#kitapkonusu
“Bu dünyaya sıkıştırıldık biz. Ya öncesinde daha mutluysak? Ölünce nereye gidecek bu ruh dediğimiz. Böcekler kemirirken o bakmalara doyulmayan yüzünü, ne hissedeceksin Eşref? Hiçbir şey ha, nereden biliyorsun? Ya burası başka türlü bir yerse? Hiç düşünmediğimiz ve düşünmek bile istemeyeceğimiz bir yerse. Doğumla ölüm arasına sıkıştırılmış kendi cehennemini yaşayan zavallılarsak. Acı için, ıstırap için gönderildiysek buraya? Altmış-yetmiş senelik bir ömür için çok değil mi bu kadar eziyet. Ve yaşlılık ne çabuk gelip ne uzun sürüyor da, gençlik ne kısa. Böyle olmaz Eşref. Peki, ben bir daha gelecek miyim bu dünyaya? Ona da yok dersiniz siz değil mi?”
Özlem Binel, saflığın gölgesinde aşkı ve tutkuyu anlatırken Kurtuluş Savaşı mücadelesini de romanının arka planına koyuyor. Binel, Ay Işığım romanıyla aşkın ve mücadelenin büyüttüğü hayatlara dokunuyor.
#kitapalıntıları
“Hayat ahmakça bir masal. Binlerce yıldır tekrar eden bir döngü. Aynı doğumlar, aynı yaralar, aynı bakışmalar, aynı acılar... Acaba ben, kendi masalımı yazabildim mi? Milyarlarca insan hayatı, gelip göçen, gelecek olan... Her birinin ömrü farklı olabilir mi birbirinden? Ama parmak izleri farklı, bir de gözbebekleri.
Kaç kadın, aynı yerinden bıçaklandı sevdiği adamın elinden. Kaç anne ağladı, evladım, diye. Kaç adam, adem oldu bunca ömür içinde..
Farklı seçimlerde bulunsa bile muhakkak binlercesi aynı acıyı tatmıştı diğerleriyle. O halde, tekrarlanan bir sürecin içindeysek kimiz biz? Ne arıyoruz burada? Tatmamız beklenen farklı bir şey yoksa ben de seçimimi yapıyorum.”
#kitapyorumu
Aşka inancı olmayanları bile inandıracak bir aşk…
İlk kitabın ardından ara vermek istemiştim ama merakım ağır bastı ve ikinci kitabı da çabucak okudum. Keşke daha da uzun olsaydı. Bitmesini hiç