanda meslektaşı olan Cenker ile arasında olanlarında ona güç verdiğini düşünüyorum. İnsanın geçmişini kabul etmesi gerektiğini öğreten yerlere sahip bir kitap. Ana karakterin pek fazla değişim ve gelişim gösterdiğini hissedemedim okurken. Yan karakterlerin pasif kaldığını hissettim, yoldan geçen tanıdıkla selamlaşmak gibiydi yan karakterler. Hem varlar hem konunun dışındalar. Ben yazarın kurguyu daha detaylı, derin ve uzun bir şekilde işleyebileceğini düşünüyorum. Merak uyandıran konu hem özgün hem yaratıcı, okurken elde ettiğim merak beni tatmin eden derinliğe yeteri kadar ulaşamıyor. Genel baktığımda yazım stili, konunun işlenme şekli ve yazarın dili bana oldukça hoş geldi, sade ancak yaratıcı ve özgün. 78 tarot kartı ve 22 büyük arkana'dan bahseden, spirituel detaylara sahip olduğu için benim için yeri hep başka olacak bir kitap. Olayların hızlı geliştiğini düşünmüştüm en başta ancak kurgunun gidişatına göre oldukça normal gelmeye başladı okudukça. Kitabın bazı yerlerinde fazla kullanılan -mış/miş ekleri dikkatli okuyunca göze çarpıyor ancak beni rahatsız etmedi. Detaylanmadığı için basitçe geçildiğini düşündüğüm yerler oldu mesela rüyaların paralel evrenin geciş yeri olması, ailesini çabucak affetmesi veya modern cadılardan bahsedilmesi gibi daha detay verilebilecek yerler vardı. Ben tüm eleştirilerime rağmen kitabı seviyorum ve tekrar tekrar okurum. Okuyanlara iyi okumalar dilerim.
Melina kalemine sağlık.
Selam
Bugün size @nesilyayinlari'dan çıkan @huseyin_tunc_tr tarafından kaleme alınmış #beyazat adlı eserle geldim.
Öykü okumayı sever misiniz?
Ben yoğun zamanlarımda hikaye okumaya bayılıyorum. Yazarla tanışma kitabım olan bu kitap bana ilaç gibi geldi yerleşme süreci bitti derken değişiklik süreci başlamıştı çünkü. Hava da sıcak olunca hikayelere sarıldım, sanırım bu ayki 3. hikaye kitabım.
8 hikayeden oluşan bu muhteşem eser her hikayede kalbe dokunmanın, hayattan olmanın bir yolunu daima bulmuş. Kendimle en çok ilk hikayeyi bağdaştırdım çünkü taşındığım yer çok sessiz, evden dışarı çıksam bile iletişim kurabileceğim kimse yok. Selamlaşmak dışında ev dışı kimse ile iletişim kuramıyorum ve bu gerçekten insanı başka bir ruh haline sokuyor. Hikayemizde de Fikriye Teyze dilini bilmediği bir yerde ev içinde yalnız kalıyor. Evdeki diğer bireyler işe gidiyor, eşini zaten kaybetmişti... Bir yavru kertenkele ve tamamen duygular ile anlaştığı Majo ona yoldaş oluyor. Hemen sonraki hikayede 5 yaşındaki bir çocuğun ölüm olgusu ile karşılaşmasını (atı ölüyor) okuyoruz. Riko ise biri ile tanışmanın aracı olarak kullanılıyor. Haluk ise papağanıyla yalnızlık çekmiyor ya da yalnızlığını paylaşıyor demeliyim. Her hikayelerde farklı noktalarda kendinizden bir şeyler bulabileceğiniz bu kitabın dili akıcıydı, içindeki çizimler hikayeyi destekliyordu ve çokça duygu yaşanıyordu. Farkettiyseniz hikayelerde hep bir insan kahramanın yanına yoldaş hayvanlar var. Bu durum benim çok hoşuma gitti. Siz de hikaye okumayı seviyorsanız bu kitaba mutlaka şans verin.
#ruhumunaynasiileokuyoruz
Marry Grave'in, acayip, tuhaf, azıcık kafadan kontak, azıcık da çatlak bir hikaye olmasını bekliyordum ve gerçekten de öyle çıktı. Ana karakterimiz olan Sawyer hayat tecrübelerinden mütevellit gerçek bir çatlak ama neyse ki cana yakın ve sevilesi olanlarından.
Ben manganın çizimlerini çok beğendim. Karakterlerin her biri adeta göze hitap etsin diye çizilmiş ve büyük bir özenle çizildikleri çok belli oluyor. Hikayesinin çekiciliği de sizi devam etmeye teşvik edecek kadar iyiydi. Sadece konu beklediğimden hızlı ilerledi ve daha yavaş mı gitseydi acaba diye biraz düşündürdü beni açıkçası. Üstelik daha en başından başlıyor her şeyin son sürat ilerlemesi. Böyle nasıl desem, bodoslama dalıyorsunuz olayların içine. Giriş biraz daha alıştırarak başlasa daha memnun kalabilirdim, orası bir gerçek ama böylesi de geçer not almaya yeterli geldi benim için. Bu arada kitapta bazı tanıdık yaratıklarla karşılaşıyorsunuz ve bu benim için oldukça büyük bir sürpriz oldu. Goblinler, periler bir yana Alice Harikalar Diyarı ve Harry Potter evrenine özgü bazı büyülü yaratıklar sayfalar ilerlerken bir anda karşınıza çıkıveriyor. Bu karşılaşma hem eski bir dostla selamlaşmak gibi hem de yanlış yerde yanlış insanla rast gelmek gibi bir his verdi bana. Bu hisse sevinip sevinmediğime ise hala karar veremedim.
Marry Grave 01Hidenori Yamaji · Egmont Manga · 2019186 okunma
Saklıkuyu'da..
Bilinmezliklerde kendini bilmek,bulunmazlarda kendini bulmak,sokaklarında dolanırken tanıdık dostlarla selâmlaşmak,deniz fenerine koca çak bir beşlik yapmak..
Keyifliydi ;)
"Gözyaşını silen olmayınca kendi sile sile ağlamamayı öğreniyordu insan."
Güçlü olabilmek, hayata ve şartlara uyum sağlayabilmek ve ayakta durabilmek için kendini, içine gömenlerin kitabı olmuş Ay Işığım.
Şeyh'in vasiyetiyle İstanbul'a taşındık önce. İki çocuk, üç kadınla birlikte biz okurları, can dostu Akif'e ve dayısı Merih'e emanet edip savaşa gitti Eşref.
Ülke kaynıyor tabi o dönem. Saraydan ümidini kesenler, kendi yaralarını sarmaya çalışıp vatana sahip çıkabilmek için Anadolu'ya çeviriyor keskin mavi bakışlarını.
Eşref de gidiyor savaşa; aşkı kalbimizde, özlem ateşi göğsümüzde, silüeti gözümüzün önünde bekliyoruz dönmesini.
Dönüyor ara ara, Emine ablasını görmeye.
Satı'yla, düşmanın yaktığı köyden kurtardığı o minicik kızla, kızıyla hasret gidermeye.
Kapı eşiğinde selamlaşmak düşüyor bize de. Bir kısa bakış, yanımızdan geçerken bir nefeslik koku...
Niye mi hep "biz" diye anlatıyorum olanları?
Çünkü tüm hücrelerimle dahil oldum kitaba. Öyle bir içine çekti ki beni, ruhumun her zerresini sarıp sarmaladı.
1. Kitaptan itibaren dost olduk her bir karakterle. Sırbende'de ismen tanıştıklarımızın hayatlarına dahil olduk Ay Işığım ile.
Akif'in çocukluğuna gittik. Soydan soya yapışan etiketlere yandı içimiz.
Zişan'ın geçmişiyle ve amcasıyla yüzleştik. Sadece o evde titremedi pencereler, bizim evin camları da sarsıldı.
Feride'nin duayla üflediği kuş tüyünün düştüğü tek avuç, Eşref'inki değildi.
Ben de hissettim aynı hafifliğin ağırlığını kalbimde.
Ve Eşref tek başına taşımadı kırmızı ipek mendile sarılı bukleyi...
Ahh Leman'ım... Tek değildin şeyh babanın özlemiyle yanan; geçmişle gelecek, ölümle yaşam, hayalle gerçek arasında elçi olan.
Kemal'im, Paşam... Bedeni ve ruhu özgürlük ateşinin körüklediği vatan sevdasıyla yananların hepsi birlikteydi seninle, Samsun'a
Ay IşığımÖzlem Binel · İnkılap Kitap Evi · 202068 okunma